Otomatik BES Nobel’i kaptı!

13.10.2017 Cuma

Nobel ekonomi ödülü davranışsal iktisat alanındaki katkılarından dolayı Chicago Üniversitesi’nden Richard Thaler’a gitti. Bu alanda Türkiye’nin öncü akademisyenlerinden Koç Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Seda Ertaç Güler ile bir sohbet yaptık. Güler şu örneği verdi: “Birçok kişi bireysel emeklilik (BES) ya da organ bağışı gibi yararlı programlara katılmak için inisiyatif göstermiyor. Thaler, insanlardaki “atalet” eğilimini hesaba katarak, bu programlara katılımı opsiyonel yapmak yerine herkesin programa dâhil edildiği ama isterlerse ayrılabilecekleri şekilde düzenlemenin refahı artırabileceğini savunuyor...”

Seda Hocam nedir davranışsal iktisat?

Çevremizde ya da medyada iktisatla ilgili gördüğümüz haberler genelde makroekonomiyle ilgili oluyor ama iktisadın en önemli amaçlarından biri bireylerin davranışını incelemek.

Sadece parayla ilgili konularda değil, hayatın her alanında bireyler nasıl karar verir, bunu anlamak. İktisat bilimi, bireyin nasıl karar vereceğini matematiksel olarak modeller ve bazı varsayımlar yapar. Örneğin, insanların amacının sadece kendi parasal kazançlarını çoğaltmak olduğunu ve bunu yaparken de tamamen rasyonel davrandıklarını varsayar. Ancak yapılan deneysel çalışmalar birçok durumda kişilerin bu şekilde davranmadığını gösteriyor.

Davranışsal iktisat, standart ekonomik modellerde hesaba katılmayan psikolojik faktörlerin ekonomik davranışları nasıl etkilediğini inceliyor, insanların gerçek davranışına daha yakın modeller ortaya koymayı amaçlıyor.

Thaler’ın Nobel’e layık görülen katkıları nelerdi?

Thaler’ın araştırmaları ekonomik davranışı psikolojik açıdan daha gerçekçi modeller kullanarak analiz etmek üzerine kurulu. İnsanlar karar verirken her zaman doğru hesaplamaları yapamıyor, bazı durumlarda irrasyonel davranabiliyorlar.

Sadece kendi kazançlarına değil başkalarının kazançlarına da önem veriyorlar. Örneğin, kişi kendisine daha az kazandıran ama adil bir dağılımı, kendisine daha çok kazandıran adaletsiz bir dağılıma tercih edebiliyor. Gelecek ile ilgili kararlarımızda otokontrol problemleri yaşıyor, bugün verdiğimiz kararlara yarın geldiğinde uyamayabiliyoruz.

Örneğin, yarından itibaren sağlıklı beslenmeye ya da tasarruf etmeye başlamayı planlayan biri, yarın geldiğinde yine hamburger yiyerek ya da yine alışveriş yaparak planını bozabiliyor, sonra da pişman oluyor. Bu insani/psikolojik faktörlerin hem kişilerin davranışını hem de piyasaların işleyişini nasıl etkilediği konusunda önemli çalışmaları var Thaler’in.

Bunun yanında, bu psikolojik faktörlerin devlet tarafından insanların yararına nasıl kullanılabileceğini konu alan popüler bir kitabı var.  Örneğin, birçok kişi bireysel emeklilik ya da organ bağışı gibi yararlı programlara katılmak için inisiyatif göstermiyor. Thaler, insanlardaki “atalet” eğilimini hesaba katarak, bu programlara katılımı opsiyonel yapmak yerine herkesin programa dâhil edildiği ama isterlerse ayrılabilecekleri şekilde düzenlemenin refahı artırabileceğini savunuyor.

Dünyada yeni sayılabilecek bir alan olan davranışsal ve deneysel iktisadın Türkiye’deki öncülerinden biri olarak bu alandaki çalışmalarınız hakkında bilgi alsak?

Biz deneysel iktisatçılar olarak kişilerin gerçekte nasıl davrandığını deneylerle inceliyoruz; hangi psikolojik faktörlerin davranışları etkilediğini anlayabiliyoruz. Hatta “nöroekonomi” deneyleriyle ekonomik davranışın beyindeki kaynağına inebiliyoruz. Ülkemizde deneysel/davranışsal iktisat oldukça yeni ama hızla gelişen bir alan.

Bu konuda çalışan genç ve başarılı akademisyenlerimiz var. Benim davranışsal iktisatla ilgili çalışmalarımdan önemli bir bölümü, kişilerin ekonomik tercihlerini ve refahını etkileyebilecek tasarruf bilinci, otokontrol, azim gibi özellikleri çocukluk çağında ölçmeyi ve eğitimlerle geliştirmeyi amaçlıyor.

Örneğin, Şule Alan ile birlikte yaptığımız bir çalışmada, bahsettiğim otokontrol problemlerini azaltmak, sabırlı davranışı artırmak için İstanbul’daki ilkokullarda bir eğitim programı uyguluyoruz. Ekonomik tercihlerin oluşmaya başladığı çocukluk çağında gelecekle ilgili getirileri ve maliyetleri daha iyi hesaba katmayı öğrenen çocuklar, daha sabırlı, daha otokontrol sahibi oluyor ve okulda davranış problemleri de azalıyor.

Ekonomi ve psikolojiyi kesiştirdi

Seda Ertaç Güler, ekonomi alanında lisans derecesini 2000 yılında Bilkent Üniversitesi’nden, doktora derecesini ise 2006’da Kaliforniya Üniversitesi’nden (UCLA) aldı. 2006-2008 yılları arasında Chicago Üniversitesi’nde araştırmacı olarak görev yaptıktan sonra Koç Üniversitesi ekonomi bölümünde göreve başladı. 

2013 yılında doçent unvanını aldı. Ekonomi, psikoloji ve nöro-bilimin kesişimindeki araştırmaları uluslararası saygın dergilerde yayımlanan Ertaç, 2013’te Türkiye Bilimler Akademisi’nin Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı ödülüne, 2017’de ise BAGEP ve TÜBİTAK Teşvik ödüllerine layık görüldü.

Yazarın Önceki Yazıları