Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Dünkü yazımı “Avrupa’da kara bulutlar kümeleniyor” diye noktalamıştım.
O bulutların “Fırtına yaklaşıyor” işareti olup olmadığının “siyasal meteo” tahlilini yapalım.
...................
Önce...
AKPM (Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi) tarafından “Türkiye’yi denetime (veya izlemeye) almak kararının” bağlayıcı olmadığını belirtmeliyim.
AKPM’nin daha önceki adı “AKDM” idi.
Açılmışı “Avrupa Konseyi Danışma Meclisi”dir.
Yani...
Kararları “kesin ve bağlayıcı” değil “istişari”dir.
Bu kararlar “tavsiye” olarak üye ülkeler “Dışişleri Bakanları Kurulu’na” sunulur.
Eğer “Dışişleri Bakanları bu tavsiyeyi kabul eder ve kendi kararı” olarak açıklarsa artık kesin ve bağlayıcıdır.
“Dışişleri Bakanları Kurulu” mayıs sonuna doğru toplanacak ve AKPM’nin tavsiye kararını görüşecek.
Kabul edecek mi?
Esen rüzgârlar “bunun kuvvetli olasılık olduğu” yönünde.
2004 yılında “denetleme süreci” noktalanmıştı.
Çiçeği burnunda AK Parti hukuk devleti, demokrasi ve insan hakları konusunda reformlar yapma sözü vermiş olduğu için “denetleme” kaldırılırken, “AB ile tam üyelik görüşmelerinin başlaması” için yolunun üzerindeki bu engel temizlenmişti.
Avrupa o yıldan başlayarak gerçekten “hayranlık” denebilecek kadar AK Parti’yi ve reformlarını destekliyordu.
AB’ye tam üyelik görüşmeleri kararının alındığı gün Avrupa Parlamentosu’nda her ülkeden milletvekillerinin ellerinde Türk bayrakları ve üzerinde Türkçe yazılı “EVET” pankartlarıyla TV kameralarından yansıyan görüntüler hatırlanmalı.
Strazburg’daki Avrupa Sarayı’nın kubbesinde “hoş sedalardır.”
Bir süredir tam tersine rüzgârlar esiyor.
Bunların “fırtınaya dönüşmesi” kaygıları derinleşmekte.
...................
AKPM kararının mürekkebi kurumadan bu kez de AB’den (Avrupa Birliği) sert sinyaller alındı.
AB Parlamento Raportörü Kati Piri’nin raporu medyaya sızdı.
Türkiye’ye uzanan “yüksek gerilim hattında” şimşekler çakıyor.
Kati Piri neler yazmamış ki...
Anayasa paketi değişmezse zaten var olan “geçici dondurmadan” öte Türkiye’yle ilişkiler “askıya alınmalı...”
Kati Piri özellikle “yasama ve yargının kuvvetler ayrılığı gereği bağımsızlaşmasını” istiyor.
Türkiye’nin “Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleyelim” önerisini kabul ederek “liderler zirvesinin acil toplanmasını” öneriyor ama bu anlaşmayı “siyasi kriterlere de bağlayalım” diyor.
“Olağanüstü halin” kalkmasını -neredeyse- “dayatan” kelimeler var.
“İdam cezası kabul edilirse Türkiye’yle tam üyelik görüşmeleri kesinlikle biter” diyor.
Hapisteki gazetecilerin serbest bırakılmalarını istiyor.
Türkiye’deki siyasetçilerin bazı AB üyesi ülkeler yöneticileri için kullandığı Nazi söylemleri artık bırakılmalıdır uyarısını yapıyor ve kınıyor.
Bu arada “PKK terörizmini de kınadığını” belirtmeliyim. (PKK’nın AB binasında stant açabilmiş olmasına ne demeli?)
Teröre karşı mücadelede -yanılmıyorsam- “orantısız” gibi bir ima bile var.
...................
Belirtmeliyim ki AB Parlamentosu Kati Piri’nin bu raporunu kabul etse bile gene bağlayıcılığı yok.
Kesinleşmeden önce Türkiye ile yapılacak “zirve” toplantısı çok önemli.
Ya 28 +1 yani 28 üye devlet lideri ile Türkiye ya da Türkiye ile AB’nin konsey başkanı bir araya gelirler.
...................
Türkiye serinkanlı ve sağduyulu olmalı, “kendini daha iyi anlatmalı, örneğin PKK’nın nasıl bir tehdit olduğunu 30-40 bin can almış olduğunu, 15 Temmuz darbe kalkışmasının nasıl direkten dönen felaket olduğunu, olağanüstü halin gereklerini” ortaya net koymalıdır.
Ve...
Demokrasi ve hukuk devletinde “kuvvetler ayrılığı, medya özgürlükleri” gibi konularda Türkiye’nin de yapması gerekenleri, “makulü normalde aramanın” esneklikleri bir daha değerlendirmelidir.
Ne Avrupa ne Türkiye “tümüyle kategorik olma lüksüne sahip değil.”
Yazıya noktayı Mehmet Barlas’tan cümleyle koyayım.
“Türkiye’siz bir Avrupa ya da Avrupa’sız bir Türkiye düşünülemez ki.”