Din-diyanet, laiklik

14.03.2018 Çarşamba

Ağzı olan konuşuyor. Hele de konu din olunca dinli olsun, dinsiz olsun; konuya vakıf olsun olmasın, önüne gelen konuşuyor ve ahkâm kesiyor.

Bunun sebebi, Sayın Cumhur-başkanı’nın son günlerde dillendirdiği ve çeşitli tartışmalara yol açan sözleri değildir. Asıl sebep çok derinlerde olup, dinli dinsiz hemen her kesimdeki hadsizliktir.

Halbuki bizim dinimiz, bu hususta hükmünü vermiş ve son noktayı koymuştur: ‘... SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM BANADIR!’

Elifi görse mertek zanneden cahil cühela takımı, eline kalem verildi veya ekrana çıkarıldı diye, kendileri dini konularda otoriteymiş gibi hükümler verip ortalığı kirletiyorlar.

Cerrah olmayan, sıradan bir insanın eline neşter tutuşturulup ameliyat yaptırırsanız, o hastayı öldürürsünüz. Aynı durumu din konusunda yaparsanız, yaptırırsanız, bir insanı değil, binlerce insanı manen öldürür ve onların ebediyetlerini mahvedersiniz.

Ayeti celilede mealen: ‘... Bugün size dininizi ikmal ettim, tamamladım. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamiyet’i seçtim, beğendim’ buyurulur.

Devlet ve millet hayatımızda dün olduğu gibi bugün de başta din olmak üzere hemen her konuda çeşitli badireler atlattık.

Son Türkiye Cumhuriyeti’ni ‘Devletin dini İslam’dır’ diye kurduk ama daha sonra görülen lüzum üzerine devleti laikleştirdik.

Laiklik Batı’dan alınan bir kavramdı ve uygulandığı Batılı ülkelerin dini Hıristiyanlık’tı. İlk kez bir İslam ülkesinde uygulanıyordu; bundan dolayı da bir sürü eksikliği ve yanlışlığı beraberinde getirdi.

Öyle ki kimse laikliği olması gerektiği şekilde anlamadı, anlamak istemedi. Herkes kendi meşrebine göre laikliğe mana verdi ve o şekilde uygulamak istedi.

Laikliği dinsizlik ve hatta din düşmanlığı şeklinde anlayanlara göre, devlet, din okulu açamaz ve Diyanet İşleri Başkanlığı kuramaz. Bu teşkilat mensuplarına maaş veremez. Hatta bunlara göre, kamu görevlisi kadınlar, inançları doğrultusunda giyinemez, başlarını örtemezler.

O vakit, dini bayramlar da resmi tatil yapılmasın!

Kamusal alanda (!) yankılanıyor diye, ezan da okutulmasın! Öyle mi?

Daha dün, TBMM’den kovulan seçilmiş bayan bir milletvekilini hatırlayın!

Halbuki Anayasamızda; ‘... Devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar’ hükmü yer alır.

Laik devlet din de dayatamaz, dinsizlik de; hepsine ve herkese karşı eşit mesafede olur.

Bunun aksine bir durum, yani devletin kişilerin inançlarını yaşamalarına engel olması suç teşkil eder. Dikkat edilirse, burada da had bilmezlik ve sınır tanımama var.

Devletimizi, din ve diyanetimizi tüm bu sakil anlayışlardan bir an önce kurtarmalıyız. Özellikle dini konularda işin uzmanları, dini ilimlerde donanımı olanlar konuşmalı ve meydan asla zevzeklere bırakılmamalıdır.

Öyle ağzı olan konuşamayacak ve önüne gelen laiklik adı altında dinsizlik dayatamayacak. Daha açık ifadesiyle, kişilerin en tabii hakları olan inançlarının gereklerine (eğitim, ibadet ve yaşam tarzları) laikliğe aykırıdır denmeyecek.

Devlet laik olur, birey değil!

Sonuç; herkes haddini bilecek ve birbirine saygılı olacak.

Yazarın Önceki Yazıları