Nihat Ali Özcan

tüm yazıları
Eksen
e-posta gönder

Almanya ile ‘düşük yoğunluklu istihbarat savaşları’

21.03.2017 Salı

Alman Dış İstihbarat’ının şefi Bruno Kahl gazetecilere yaptığı açıklamayla zaten hassas olan Türk-Alman ilişkilerini biraz daha gerdi. Aslında kısa süre önce, Alman İç İstihbarat’ının şefi Hans-Georg Maassen de gazetecilere “sorunlu” bazı açıklamalarda bulunmuştu. Maassen’e göre, Türkiye’deki siyasi gerilim ve gelişmeler, ülkesinin güvenlik ortamını bozmaktaydı.

Akla gelen ilk soru şu: Alman istihbaratını yönetenler neden medyayla bu kadar içli dışlılar? Hikâye, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD tarafından kurulan Alman istihbaratının bu ülkenin “resmi” kontrolünden çıktığı 1968 sonrasında başlıyor.

Bir dizi skandala imza atan Alman istihbarat örgütünü zapturapt altına almak, başına buyruk, hukuk dışı faaliyetlerini önlemek ve denetimini sağlamak isteyen hükümet “açıklık ve şeffaflık” tezine sarılıyor. Ne de olsa kurucu babası Amerikan çıkarlarına hizmete devam edebilir. Bunu önlemenin yolunun ise istihbarat şeflerinin medya çalışanlarıyla sık sık bir araya gelmesi, kamuoyunun denetimine açık olması gerektiği düşünülüyor. Ardından, 1996’da, Federal İstihbarat’ın başına gelen Hansjörg Geiger, güçlü bir basın ofisi kurarak işe başlıyor. Bu arada Alman istihbaratı her geçen gün büyüyüp genişliyor. Elbette bütün bunlar siyasi otoritenin sıkı kontrolü altında gerçekleşiyor. Başka bir ifadeyle, siyasi otoritenin onayı olmadan Alman istihbarat şeflerinin bir açıklama yapmaları mümkün değil. Buraya kadar olup bitenler “sivil otorite kontrolü” ve istihbaratın “denetimi” ile açıklanabilir.

Ancak, bu noktada yapılan açıklamanın “içeriği” ve “zamanlaması” dikkat çekici. Seçilen içerik, basın bilgilendirmesinin sınırlarını aşan, istihbarat örgütlerinin geleneksel sorumluluk ve görevlerini kapsayan bir nitelikte. Bunun anlamı, açıklamanın doğrudan bir “örtülü operasyon” fonksiyonu görmesidir. İstihbarat ders kitapları, akademik çalışmalar da bunu teyit eder (Lowenthal M. Mark, Intelligence, Sage, 2017). Örtülü operasyon, dost ya da hasım lehine/aleyhine kamuoyu oluşturmaktan başlar, eşkıya/terörist/gerillanın çeşitli biçimlerinin desteklenmesine kadar uzanır. 

Alman istihbarat örgütleri bir plan çerçevesinde düşük yoğunluklu “propaganda” savaşına dahil oldular. İşlevsel bir görev dağılımı yapıldığı anlaşılıyor. İç İstihbarat servisi konuyu “Türk- Kürt çatışmasının Almanya’ya ihracı” teması üzerinden yürütüyor. Açıklamaların ardından da PKK’nın bu ülkede gövde gösterisi yapmasına izin verilebiliyor.  

Dış İstihbarat şefinin hissesine düşen ise, FETÖ konusunu itibarsızlaştırmak, kafa karışıklığı yaratmak olduğu anlaşılıyor. Bunu yaparak bir taşla birden fazla kuş vurmayı hedefliyor. FETÖ darbesini itibarsızlaştırarak Türk hükümetini kızdırıyor. Aynı zamanda FETÖ taraftarlarına cesaret veriyor. Almanya’da Türkleri bölüyor, korkutuyor. Bu sayede, kitaplara kadar yansıyan, Alman istihbaratının zayıf olan “insani istihbarat” kapasitesini artıracak bir kısım FETÖ’cüleri gönüllü devşiriyor. Gerilim arttıkça Alman hükümetinin “örtülü operasyon” için hangi alanları/konuları seçeceğini, Türkiye’deki diğer fay hatlarına dair görüş ve niyetlerini kısa sürede öğrenebileceğiz.   

Yazarın Önceki Yazıları

28.04.2017

Irak ve Suriye’de hava harekâtı üzerine

25.04.2017

Kuzey Kore’den Ortadoğu’ya nükleer silahlanma sorunu

21.04.2017

AB ile ilişkiler nereye?

18.04.2017

Referandum sonrası öncelikli işler

14.04.2017

Suriye üzerinde Rusya-ABD çekişmesi

11.04.2017

Suriye’de “güvenli bölge” ve PKK/PYD

07.04.2017

Suriye’den dersler

04.04.2017

Suriye’den son mülteci dalgasını beklerken…

31.03.2017

Irak ve bitmeyen kaos

28.03.2017

‘Buharlaşmaya başlayan’ Gülen-darbe ilişkisi
daha fazlası...

Günün Yazarları

Tunca Bengin

Siciline bak FETÖ’yü gör
29.04.2017

Güneri Cıvaoğlu

Türkiye’siz Avrupa Avrupa’sız Türkiye!
29.04.2017

Serpil Çevikcan

O fotoğrafın hikâyesi
29.04.2017

Çağdaş Ertuna

Türk mutfağını kitabıyla dünyaya tanıtacak
29.04.2017

Ali Eyüboğlu

‘HAYAT ŞARKISI’ FİNAL YAPACAK
29.04.2017

Abbas Güçlü

Ne kadarımız hayalinin peşinde koşuyor?
29.04.2017

Sami Kohen

Başkan Trump’ın ilk 100 günü
29.04.2017

Prof. Dr. Metin TAŞ

Her borçlunun evi haczedilemez
29.04.2017

Mehmet Tez

Milyar dolarlık endüstri
29.04.2017