Düşünenlerin Düşüncesi

Düşünenlerin Düşüncesi

dusunce@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

İnal Aydınoğlu

Günümüzde insanların çoğu dünyaya, dünyasal değerlere odaklı yaşıyorlar. Daha çok kazanmak, daha çok biriktirmek istiyorlar. Daha çok mala, mülke, daha çok şana, şöhrete sahip olurlarsa daha güçlü ve mutlu olacaklarını zannediyorlar. Fiziksel, zihinsel, hatta bilimsel çalışmaların hedefi bile toplumda sözü geçen, sözü dinlenen etkili bir insan olmak. En güçlü olan, en önde olur düşüncesi ile bir rekabet ortamı yaratıyor, öne geçebilmek için kıyasıya bir mücadele, kavga, kapma, kapışma telaşı içinde yaşıyorlar.

Haberin Devamı

Bu kapışmadaki en büyük silahları akılları. Hedefe daha hızlı ulaşabilmek için her yolu deniyor ve mubah kabul ediyorlar. Gerektiğinde tilki kadar kurnaz, kartal kadar yırtıcı, çakal kadar sinsi ve çıkarcı olabiliyorlar. Herhangi bir seçimde en büyüğünü, en iyisini istiyor, kendilerine onu hak görüyorlar. Bencil bir yaşam sürdürüyor, açgözlülük ve doyumsuzluk ile evrendeki bolluk ve bereketi hissedemeden yokluk duygusu içinde yaşıyorlar. Sıkıştıklarında çıkarları için yalanı, rüşveti, haksızlığı yaşamlarına katabiliyor; kini, kıskançlığı, hasisliği içlerinde bir duygu olarak saklayabiliyorlar.

Mutluluğun kaynağı

Akılla zengin olunabilir, şöhrete ulaşılabilir, profesörlük sıfatı dahi kazanılabilir ama mutlu olunamaz. Mutlu olabilmek için akla ruhsal değerlerin; sevginin, şefkatin, merhametin, vicdanın ortak edilmesi gerekir. Yalnızca akıl ve mantıkla yolunu belirleyen, kişiliğini oluşturan insanlar, ruhsal değerlerden uzak, hatta ruhun varlığını bile kabul etmeden dünyaya odaklı bir yaşam biçimi oluşturuyorlar.

Kayıp korkusu içinde yaşıyorlar. Varlıkları, şöhretleri çoğaldıkça, makamları yükseldikçe korkuları daha çok artıyor. Sahip oldukları şeyleri adeta putlaştırıyor esareti altına giriyorlar.

Torunumla birlikte parka gitmiştik. Aynı yaştaki bir çocuk, topunu torunuma doğru attı. Torunum da oyun zannedip topu alıp koşmaya başladı. Çocuğun annesi arkadan, “Topunu kaptırma, kaptırma” diye bağırıyordu. Çocukları küçük yaştan itibaren, “Topunu kaptırma, beslenme çantandan kimseye bir şey verme, hepsini sen ye” gibi uyarılarla yetiştiriyoruz. Meslek seçerken sevdiği veya yeteneğine uygun meslekleri değil, iyi para kazanacak meslekleri öneriyoruz. Evlilik zamanında mantık evliliği yapmasını, adayın kariyerine, kazancına, aile varlığına bakmasını istiyoruz. Çocuklara, gençlere mutluluk kaynağı olarak dünyasal değerleri gösteriyoruz. Sevgi, şefkat, merhamet, vicdan gibi değerler doğrudan para kazandırmadığı, şöhret getirmediği için insanlar tarafından, ilgi görmüyor. İnsanlar birbirlerinden uzaklaşıyor, toplumsal yaşam yozlaşıyor.

Haberin Devamı

Türk Milleti asırlardan beri oluşan çok yüksek ruhsal değerlere sahiptir. Sevgi ve hizmet duygusunun en yücesini gönlünde taşır. İslamiyet ise gerçek bir sevgi, yardımlaşma ve dayanışma dinidir.

Karşılıksız hizmet

Toplumsal sorunları çözmenin tek etkili yolu, ilişkilere sevgiyi katmak ve verilenden, yapılandan karşılık beklememektir. Oysaki akılla yönetilen, dünyasal değerlere ve çıkar hesaplarına dayalı düzen her verdiğinden bir karşılık bekler. Karşılıksız hizmet yapan kimselere endişe ile bakarlar, “Bir insan hiçbir karşılık beklemeden başka insanlara nasıl hizmet edebilir” diye şüphe duyarlar. “Ya bu insanın zamanı ve parası çok, aklı yok veya bu hizmetleri gösteriş olarak yapıp ardından önemli taleplerde bulunacak, muhitini geliştirip işine katkılar sağlayacak” gibi düşünenlerin yanında dolandırıcılık endişesi taşıyanlar bile oluyor.

Haberin Devamı

Canlı cansız tüm varlıklara karşılık beklemeden hizmet yolu olan gönüllülük duygusu, çocuklukta aileden başlayarak yaşamın tümüne yansıtılmalıdır. Anneler, babalar, okullarda öğretmenler, çocukları yarış atı gibi koşturmak, test çözmeyi öğretmek yerine huzur içinde öğrenmeye, hayata hazırlanmaya ve insan olmaya yönlendirmelidirler. “Komşunu kendin kadar sevmeden”, toplumsal sorumluk duymadan, paylaşmadan insanlık yolunda yürümek olası değildir.

Toplumsal mutluluk

Çocuk veya genç, ailesiyle birlikte toplumun bir parçası olduğunun bilincine ulaşmalıdır. Toplumsal mutluluk olmadan bireysel mutluluğun çok anlam ifade etmeyeceğini anlamalıdır. Ailenin ve öğretmenlerin çocuklara toplumsal sorumluluklarını öğretmeleri toplumun geleceği yönünden büyük önem taşır. Anayı, babayı, öğretmeni en iyi tartan çocuklardır. Eksiklerini, kusurlarını hemen görür, ilişkilerini ona göre kurarlar. Bu nedenle çocukların örnek aldıkları aile bireyleri ve öğretmenlerin sergiledikleri yaşam çok önemlidir. Anlatımları içten ve inandırıcı olmalıdır. Öncellikle kendileri akıllarını ruhsal değerleri ile dengeledikleri, sevgiyi, şefkati, merhameti, temiz vicdanı yol gösterici olarak kabul ettikleri bir yaşam biçimi oluşturmalı; topluma saygı ve sorumluluk duygusu içinde örnek olmalıdırlar. Gönüllülük hem öğrenilmeli, hem yaşanmalıdır.