Zor seçim!

20.05.2019 Pazartesi

23 Haziran seçimlerini hiç kimse çantada keklik zannedip rehavete kapılmasın. Zaten iş, İstanbul seçimi olmaktan çıktı;  ABD’den Kandil’e, AB’den FETÖ’y e kadar herkes, kendine göre yontarak işi kotarmaya çalışıyor.

Bunca benzemezin tek bir amacı var, o da, Sayın Erdoğan’ı alaşağı etmek. Türkiye’deki siyasi istikrarı yok edip, ülkeyi kaosa sürüklemek. Böyle yaparak; Türkiye’yi eski günlerine, yani ABD ve onun uzantıları olan legal ve illegal görünümlü terör örgütlerinin güdümüne sokmak istiyorlar.

Hâlbuki Türkiye,  o şeytan üçgeninden kurtulabilmek için siyasi sistemini değiştirdi. Vesayet altındaki parlamenter sistemi bırakıp Cumhurbaşkanlığı sistemine (Başkanlık) geçti.

Eski sistemde hemen her tarafına nüfuz edilen ve çürütülen devlet; reorganizasyona tabi tutularak, tabir caizse yeniden yapılandırılıyor. İçerideki hırsızlar, dışarıdaki sahiplerinin teşvikiyle evi işgal etmiş ve ev sahipliğine soyunmuş.  Bu denli hırsızlardan kurtulmak kolay olmasa gerektir.

Zira devlet, son elli yıldır, bütün imkânlarıyla bu çarpık yapılara hizmet etti; maddi ve manevi olarak bunları palazlandırdı. Devleti idare edenler olayın farkına vardıklarında, iş işten geçmek üzereydi. Allah bunları şaşırtıp üst üste ayaklandırdı.

Her ayaklanışta ayakları dolandı ve en son 15 Temmuz 2016’da milletçe püskürtüldüler.

Metastaz yapmış bu habis urla mücadele öyle sanıldığı gibi kolay değil; zira ipin ucu dışarıda!

Daha açık ifadesiyle söyleyelim; Türkiye, varlığına kast eden, dışarıya bağlantılı bu örgütlerle ancak tam bağımsız haliyle mücadele edebilir. Öyle vesayet rejimleriyle ve uydu konumuyla mücadelenin adını bile ağzına alamaz!

Bundan dolayıdır ki, Türkiye, geçtiği bu zor süreci birlik ve beraberlikle atlatabilir. Seçimler ister istemez toplumu geriyor ve beraberliğimizi zedeliyor.

Yenilenecek İstanbul seçiminde tüm taraflar, teenni ile hareket edip, toplumun huzuruna özen göstermelidir. Zira bu ülke hepimizin; bu ülkeye bir şey olduğunda hiç birimiz bunun altından kalkamayız.

Siyasi liderler üsluplarına dikkat etmeli ve toplumu daha fazla germemelidir.

Zaten hitabet sanatında sert üslupla bir yere varılamaz; ‘lisan-ı leyyin’ yumuşak hitap tarzı yani güler yüz tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır.

Hitabette sert üslup, karşıdakini kazanmak şöyle dursun, yanındakini bile karşı tarafa iter.

Hitabet sanatının en önemli özelliği; hatibin inandığı ve söylediği doğrulardan ziyade, muhatabının doğru algılamasını temin etmektir, edebilmektir.

Bunun da yolu gönüllere dokunmaktır, gönüllere girmektir.

Dikkat edilirse, İstanbul seçiminde taraflar tamamen algıya yoğunlaşmış durumdalar. Herkes rol kesiyor. Kimse mağdur olmadığı halde, mağduriyet üzerinden algı oluşturuluyor.

Dedik ya, tamamen algı savaşı; kim daha iyi rol yapar ve seçmeni etkileyebilirse ipi o göğüsleyecek.

Yazarın Önceki Yazıları