Gülay Afşar

Gülay Afşar

gulay.afsar@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Türkiye’de düzenlenen en önemli uluslararası sinema etkinliği İstanbul Film Festivali başladı. Böyle yazınca, gayet resmi bir başlangıç gibi algılanabilir. Ama işin aslı, ülkemizin en samimi sinema etkinliği,
36 yıldır biriktirdiği dostlarıyla yeni bir festivalin daha kapılarını açtı. Geçtiğimiz salı akşamı TİM Maslak Show Center’da düzenlenen açılış töreni, bugüne kadar katıldığım en güzel gecelerden biri olarak aklımda yer etti.

Hem anma hem teşvik

Yıllardır büyük bir özen ve öngörüyle dünyadaki film festivallerinden en iyileri seçerek Türkiye’de sinemaseverlerle buluşturan başta Kerem Ayan olmak üzere tüm film festivali ekibinin eline sağlık. Onlar bu festivali sinemaya, sanata duydukları sevgiyle ve tabii ki yıllardır edindikleri vizyonla hazırlıyor. Türkiye sinemasının gelişimi, yeni sinemacıların ve sinemaya ilgi duyanların dünyaya paralel bir görgüyle yetişmesi için misyon üstleniyor. Öyle ki bugünün usta sinemacıları İstanbul Film Festivali’ni okul olarak tarif ediyor. Dünyadaki film festivallerinde sinemamızı görünür kılan başarılı yönetmenlerimizin birçoğu, önce İstanbul Film Festivali’nin tedrisatından geçiyor. Yarışma bölümleri ilk filmini çeken yönetmenler için kendini gösterme alanı sağlıyor.

Haberin Devamı

Nitekim bu yıl Türkiye sineması bölümünde 13 ilk film yarışıyor. Ve ne güzel ki, 2012 yılında kaybettiğimiz Seyfi Teoman adına verilen ‘En İyi İlk Film’ ödülü, aynı zamanda CMYLMZ Fikir Sanat’ın desteğiyle de maddi bir teşvik sağlıyor.

1 TL’lik biletler

Bu yıl bir başka güzel haber; hafta içi 11.00, 13.30 ve 16.00 seanslarının öğrenci biletleri
1 TL’den satışa çıktı.
20 bin bilet öğrencilere ayrıldı. Bunun için hami olan isimlerin katkısı çok değerli. Bu katkının önümüzdeki yıllarda da artarak devam etmesini diliyorum.

Gençliğimizde, öğrenci halimizle festival biletleri için sıraya girdiğimiz günleri ve bilet parasını denkleştirmek için küçük bütçemizden yaptığımız fedakârlığı dün gibi hatırlıyorum. Hatta vize dönemine denk gelse de festivali izlemekten hiç vazgeçmediğimizi de itiraf ediyorum. Ve açılış töreninde dünden bugüne filmlerin geçtiği kolajı seyrederken, neredeyse tüm filmleri seyretmiş olmanın mutluluğuyla ‘iyi ki öyle yapmışız’ diyorum.

Haberin Devamı

Bozoklu’nun rekoru

KALDIRALIM KAFAMIZI

Mesela, bu yıl Seyfi Teoman, ‘En İyi İlk Film’ yarışma jürisinde yer alan Şebnem Bozoklu’nun öğrencilik günlerine dair anlattığı hikayeleri dinleyince, sinema sevdamızın benzer şekilde başladığını anlıyorum. Şebnem’in bir günde dört film seyretme rekoru ve boynuna doladığı festival biletleriyle olan fotoğrafı bize
o güzel günleri hatırlatıyor.

Öyleyse, festivalin çağrısına kulak verelim; 11 günlüğüne de olsa sosyal medyadan, akıllı telefonlardan ‘kafamızı kaldıralım’ ve sinema mucizesini hakkıyla yaşayalım.

Sıcacık bir açılış

Film Festivali’nin samimi ve sıcak bir havada geçen açılış töreninde ‘Onur Ödülleri’ verildi. Yönetmen ve senarist Barış Pirhasan’a ödülünü Nurgül Yeşilçay takdim etti. Pirhasan bir süre önce kaybettiğimiz babası Vedat Türkali’ye selam gönderirken, biz de ustayı alkışlarla bir kez daha andık. Macit Koper’e ödülünü birçok filmde rol arkadaşı olan Hale Soygazi takdim etti. Selma Güneri, ödülünü Ediz Hun’dan alırken, iki eski arkadaşın heyecanlı anları görülmeye değerdi. Güneri’nin Atatürk’e teşekkürüne çoşkulu alkışlar eşlik etti. Görüntü yönetmeni Çetin Tunca’ya ödülünü yönetmen Feyzi Tuna verirken, bir diğer onur konuğu Sir Ian Mckellen’a festival direktörü Kerem Ayan ödülünü sundu. En kıymetli ödüllerden biri, elbette Mithat Alam’a verilendi ki hayattayken kendisine söylenmiş olması,
‘Onur Ödülü’nü daha anlamlı kıldı.

Haberin Devamı

Mütevazı bir yıldız

KALDIRALIM KAFAMIZI


Dünya sineması ve tiyatrosunun sevilen aktörü, ‘Yüzüklerin Efendisi’, ‘X-MEN’, ‘Mr. Holmes’ ve ‘Richard III’ gibi filmlerde hayat verdiği ikonik karakterlerle tanınan Ian Mckellen’in son derece mütevazı halleri pek hoşumuza gitti. Hatta açılış töreninin deneyimli sunucusu Cem Davran’ın “Bu akşam beni kim öpecek?” serzenişini duyup, yanağına bir teşekkür öpücüğü kondurması gecenin keyifli anlarındandı. Bu arada Mckellen ilk kez Türkiye’ye geldi. Burdaki programı da hayli yoğun. ‘Richard III’ün festival kapsamındaki gösterimine katılacak. Söyleşiler yapacak. British Council’ın ‘Shakespeare is Living’ programı ve LGBT hakları için yapacağı toplantıları da hesaba katılırsa, Türkiye’ye geldiğine değecek.