Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Sevgili İsmail Cem’in TRT’ye genel müdürlük döneminden bu günlere uzanan “kalıcı izleri” çoktur. (Üzerine ışık yağsın.)
“Türkiye’nin Eurovision yarışmalarına girmesi” ve “futbol maçlarının TV’den naklen verilmesi” bunlardan sadece ikisi.
Eurovision elemelerine katılan Semiha Yankı’nın bir şarkısı nesilden nesle hâlâ söyleniyor.
“Hasret bir ömür boyu, kavuşmak bir dakika...”
.....................
Almanya’yla ilişkilerde yaşanan deprem -nedense- bana bunu hatırlattı.
Karşılıklı sertliklerle, tavır koyuşlarla “köprülerin atılması” dakikalar hadi bilemedin saatler ve günlerin işi.
Ama...
İlişkilerin yeniden eski haline dönebilmesi için yıllar gerekiyor.
Ve...
Bedelleri ağır oluyor. Siyasi yöneticilerin iç politikada prim yapacağı umuduyla ya da hesaplarıyla gösterişli sert çıkışlarının bedeli toplumlar tarafından ödeniyor.
.......................
Türkiye’nin son yıllardaki bu gibi deneyimleri oldu.
Rusya’nın savaş jetini 17 saniye hava sahamızda kaldı diye düşürmek için karar ve uygulama sadece bir dakika.
Fakat...
Buzula dönüşen ilişkileri çözmek, ısıtmak yıllar aldı.
Hâlâ da eski düzeyin yakalandığı söylenemez.
Antalya’nın domates üreticilerine, turistik tesis sahiplerine sorun isterseniz.
İsrail’le ilişkiler de öyle.
Hâlâ eski durum inşa edilebilmiş değil.
Antalya’daki, Ege’deki, İstanbul’daki İsrailli turistlerin buharlaşmış olması olumsuzluğun sadece görünen yüzü.
Ama...
Buzdağının asıl büyük hacmi suyun altında kaldığı gibi, İsrail’in Türkiye için “ciddi sorunlarda tavrı da önemlidir.”
Başta Amerika olmak üzere Batı’daki sorunlarımızda Ankara “İsrail üzerinden dünyadaki güçlü Yahudi lobilerini araya sokardı.”
Artık böyle bir “omuz omuza” dayanışma yok.
Ayrıca...
İran ile kendisi arasına PKK/PYD unsurlarının bir tampon bölge oluşturma projesi görülebilmeli.
Türkiye’yle İsrail ilişkileri karşılıklı güvene dayanırken, Suriye’nin kuzeyinde “Kürt kuşağı” akıllardan bile geçmiyordu.
.......................
Ama “turpun büyüğü heybedeki Almanya’dır.”
Türkiye AB’nin patronunu karşısına alırsa bunun Türkiye ekonomisine yansımaları çok yüklü bir bilanço olabilir.
Unutmayalım ki Türkiye’nin en büyük ihracatı hâlâ Avrupa’ya.
“Hermes sadece ultra lüks giyim ve aksesuar markası olarak bilinir” ama bir de “hermes güvencesi” diye bir uygulama vardır.
“İhracat ve ithalat yapacak olanlara” Almanya’da bu “güvence” verilir.
Almanya artık Türkiye ile dış ticaret ilişkilerinde “güvence vermeyebileceğini” açıklarken, işte bu uygulamaya gönderme yapıyor.
Türkiye Alman silah sanayiinin de önemli alıcılarından biri.
NATO üyesi olduğu için ortak standartlarda üretimi nedeniyle, konseptin tercih nedeni.
Sanıyorum buna da bir kısıtlama yolda.
Geçmişte doğuda Kürtlere karşı kullanıldığı gerekçesiyle bize Leopar tanklarının verilmesinin durdurulması gibi bir sabıka kaydı da var.
Yani...
“Kuru tehdit” olarak algılanmamalı.
Almanya’da iş yapan 3 milyon Türkiye vatandaşını da düşünmeliyiz.
Rusya’nın yakın zamanda yaptığını Almanya da yapar diye düşünmek bile istemem ama vatandaşlarımızın hayatı zorlaşabilir.
Türkiye’deki Alman yatırımları için de kuşku verici söylemleri oldu Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in...
Uzatmayayım.
........................
Almanya Türkiye için “Şimdiye kadar çok tahammül ettik ama böyle gidemez, ilişkilerimize yeni bir yön vermeliyiz” diyerek şikâyetçi ama aslında kendisi de “dostlukta, müttefiklikte, devler arası hukukta yeri olmayan” büyük hatalar yaptı.
Bununla beraber diplomasi “çözüm sanatıdır.”
Türkiye zaten ABD’yle “güven sarsıcı süreçteyken, bir de Almanya’yı -büsbütün- karşımıza almayacak ince diplomasiye ihtiyaç var.”