ABD’NİN TONU DEĞİŞİYOR...

10.09.2018 Pazartesi
The Heritage Foundation, 1973’de kurulmuş, muhafazakar çizgideki bir vakfın adı.

Bu sene, bir üniversite tarafından, kamu politikalarında en etkili düşünce kuruluşu olarak seçildi.

Vakfın, 2018 ABD bütçesine yönelik tavsiyelerinin yüzde 64’ü hayata geçti.

Trump, Başkan adaylığı sürecinde bu vakıfla yakın çalıştı, Yüksek Mahkeme üye adaylarını belirlemede birlikte hareket etti.

Bu vakfın Ortadoğu sorumlusu, eski bir asker ve  İngiliz vatandaşı olmadığı halde bir dönem İngiltere Savunma Bakanı’na danışmanlık yapan ismi Luke Coffey, İdlib’in Türkiye-ABD ilişkilerinin rayına oturmasında fırsat olabileceğini söyledi.

Coffey’e göre, İdlib konusunda Ankara ve Washington ortak bir bakış açısına sahip.

Buna karşın Tahran’daki zirve gösterdi ki, Rusya ve İran ile Türkiye arasındaki fay hatları yerinde duruyor.

Sadece sözler değil bu sözlerin söylendiği yer de önemli...

Bütçesini ABD Dışişleri Bakanlığı’nın karşıladığı Amerika’nın Sesi muhabiriyle yaptığı  röportajda söyledi bunları Coffey.

Washington’da sürprizlere pek yer yoktur, o yüzden ne söyleyeceği zaten bilinerek yapılmış bir röportaj bu.

ABD’de Türkiye’yi kaybetmemek gerektiği yolunda çıkan sesler yükseliyor.

Başı Beyaz Saray kaynaklı direnişten dolayı ağrıyor olsa bile Trump da bir süredir Türkiye’ye karşı mesaj vermiyor. Durduk yere olacak şeyler değil bunlar, aklımızın bir köşesinde bulunsun...

1 TIR DOMATES SAT, 7 KİLOGRAM TOHUM AL

Dünyanın 177 ülkesine mobilya ihraç ediyor Türkiye.

Bizim ihraç ettiğimiz mobilyanın kilogram fiyatı 3.8 dolar, İtalya ve Fransa’nın mobilya ihracatında kilogram fiyatı 7 dolar.

Hazır giyim ihracatında bizim  kilogram fiyatımız 14.92 dolar, İtalya’nın tekstil ürünleri ihracat kilogram fiyatı 58 dolar.

En büyük katma değeri, 722,11 dolarlık kilogram fiyatıyla mücevher ürünlerinde sağlıyor Türkiye.

Türkiye’de, sadece kuyumculuk eğitimi veren, okul sayısı 1, kuyumculuk ve takı tasarımı da dersleri veren, toplam okul sayısı 18.

İhracatta eğitimin yanına bilimi eklediğiniz zaman iş tamamen değişiyor ama...

Bir firma, TÜBİTAK’ın  katkısıyla, kendi Ar-Ge merkezinde geliştirdiği, göz içi lensleri, kilogramı 675 bin dolardan ihraç ediyor 55 ülkeye.

Yaş meyve-sebze ihracatında kilogram gelirimiz, 0,56 dolar. Bir tır dolusu domates ihraç ettiğimizde ülkeye giren dolarla ancak 7 kilogram domates tohumu ithal edebiliyoruz.

Bitmedi, kilogram fiyatı 0,14 dolar olan çimentodan ancak bin 612 tır  ihraç ettiğimizde, 1 tır bilgisayar, yarım tır kadar USB Bellek ve  3’te bir tır kadar cep telefonu ithal edebiliyoruz.

Bilgisayarlarda kullandığımız  anti-virüs programlarının Türkiye pazarı 100 milyon dolar seviyesinde.

Yerli anti-virüs programlarımız var ama çoğu kişinin haberi yok. Tıpkı yerli işletim sistemi Pardus’tan kimsenin haberi olmadığı gibi.

Şubat’ta  tüm ihracatımızın  ortalama kilogram fiyatı 1,28 dolardı.

İşin içine eğitimi, bilimi, araştırma ve geliştirmeyi sokup, kilogram fiyatı 2,5 dolara çekebilsek, aynı emeği harcayarak, elde ettiğimiz geliri iki kat yukarı çekmiş olacağız.

Sonuç mu, Türkiye’nin ekonomik kurtuluşu, Türkiye’nin bağımsızlığını korumasının yolu, üretime eğitim ve bilimi eklemekten geçiyor.

TUVALET KAĞIDI NEDEN PAHALI?...

Tuvalet kağıdı pahalı da bunun tek sebebi dolar kuru mu sanıyorsunuz?

20 yaşındaki bir ağaçtan 60 kilogram kağıt elde edebiliyoruz.

Buna karşın 150 kilogram atık kağıttan 100 ile 140 kilogram arası kağıt-karton elde etmek mümkün.

Avrupa’da kağıt geri kazanım oranı yüzde 82, Türkiye’de bu oran yüzde 45. Ne var bunda diyeceksiniz, Türkiye, Avrupa’dan zaman zaman hurda kağıt ithal ediyor, daha ne olsun?

Türkiye’de sanayinin ihtiyacını karşılamak için plantasyon ormanları kurulsun diyenler var.

İyi de ormanları bugün kursak ancak 25 yıl sonra bir fayda sağlayabiliriz, bizim o kadar zamanımız ve boş humuslu toprak alanımız yok.

Ofiste kullanılmış kağıtların arkasını not kağıdı olarak kullanmayı, üzerine iki satır yazılmış kağıtları, evdeki eski gazeteleri, okullardan çıkan kullanılmış kağıtları, çöpe atmamayı öğrenmek zorundayız.

Bir de değişmesi gereken tüketim alışkanlıklarımız var...

Karton bardaklar, ıslak mendiller, kağıt havlular, hediye paket kağıtları ,geri dönüşüme girmeyen, boşa giden ürünler.

İstanbul’da Şehir Hatları vapurlarında bile ince belli bardak yerine karton bardak kullanılıyor uzun zamandır, yazık, günah.

Ya geri dönüşümü öğrenip, tüketim alışkanlıklarımızı değiştireceğiz ya da cebimiz ve kaidemiz bunun bedelini ödeyecek...

 

Yazarın Önceki Yazıları