Tavşana kaç tazıya tut!

16.04.2018 Pazartesi

Orta-Doğu İslam coğrafya-sında sinsi ve kirli bir mezhep savaşı yürütülüyor.

Dün, Obama, bilerek ve isteyerek İran’ın önünü açtı ve Şii yayılmacılığına Körfez ülkeleri boyunca göz yumdu. Bu cümleden olarak; Irak’ın Sunni yönetimini sona erdirdi ve burasını da Şiilere teslim etti.

ABD’nin gözetiminde ve kontrolünde yapılan bu yayılmacılık, belirlenen noktaya erişince düğmeye basıldı; bu kez Sunnilerle iş birliği yapılarak, İran hedef tahtasına konuldu.

İpin ucu p..tun elinde olduğundan; ABD, her iki kesime karşı giriştiği operasyonlarda makul bahaneler buldu. Bu bahaneler üzerinden algı oluşturarak, hemen tüm dünyayı yanına çekmesini bildi.

Nitekim Irak’a saldırmadan önce de bahanesi, Irak’ın elindeki kimyasal silahlardı (!); şimdi de aynı gerekçelerle Suriye’ de, nokta atışlarıyla kimyasal üretim tesislerini imha ettiğini söylüyor.

ABD ve yandaşı İngiltere ile Fransa bu hava harekatıyla Esed’e demek istiyorlar ki; konvansiyonel silahlarla istediğin kadar sivil insanı (çoluk-çocuk, kadın yaşlı demeden) öldürebilirsin ama kimyasal silahlarla asla!

Diğer bir ifadeyle kendilerinin öldürme şekillerine ortak arıyorlar!

Esed yönetimindeki Suriye ise, devlet terörü işlemekte İsrail’le yarış halindedir. ABD ve yandaşları (bunlara mahut İslam ülkeleri de dahildir), terörist İsrail’i görmek ve yermek şöyle dursun, destek olmak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.

ABD ve yandaşlarının ne yapmak istediklerini, İngiltere Başbakanı itiraf etti: ‘ bizim niyetimiz Suriye’deki iç savaşa karışmak değildir. Ortada insani bir boyut vardı, bizler kamuoyumuzu yatıştırmak adına bu operasyonu gerçekleştirdik.’

Yani demek istiyorlar ki; sizler birbirinizi öldürmeye devam edin, yeter ki kimyasal kullanıp bizi ele güne rezil etmeyin!

Bundan sonrası ne olacak? Ateşi kesip, kalıcı bir barış temin edilebilecek mi? Başta Türkiye ve Ürdün olmak üzere komşu ülkelerde mülteci olarak yaşamakta olan milyonlarca Suriyeli ülkelerine dönebilecek mi?

Yoksa iş, tamamen çığırından çıkıp, başta Türkiye olmak üzere diğer komşu ülkeler, yeniden; yangın yerine dönen Suriye’den kaçacak milyonlarca mülteci ile karşı karşıya mı kalacak?

Suriye ve bölgemiz için hayatı önem arz eden bu sorularının cevabı maalesef yok.

Çünkü Suriye olayına dolaylı veya dolaysız müdahil olan hiçbir ülkenin niyeti düzgün değil. Bu durumun tek istisnası Türkiye’dir. Zira yalnız Türkiye’dir ki, Suriye meselesine, hem askeri, hem insani ve hem diplomatik yönden bakıp, her yönüyle ilgileniyor.

Suriye konusunda Türkiye kilit ülke konumundadır. Zira müdahil ülkelerin her birisiyle konuşabilen tek ülke Türkiye’dir.

Türkiye’nin dışındaki tüm bölge ülkeleri, batının mezhep oyununa geliyor ve bu durum ister istemez Türkiye’yi de zora sokuyor.

Yazarın Önceki Yazıları