Mehmet Soysal

Mehmet Soysal

mehmet.soysal@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Erdoğan Demirören ağabeyin ardından söylenecek, yazılacak çok şey var.

25 yıllık bir dostluğun her yaşanmışlığına ait tüm sayfalar adeta kentin her yerinden sanki bir deli rüzgâr ve bir fırtına getiriyor aklımıza.

Şair Attilâ İlhan’ın

“Paldır küldür yıkılır bulutlar

Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet

O eski, o eski heyecan ölür

An gelir biter muhabbet

Şarkılar susar, heves kalmaz

Şataraban ölür” diyerek dile getirdiği mısralarındaki hüznü, acıyı ve o anı, yaşayınca daha iyi anlıyor insan bulutların paldır küldür nasıl yıkıldığını...

Haberin Devamı

Ve şarkıların nasıl sustuğunu...

***

Ve yine Attilâ İlhan’ın;

“An gelir;

Ömrünün hırsızıdır

Her ölen pişman ölür

Hep yanlış anlaşılmıştır

Hayalleri yasaklanmış

An gelir şimşek yalar

Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını

Direkler çatırdar yalnızlıktan” dediği gibi, biz de geçmişindeki, etrafındaki, uzağındaki ömrünün hırsızlarını da tanımış veya dinlemiş biri olarak diyebiliyoruz ki an geliyor herkes ölüyor işte.

***

O ölüm anı gelince her şeyin sona erdiğini, hayat defterinin ölümle kapandığını ve bir daha kimsenin yüzünü kimsenin görmeyeceğini düşünerek yaşayan ömür hırsızları, bilmelidir ki dünyada milyarlarca insanı eğlendiren, güldüren şatarabanlar daima çok bulunur ama onlar da ölür...

Ve hesap gününde yaşanan her anın bir bedeli var.

Dünyada her başarısının bedelini ağır ödeyerek bulunduğu noktaya gelen Erdoğan Bey, sürekli “Matematiğin, huzurun olmadığı yerlere demokrasiyi götürsen ne olur ki” diyerek ülkemizdeki her güzelliğin, huzurun, barışın birlik ve beraberlikten ve bir arada yaşamaktan geçtiğini söylerdi...

Asıl şatarabanlar düşünsün...