Prof. Dr. Erol Ulusoy

Prof. Dr. Erol Ulusoy

erolulusoy@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Başkasından olan alacağını alamadığı için çekini ödeyemeyen esnafı dolandırıcı zihniyetle çek verip ödemeyen kişilerden ayırmak gerekirken, suçluymuş gibi hapis cezası vermek adalet kavramına sığmıyor.

Karşılıksız çek bir türlü ekonomik sistemimize oturmadı. İşin ucunda Anayasa ve İnsan Haklarına aykırı bir şekilde hapis cezası olunca, aldıkları çekleri karşılıksız çıkan alacaklıların ekonomik mağduriyetlerinin çeklerini ödemeyenlere verilecek hapis cezası ile giderilebileceği, en azından çekleri ödemeye zorlanacağı düşünüldü. 

Haberin Devamı

Karşılıksız çeke hapsi cezası aslınca bir suça verilen cezadan daha çok, çek düzenleyeni çekini ödemeye zorlamak için getirildi. Çünkü karşılıksız çeke hapis cezası tüm kriminoloji bilimin bulgularına aykırıydı; her suç bir kötülük içerir, oysa borcunu ödeyemeyen hiçbir borçlu için suç işlediği anlamına gelmeyeceği için, ağır bir ceza olan özgürlükten mahrumiyet anlamına gelen hapis cezası da verilmez. Bunun istisnası borcunu ödemek için çek veren esnaftır, küçük tacirdir. Küçük tacir diyorum çünkü büyük tacirlerin şirketlerin çekleri karşılıksız çıkmaz, keza onlar genellikle çek kullanmazlar. 

Derin yara açıyor 

Başkasından olan alacağını alamadığı için çekini ödeyemeyen esnafı dolandırıcı zihniyetle çek verip ödemeyen kişilerden ayırmak gerekirken, buna zahmet etmeyip, iyiniyetli olarak ticaret yapan ama başkalarının ya da ekonomik koşulların kurbanı olduğu için çekini ödeyemeyen esnafı aynı kefeye koyup suçluymuş gibi hapis cezası vermek adalet kavramına sığmıyor. Neresinden bakarsanız bakın, alacaklının mağduriyeti de borçlusunun hapis cezası alması ile giderilmiyor. 

Geçmiş siciline bakmadan, bu zamana kadar ne kadar çeki ödemesi, vergisi, sigorta primlerini düzenli ödemiş bir esnafın, meblağı ister 10.000, ister 500.000 TL olsun, bir çeki karşılıksız çıkınca, onu toplumun en tehlikeli ve zararlı kişisi olarak görüyor olmalı ki, en ağır suçlardan mahkum olanlar cezaevlerinden özgürlüklerine salıveriliyor, namusuyla ticaret yapan ama bir şekilde, kötü niyetli olmadan çekini gerçekten ödeyemeyen esnaf cezaevine atılıyor. 

Haberin Devamı

Yapmamız gereken dolandırıcılarla dürüst esnafı birbirinden ayırt etmektir. Bunun için de geçmişteki ödemelerine, vergi ve kamu borçlarına, kısaca ticari ve ekonomik siciline bakıp da bir değerlendirme yaptıktan sonra da, en son çekini gerçekten ne için ödeyemediğini, çekini ödeyemezken yaşam standartlarında bir değişiklik olup olmadığını, iyice araştırmadan herkesi aynı kefeye koymak, toptancı cezalandırmadır ki, hukuka aykırılığı tartışmasızdır. Toplumda ve ekonomik sistemde bozulan düzeni sağlamak bir yana, iyice derin yaralar açmaktadır. 

Çalışmalar var 

Çekini ödeyemediği için hapse giren bir esnafın ile, dolandırıcılıktan hapse giren kişi toplumda kıyaslandığında, dolandırıcı dışarda eli kolu serbestçe dolaşır, ticarete atılır, buna karşılık çeki karşılıksız çıkan dürüst esnaf borcunu ödeme şansına sahip olacak şekilde serbest kalıp ticaret yapmak yere hapse atılırsa, gerçekten bunu kimseye anlatamayız. Ve maalesef de anlatamayız. 

Haberin Devamı

Şimdi işte bu durumun nispeten düzletilmesi için bazı çalışmalar yapıldığı bilgisi mevcut. 

Öncelikle çekini tahsil edemeyen alacaklıların, borcunu ödemeyen diğer borçluları nasılsa, çekini ödeyemeyen borçlularının da hukuken aynı eşitliğe kavuşması, onları daha da mağdur etmeyeceklerdir. Çekini ödeyemeyen borçlunun hapsa atılması, kredisini ödemeyen, ya da senedini ödemeyen borçluyu daha avantajlı duruma getirmektedir. 

Yani bizim ekonomimizde ödeme sistemimiz borçluları ikiye ayırmaktadır, çekini ödemedikleri için hapsa atılanlar ve hiçbir borcunu ödemediği için serbest olanlar. Burada açık bir anayasal eşitliğe de aykırılık vardır. 

Ticareti kurtarmaz 

Çek borçluları ile diğer kamu veya özel borçlular arasındaki bu ayrımcılık beni hem vicdanen rahatsız ediyor, hem de hukuken ne anayasaya, ne de insan haklarına uygun düşüyor. 

O halde ne yapmalı? 

Özel hukuk sözleşmesinden doğan borcun ödenememesi sebebiyle hapis cezası verilmesini yasaklayan Anayasa md 38/8 ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 4 No’lu Protokol md 1 kurallarına aykırı olduğu tartışmasız olan karşılıksız çek’e hapis cezası kaldırılarak, çekini ödeyemeyen ve ileride ödeyememe riski bulunan esnaflara umut olmalı, hapis tehdidi olmadan işlerine güçlerine bakmalı. Anayasaya aykırı bu düzenlemeyi hukuk sistemimizden bertaraf etme onuru bu Yasama Dönemi Milletvekillerine ait olmalı. 

Karşılıksız çeke verilen hapis cezası tamamen yürürlükten kaldırılmalı. Aşamalar koymak, konkordato, iflas gibi diğer ekonomik durumlarla bağlantı kurmak olayı iyice karmaşık hale getirir, anayasallığı, insan haklarına uygunluğu temin etmez. 

Unutmamalıyız, ticareti kurtaran ve kurtaracak olan karşılıksız çeke verilen hapis cezası değildir. 

Kutsal evrak değil 

Çek’ini ödeyemeyen esnaf kendisini suçlu gibi görmemeli. Onu azılı suçlularla bir tutup, cezaevlerine koymamalıyız. Namusuyla, dürüstçe ticaret yaparken, kendi elinde olmayan sebeplerle borcunu ödeyemez duruma düşen esnafı, toplum nezdinde “hapis cezası almış hükümlü” olarak itibarını düşürüp, ailesini, çoluk çocuğunu mahcup mahcup dolaşmaya mecbur etmemeliyiz. 

Çek bu! Uğrunda hapis yatılacak kutsal bir evrak değil! 

Karşılıksız çeke hapis cezası öngörülmesi, çeke olan güveni sağlamıyor, sadece arada banka olduğu için güvenli sanılıyor. 

Biz yanlış yerde “güven tesis” etmeye çalışıyoruz. 

Esas olan çeke değil, onu düzenleyene olan güvendir. 

Ticarette güven, Anayasa ve İnsan Haklarına aykırı hapis cezası ile tesis edilemez. 

Ödemeler sistemimizi anayasa ve insan haklarına aykırı bir hapis cezası üzerine inşa etmekten nihayet vaz geçeceğimize dair haberler umut ve olumlu beklenti yaratıyor.