Alaçatı sezonu bu hafta sonu açıldı

06.04.2019 Cumartesi
Bu hafta sonu kiminle konuşsam Alaçatı’ya gidiyor, The Stay’dan Biblos Beach Resort’a birçok otelde çeşitli aktiviteler var.

Ama tabii bu hafta sonunun asıl gündemi Alaçatı Ot Festivali.

Eskiden İzmirlilerin sayfiyesiydi Alaçatı.

Bir de rüzgârı sayesinde sörfçüler biliyordu değerini.

Malum, Babylon Alaçatı’nın açılışıyla İstanbullular da Çeşme’yi keşfetti.

Babylon Alaçatı’dan Aya Yorgi’ye taşındığında bile İstanbullular Alaçatı’dan vazgeçmedi.

Emre Ergani’den Metin Fadıllıoğlu’na İstanbul’un tanınmış işletmecileri de Çeşme’de mekân açtı. Güler Sabancı’dan Erol Tabanca’ya birçok isim Alaçatı’ya otel yatırımı yaptı.

İstanbul’dan Alaçatı’ya tatile giden çok kişi oldu, tabii bunda bazı İstanbulluların artık bir ayağının Alaçatı’da olması da etkiliydi.

Yine de turizmciler hep dertliydi, “Çeşme zor bir bölge çünkü yabancı turist gelmiyor” diye.

Gerçekten de öyleydi, Bodrum’a, Antalya’ya, Fethiye’ye yabancı turistler akın ederken Çeşme’de sadece yerli turistler vardı.

Ama Alaçatı’da bir ara kalabalık nedeniyle sokakta yürümek bile imkânsız hale geldi.

Sonunda o abartılı coşku geçti.

Eğlence, Hacı Memiş ve Kemalpaşa’ya kaydıkça daha iyi oldu.

Bu hafta sonu itibarıyla 2019 yaz sezonu Alaçatı Ot Festivali ile resmen açıldı.

Stantlardaki yiyecek çeşitlerini tatmak, atölyelerde bilgilenmek, müzik dinletileriyle neşelenmek mümkün.

Festivalin bu yılki teması “pazı”.

Yarın “En Güzel Ot Yemeği” ve “En Fazla Ot Çeşidini Toplama” yarışmaları saat 13.00’te başlıyor.

Bakalım, Alaçatı Ot Festivali’nde bu yıl da izdiham yaşanacak mı?

Seyahat severler için tarihi gün

Bugün seyahat sever İstanbullular için çok önemli bir gün.

Çok sevdiğimiz Atatürk Havalimanı’yla dün gece vedalaştık ve artık bugün itibarıyla İstanbul Havalimanı’na taşınma resmen tamamlanıyor.

Yeni havalimanından ilk uçuşum geçen aydı, daha önce de havalimanını gezmiştim.

İstanbul Havalimanı’na Nişantaşı’ndan sabah 08.00’de tam 37 dakikada gitmiş ve kesinlikle sanıldığı kadar uzak olmamasına sevinmiştim.

Yollar, D20 yeni karayolu bağlantısı, pek ferah.

Üstelik metro tamamlanınca çok daha kolay olacak ulaşım, şehrin merkezine 26 dakikada gidilecek.

Doğru terminal kapısından girerseniz içerideki yürüyüş gözünüzü ürkütmesin.

Adımsayarınızı mutlu edecek kadar çok adım atıyorsunuz.

Havalimanının doğal gün ışığıyla aydınlanması hem stresi azaltıyor, hem de çevreye saygılı.

Yerden havalandırmalarla da benzer bir olumlu etki yaratılmış.

Daha sağlıklı, yaklaşsanız bile üşütmenize neden olmayacak bir havalandırma sistemi var.

İçeride kullanılan ahşap malzeme ve bol yeşillik sıcaklık hissi veriyor ve bu his daha girişten Nizamiye’den başlıyor.

Taksi ve vale hizmetiyle özel araçların bekleme alanını da ayırmışlar.

7 kapılı havalimanının bana göre en etkileyici yanı büyüklüğü ya da 42 ayda tamamlanmış olması değil, son derece Instagrammable olması. Hangi köşede fotoğraf çekseniz harika çıkıyor, hem ışıktan hem tasarımdan.

Şimdi en çok merak ettiğim yeni CIP Lounge, Atatürk Havalimanı’nın meşhur pidesinden sonra bakalım burada neler öne çıkacak?

 

 

Yazarın Önceki Yazıları