Fatih Türkmenoğlu

Fatih Türkmenoğlu

fturkmenoglu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Kalsam şuralarda... Gezgin olmasam, hep İstanbul trafiğinde sıkışıp kalsam, Amerika’daki kendi kendine konuşan tatlı kaçıklara dönmem an meselesi. Ona buna korkudan bulaşamayan, gündem haberlerinin ağırlığı altında ezilen, hayat sillesiyle sersemleşen, gelecek endişesiyle bugünü es geçen herkes gibiyim yoksa. Tek farkım, haftada iki gün nefes almam, o kadar.
Yeter mi? Yetmez.
Kalsam şuralarda; bir taraftan Midilli’yi, öbür taraftan Ayvalık’ı seyretsem; balık-rakı, bol yeşillik ve temiz havayla günümü gün etsem...

Haberin Devamı

Cunda veya Alibey
Ayvalık’tan bir köprüyle Lale Adası’na, oradan da “Türkiye’nin İlk Boğaz Köprüsü” ile Cunda veya Alibey Adası’na ulaşmak çok kolay. Yazın Ayvalık’tan kalkan motorlarla limana yanaşmanın keyfi başka, o da ayrı.
Piri Reis 1513’te kaleme aldığı “Kitab-ı Bahriye”sinde, Cunda ve çevresindeki adalardan “Yunt Adaları” olarak bahsetti. Adaya Rum halkı, “Kokulu Ada” anlamına gelen “Moshinos” adını taktı. 1862’de kurulan ilk belediyesine “Moshonisia Belediyesi” adı verildi.
Bu ilk belediye binasının tabelasının ortasında, bir de mühür vardı. Eski Türkçe ve Arap alfabesiyle yazılan mühürde “Daire-i Belediye Cezire-i Yunda” yazmaktaydı. Yıllar içinde mühür yanlış okundu; “Yunda”, “Cunda” oldu.
Aslında İtalyanca “yelken açmak” veya “sancakları çekmek için kullanılan çubukların ucu” anlamlarına da gelen Cunda, yeni Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte isim değiştirdi. Düşmana ilk kurşunu atan Yarbay Ali Çetinkaya’nın adı, 1923 yılında adaya verildi. O tarihten itibaren her iki isim kullanılmaya devam etti.

22 adadan bir tanesi
Alibey, Ayvalık Koyu’ndaki irili ufaklı
22 adadan yerleşime açık olan tek ada. İlk bakışta bir sahil caddesi, bir arkasından geçen ana yol ve onları dik kesen birkaç sokaktan ibaret zannediliyor. Oysa zaman geçtikçe, her sokağın başka bir kimliği olduğu anlaşılıyor.
Tepelerden manzaralar, yıkık binalar, harika taş evlerle bir gün, üç gün, bir hafta “bana mısın?” demez. Cunda’da hayat başka türlü akar. Sanki zaman daha anlamlı, sanki dostluklar daha derindir. Yemekler leziz, güneş batışları şahanedir.
Sohbetlerde günler geceye döner, yemeklerde saatler geçer. Hava akşamları biraz ayazdır. Pateriça’ya giden yoldaki bitkiler iyice kudurmuştur...

Haberin Devamı

Daima Cunda


Ne yapılır?
Bolca yürüyüş. Ada’yı çepeçevre yürüyebilirsiniz.
Geçen yıl açılan, Muhtar Kent ve Rahmi Koç’un eski bir şapelden hayata geçirdiği Necdet Kent Kütüphanesi’ni mutlaka görün. Her zaman açık değil ama ben emekliliğimde orada kitap yazmak istiyorum.
Cunda’nın eski kiliselerinden Taksiyarhis’in restorasyonu devam ediyor.
Ali Onay 90 yaşında, hep kravatlı dolaşan bir beyefendi. Yaşayan en yaşlı mübadillerden. Adanın tarihini belgelerle anlatıyor. Bir de balkonundaki turunçtan kendi yaptığı reçel enfes.
Ali beyi bulursanız mutlaka sohbet edin.
Pateriça’ya mutlaka gidin. Ayışığı Manastırı’na kadar yürüyün. Manastır 1771 yılında inşa edilmiş. Biraz fazla çöp var yerlerde ama gitmeye değer.
Tepelerden güneş batışını seyredin; akşam da mehtabı seyretmeye devam edin.
Taş Kahve’de oturup güzel bir kahve için.
Tekne turu yapmanızı öneririm. Sahildeki teknelerle anlaşabilirsiniz. Fiyatlar bu mevsimde daha makul.
Ayvalık’ı keşfedin. Kozak Yaylası ve Bergama’ya gidin. GPRS’iniz varsa, kaybolmanız olanaksız!

Haberin Devamı

Ne yenir?
Bolca ot, balık ve zeytinyağı... Burası bir cennet, her yemek apayrı bir lezzet. Kış sonu ve ilkbahar, tam otların mevsimi. Dolması yapılan kabak çiçeği, istifno otu, şevketibostan, turp otu, radika, enginar... Üzerlerine bolca has zeytinyağı. Tabii balığı ihmal etmeyin. Ben yöresel balık “papalina”ya pek bayılmam. Ama onun dışındaki her balık ve deniz ürününü mutlaka tadın. Bir tür kabuklu deniz böceği olan “akuavadis”i bol soslu yiyin. Enginarlı karides ve kalamar dolması ise yıkılıyor.
Nessos ve Bay Nihat, Cunda’nın favori lokantaları. Bu arada sahildeki diğer lokantalar da fena değil; aman önceden fiyat konuşup pazarlık edin. Bir de arka sokaktaki Fofo&Engin, benim sevdiğim bir meyhane-lokanta. Hem Engin hanımla hem de Fofo Mustafa’yla sohbetten çok keyif alıyorum. Yemekleri ayrıca güzel; hafta sonları da fasıl var. Ha, bir de tatlı olarak sahilden lokma; balıktan sıkılanlara da Pizza Uno’yu öneririm.

Nerede kalınır?
Otel Albayrak: Harika bir taş bina. Bir oda, kahvaltı dahil, 90 YTL. Tel: (0266) 327 26 33, www.otelalbayrak.com
Cunda Oteli: Bir klasik. Tel: (0266) 327 19 43
Altay Pansiyon: Ah İsmet Hanım hayattayken gidecektiniz... Tel: (0266)327 10 24, www.altaypansiyon.com
Chez Beliz: Ayvalık’ta ama Beliz’in yeri başkadır. İki kişi oda-kahvaltı 95 YTL. Beliz hanım müşteri adayını beğenmezse pansiyona almaz. Tel: (0266) 312 48 97, www.chezbeliz.com