19 MAYIS KUTLU OLSUN

19.05.2019 Pazar

Cuma günü Kıbrıs’taydım. Doğu Akdeniz Üniversitesi geleneksel “Bahar Şenliği” bağlamında ana yurttan konukları vardı.

Bu bağlamda öğrencilere “Entelektüel Atatürk” başlıklı bir konuşma yaptım. Yıllar önce bir 10 Kasım’da Fransız senatosunda Atatürk konuşması yapmam istenmişti. Onlara “Atatürk’ün askeri ve siyasi dehası artık herkes tarafından biliniyor. Onun bu büyük başarısının arkasında bulunan entelektüel donanımı anlatmaya çalışayım” demiştim.

Senato genel kurul salonu değil elbette. Jardin de Luxenburg parkına bakan geniş bir salonundaydı toplantı. Senatörler, diplomatlar ve Paris Belediye Başkanı…

Orada yaptığım konuşmayı bu kez Kıbrıs’ta Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencilerine tekrarladım. Biraz özetleyerek.

Kendi yöntemlerimle ilgi testi yaptım.

Aldığım sonuçtan gerçekten mutlu oldum. Atatürk’ün 4 bine yakın kitap okuduğunu, bunların içinde sadece 200’e yakının savaş kitabı olduğunu…

Kalanının tarih, coğrafya, edebiyat, felsefe, antropoloji, fen olduğunu, çoğunun Fransızca yazıldığını anlattım. Milattan önce yaşamış Kartaca Komutanı Hannibal’e olan takdirini ve intihar ettiği Gebze’de o büyük komutan için anıt diktirdiğini, Çanakkale Savaşı’ndan sonra “Truva’da Hektor’un
intikamını aldık” dediğini dinlemekten
gerçekten hoşnut olmuşlardı.

…………………………

Yüce Atatürkümüzü sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

Türk müziği Tokyo’da...

TENOR Murat Karahan “kökleri Türkiye toprakları ve dalları küresel” bir genç sanat adamı.

Herhangi bir İtalyan şehrinde, sahneye çıkıp opera aryası söyledikten sonra, sokağa çıkışlarında tanınıyor
ve kaldırımlardan alkışlanıyor.

Ve...

Türk Musikisi devlerinin şarkılarını, türkülerini seslendirdiği konserlerde ve sonrasında da alkış seli akıyor.

“Yerel düşünüp küresel olabilmek” ve “Küresel düşünüp yerel olabilmeyi” güzel harmanlamış.

Karahan Türkiye devlet adamları yetiştirmiş Aydın’ın Sezgin ailesinden.

Merhum İsmet Sezgin’in yeğeni.

Ankara Koleji ve ardından Bilkent Üniversitesi Konservatuarı...

İtalya’da doktora...

Pırıltılı bir tenor olarak Türkiye
ve Dünya’da konserler...

Bir süredir de Devlet Opera Balesi Genel Müdürü / Genel Sanat Yönetmeni...

Batı’nın yapıtlarını sahneye
koymanın yanı sıra Türk Müziği de
Opera’ya yansıtıyor.

“Zeki Müren Müzikali” çok ses getiren bir etkinlikti.

Sıradaki “Münir Nurettin Selçuk Müzikali...”

BATI’DAN DOĞU’YA

DEVLET Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından daha önce Çin’de gerçekleştirilen “Batı’dan Doğu’ya Türk Müziği Yolculuğu” bu hafta da “2019 Türkiye-Japonya Karşılıklı kültür ve Turizm Yılı” etkinlikleri kapsamında Tokyo’da alkışlandı.

Tenor Murat Karahan’ın solist olduğu gecede Hacı Arif Bey’in, Münir Nurettin Selçuk’un, Âşık Veysel’in, Neşet Ertaş’ın şarkı ve türküleri
ile Batı’dan Doğu’ya müzik yolculuğunu sahneledi.

İstanbul, Ege, Orta Anadolu, Karadeniz ve Güney Anadolu’dan halk türküleri seslendirildi.

Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin bale sanatçıları da Anadolu kültürünün yöre yöre “folklorik adımlarını” sahneye taşıdı.

Tokyo’nun en
önemli salonu “Nakano Zero Hall”deki gecede bu etkinlik defalarca alkış aldı.

Konserin “Anneler Günü’nde” gerçekleşmesi bağlamında Tenor Murat Karahan, Neşet Ertaş’ın annesi için bestelediği “Neredesin Sen” adlı türküyü söyledi ve tüm anne-lere armağan etti.

SUNSET GÜMÜŞ YILI

İSTANBUL’un simgesi mekânlardan “SUNSET” 25. Kuruluş Yıl dönümü’nü kutladı.

Bu yıldönümlerinin bir önemli özelliğine de işaret etmek isterim.

Geceden elde edilen gelir “Boğaziçililer Derneği’ne” bağışlanıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyacak öğrencilere burs veriliyor.

O nedenle
25. yıl gecesine Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Naz Zeynep Atay da katılmıştı.

Boğaziçi mezunu olan Sunset’in sahipleri Barış ve Alize Tansever ile birlikte yıldönümü pastasını kesti.

...................

Yeme-içme-eğlence sektöründe 25 yıl kalabilmek büyük başarıdır.

Hele de hep zirvede yer alarak.

Barış Tansever Sunset’te “kurumlaşmayı” gerçekleştirdi. Bu kalıcılığın en önemli bileşenlerinden biridir.

O gece kutlama konuşmasını yaparken çeyrek yüzyılı ya da çeyrek yüzyılın büyük kısmını birlikte geçirdiği kurmaylarını isim sayarak teşekkür etti. “Başarı ekibimizindir” dedi.

....................

Bir süredir Sunset’in mutfağı Fransız Fabrice Canelle yönetiminde.

O kendisine “şef” denilmesini istemiyor.

Kartvizitinde “Directeur de la Creactivite (yaratıcı direktör)” yazıyor.

Paris doğumlu.

Küresel büyük şef Alain Ducasse’nin mutfağında yetişmiş.

Hong Kong’a kadar dünyanın ünlü kentlerinde, iddialı mekânlarda mutfak yönetmiş.

Türk olan eşinin “Türkiye’de yaşamalıyız” evlilik koşulu ile İstanbul’a gelmiş ama öylesine sevmiş ki artık gitmeye hiç niyeti yok.

Fabrice Canelle ile bir süre söyleştik. “Yeni lezzetler yaratmaya” tutkulu. Özellikle deniz ürünlerine sanki bir sihirli değnek dokunan mutfak büyücüsü.

....................

Sunset’in bir İstanbul simgesi, klasiği olarak daha pek çok yıllar yıldızının parlamasını diliyorum.

25. yıldönümünü kutluyorum.

PICASSO, DALI VE ADIL

DÜNYA’nın en
büyük sanatçılarından Picasso
80 yaşında bir kez daha
evlenmişti.

Henüz 20’sinde bile olmayan genç karısından çocuğu olmuştu.

Kimsenin aklına Roma Hukuku’nun temel kuralı
olan şu söz gelmesin.

“Mater senper certa,
pater incertus...”

Anlamı...

“Annenin kim olduğu kesindir, babanın kesin değildir.”

Bize de Hukuk Fakültesi birinci sınıfta okuduğumuz Roma Hukuku’nda hocamız Prof. Dr. Kudret Ayiter’in öğrettiği, anlattığı, ezberlettiği Latince
kanun maddelerinden biriydi bu. Ancak...

O zamanlar “DNA” testi yoktu ve bu kural tartışmasız geçerliydi.

Oysa Picasso 80 yaşındayken evlenip genç eşinden çocuk sahibi olduğunda artık “DNA” testi ile babalığı kesindi.

...................

söz PIcasso’dan açıldı ama bir o kadar ünlü Salvador Dali’ye de selam edelim.

Kadim arkadaşım Adil Benardete, Paris’te öğrencilik yıllarında Salvador Dali’nin arkadaşı olmuştu.

Dali’nin gençlik yıllarında adı “Adil” olan bir arkadaşı varmış. Bizim Türkiye’den Adil’le tanışınca hatıraları canlanmış.

Adil’e sempati duymuş.

Davetlerine çağırır, gittiği davetlere onu da götürür çevresiyle tanıştırırmış.

Picasso’nun
80 yaşından bahsettim yukarıda.

Adil Benardete de 80 yaşını kutladı bu hafta.

Kızları Aylin ve Rezzan’la, oğlu Adilcan Ottomans Otel’de bir davet düzenlediler.

Eski ve yeni dostlar...

3 nesil... Dünya’nın çeşitli coğrafyalarından bu gece için gelenler...

....................

adil Benardete
500 yıl önce İspanya’dan, Engizisyon zulmünden/kıyımından Osmanlı’ya göçmüş bir ailenin çocuğu.

Bu topraklara yürekten bağlı.

Ödünsüz Atatürk tutkunu.

Damardan Fenerbahçeli...

Hatta Fenerbahçe genç takımında basketbol oynamışlığı da var.

Altın yürekli, yardım sever, karakterli, bir dost.

Ailesi, dostlarıyla daha pek çok sağlıklı ve mutlu yıllar diliyorum.

Yazarın Önceki Yazıları