Savaş barış içindir

16.04.2018 Pazartesi

İstila amaçlı bile olsa, savaş, sonunda barışı getirmek içindir. Ne var ki Amerika, hiç bir savaşı ile barışı getirmiş değil. Afganistan’da, Irak’ta ve şimdi de Suriye’de barışı tesis etmedi, edemiyor.

“Haklı Savaş” teorisi der ki: Ne kadar kötü olursa olsun, savaş daima en kötü seçenek değildir. Sorumluluk, istenmeyen sonuçları önlemek, önlenebilir vahşeti durdurmak, savaşı haklı kılabilir. Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesini düşünün. Hendek ve Barikat kalkışmasını düşünün. Buradaki üç ilke birden Türkiye’nin savaş eylemlerini haklı kılıyordu.

ABD, 11 Eylül 2001’de kendi topraklarında yapılan saldırılardan bir terör grubunu sorumlu tuttu ve o günden bu yana, bu grupla veya aynı ideolojiyle bağlantılı gördüğü her terör harekatını, örgütünü, bunları desteklediğini öne sürdüğü her hükumeti devirmeyi, yok etmeyibu arada çevredeki sivillere, masumlara zarar verip vermediğine bakmayı bile gerekli görmedenkendine görev biliyor. Bu müdahalelerin başında uluslararası desteği alıyor veya alırmış gibi yapıyor; ama sonrası daima kendisi gibi emperyalist ideallerle donanmış bir veya iki Avrupa ülkesinin yardımıyla tam bir katliam şeklinde devam ediyor.

Aday Trump, “Bu sorunlu bölge Ortadoğu..” derken bu durumun ortaya çıkmasında kendisinden önceki yönetimlerin sorumluluğunu hemen ifade etmesiyle tanınmıştı. Bu haksız ve sonuçsuz savaşların Amerikan ekonomisinde sebep olduğu iç kanamayı durdurma sözü vermişti. Yapacağı tek şey vardı: Suriye iç savaşının yükünü çeken ve çözüm sağlamaya muktedir olduğunu kanıtlamış tek ülke, Türkiye’nin yardımını istemek. Ama o kestirme yolu seçti: 2001’den beri bölgeye yeni bir nizam vermeye, 1916’da Osmanlı topraklarını kendi aralarında paylaştıran İngiliz-Fransız emperyalizminin  kurduğu düzen yerine, İran, Türkiye, Irak ve Suriye’yi parçalayarak yeni bir devlet kurmaya azmetmiş, beceriksiz bir avuç general ve sivilin programına teslim oldu. Derin ABD devleti, daha seçilmeden Trump’ı türlü komplolarla esir almıştı; bu esaretin azille sonuçlanmaması için Trump kendi önüne konan her plana 13 santimlik imzasını atmaktan kaçınmadı. Halâ da kaçınmıyor. Duma’da en abartılı tahminle 30 kişinin katledildiği kimyasal saldırı yapıldığı sarada Beşar Esat’ın elinde kendi bir milyon vatandaşının kanı yok muydu? Cezalandırılması gereken kimyasal silahların yasaklanması sözleşmesinin ihlali midir? 1 milyon kişinin öldürülmesi ve 6 milyon kişinin Suriye’den sürülmesi midir?

Amaç barış sağlamak ise Katil Esat’ı etkisiz hale getirmenin bir çaresi bulunmalı değil midir?

Hafta sonundaki göstermelik saldırı altı yıldır her plana yan çizen ABD silahlı kuvvetlerinin Astana süreci ile ortaya çıkan barış ihtimalini sabote etmek için bulduğu yeni oyundur. Yapılması gereken Esat’ı ve ona bu katliamın imkanını hazırlayan BAAS hemen temizlenmelidir. Barışı sağlamanın yolu steril hava bombardımanları değil, kara harekatıdır. Gerçekçilik, bunun imkansız olduğunu gösteriyor; çare sadece yeni anayasa yazmak ve seçime gidilmesini sağlamaktır.

Yazarın Önceki Yazıları