Samed Karagöz

Samed Karagöz

samedkaragoz@gmail.com

Tüm Yazıları

Bu sorunun aslında çok basit bir cevabı var ama bu cevap da başka soruların meydana çıkmasına neden oluyor. Sanat ne işe yararsa çağdaş/güncel sanat da o işe yarar. Öncelikle ülkemizden başlayarak anlatmaya çabalamak en doğrusu bence.

İngilizcede “contemporary art” diye kullanılan kavram Türkçede bazı kişi ve kurumlarca çağdaş sanat bazı kişi ve kurumlarcaysa güncel sanat olarak adlandırılıyor ya da Özkan Eroğlu gibi sanat eleştirmenleri “Güncel: Şimdiki: bugünkü, aktüel. Çağdaş: Aynı çağda yaşayan. Örneğin; 1967 yılında doğan biri, genel olarak 20. Yüzyılla ve özel olarak da yüzyılın ikinci yarısıyla çağdaştır” diyerek iki kavram arasında farklar bulunduğunu söylüyor.

Haberin Devamı

İngilizcede “contemporary art” olarak geçen kavram bazı müzayede evleri tarafından çoğu zaman İkinci Dünya Savaşı kast edilerek, Savaş Sonrası terimiyle birlikte kullanılıyor.

Türkiye özelinde görüldüğü gibi ciddi bir kafa karışıklığı mevcut. Sanat profesyonelleri arasında bile böyle bir anlam karışıklığı mevcutken sanatseverlerin ve/veya sanat mesafeli kişiler için işlerin karışması hayli normal. Hatta sanata mesafeli kişilerin, çağdaş sanata karşı koydukları mesafenin nedenlerinden biri de bu olabilir.

Çağdaş sanat sadece Türkçede değil İngilizcede de çoğu zaman anlaşılması hayli güç “açıklama” metinlerini barındırıyor. Instagram’dan takip ettiğim @freeze_magazine hesabının yaratıcısı @cem_____a bu konuyla alakalı son derece başarılı gif’ler üreterek olayın vahametini ortaya koyuyor.

Bütün bu “olumsuzluklar”a rağmen başlıktaki soruya dönersek çağdaş sanatın içinde bulunduğumuz, küreselleşmenin ceremelerini çeken, göç sorunlarıyla baş etmeye çabalayan, iklim krizinin oluşturduğu olumsuzluklarla mücadele eden, ayrımcılıklara mesafe koyan bir sanat üretimi olduğunu ifade etmek mümkün.

Tarih boyunca ve bugün de sanat büyük spekülasyonları barındırdı. Bugün de bu durum pek farklı değil. Sanat piyasası devasa hacmine rağmen ne Türkiye’de ne de uluslararası pazarda herhangi bir regülasyona tabi olmayan ender piyasalardan biri. Bu durum çoğunlukla işin magazine edilmesine de neden oluyor. Birkaç yıl önce İtalyan sanatçı Cattelan’ın eseri 120 bin dolara satılınca her yerde gri bantlı nesneler görmüştük. Sanatçının önceki üretimlerini bilmeyen kişiler için bu sadece “dalga geçilecek” veya hicvedilecek bir “eser”di.

Haberin Devamı

Çağdaş sanatın içinde bulunduğu bu durumları ele alan iki kitap tavsiye edeceğim. Bu konuyla alakalı daha geniş bilgi almak isteyenler rahatlıkla başvurabilir. İlki Avelina Lésper’in kaleme aldığı Tellekt Yayınları’ndan çıkan “Çağdaş Sanatın Sahtekârlığı”, diğeri Sanatatak isimli sitenin kurucusu, gazeteci-yazar Ayşegül Sönmez’in Everest Yayınları’ndan çıkan “Çağdaş Sanat Var mı?”

Her iki eser de sanata özellikle çağdaş sanata dair bilgi ve/veya yargılarımızı tekrar düşünmemize yardımcı oluyor.