Düşünenlerin Düşüncesi

Düşünenlerin Düşüncesi

dusunce@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Golan Tepeleri’nde barışı dinamitlemek
ABD Başkanı Donald Trump’ın 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşından beri İsrail işgali altında bulunan Suriye’ye ait Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanıyan kararnameyi (25 Mart 2019) imzalaması üzerine Demokratik Sol Parti (DSP) Parti Meclisi Üyesi, eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, aşağıdaki yazılı açıklamayı yaptı: “İsrail, 1967 yılındaki altı günlük Arap-İsrail Savaşından bu yana stratejik önemi haiz, Suriye’ye ait Golan Tepeleri üzerindeki işgalini sürdürüyor. 1973 yılında Suriye’nin Golan Tepelerini geri almaya yönelik askerî harekâtı başarılı olamadı; fakat İsrail ve Suriye, askerî kuvvetlerini Golan plâtosundan çekme konusunda anlaştı. O zamandan beri bölgede Birleşmiş Milletler Barış Gücü görev yapıyor.

Haberin Devamı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, başlangıçtan itibaren İsrail’e işgal ettiği Golan Tepeleri’nden geri çekilme çağrısı yapan kararlar aldı. 1967’deki 242, 1973’deki 338 ve 1981’deki 497 sayılı Güvenlik Konseyi kararları, ABD dahil 15 üyenin oybirliğiyle alınmış kararlardır. Fakat İsrail, bu kararlara aldırış etmediği gibi; 1981 de çıkardığı Golan Tepeleri Kanunu ile bu toprakları ilhak yoluna gitti. Güvenlik Konseyi, bunun üzerine oybirliğiyle kabul ettiği 17 Aralık 1981 tarih ve 497 sayılı Kararla söz konusu Kanun’un ‘yok hükmünde, geçersiz ve uluslararası hukuk açısından etkisiz’ olduğunu ilân etti ve İsrail’i bu hareketinden vazgeçmeye çağırdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın önce bir tweet atarak, sonra bir kararname imzalayarak Suriye’ye ait Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanıması, ABD’nin dış politikasında Başkan Trump’ın 6 Aralık 2017 günü İsrail’deki Büyükelçiliklerini Tel-Aviv’den Kudüs’e taşımaya karar verdiklerini açıklamasıyla başlayan değişikliğin yeni bir örneğidir. Trump’ın ABD iç politikasında bundan sonraki başkanlık seçiminde Musevî lobisi için kendisine, İsrail iç politikasında yaklaşan genel seçimde Başbakan Benjamin Netanyahu’ya avantaj sağlamaya yönelik hesaplara dayanan ve İsrail’den başka hiçbir devletten destek görmeyen son kararnamesi, Ortadoğu’da çok duyarlı dengeler içinde aksamalarla yürüyen barışa karşı yapılmış, barut fıçısına dinamit koymaktan farksız bir provokasyondur.”