Döviz Kuru ve Girişimcilik İlişkisi

10.08.2018 Cuma

Döviz kuru malum son günlerin en gündem konusu. Peki bu konunun girişimcilikle ne ilgisi var diyebilirsiniz. Şöyle ki girişimcilerin de döviz cinsinden ödeme yaptıkları yerler var ve döviz cinsinden gelir elde edenler var. O yüzden girişimcileri de gündemi yakından takip etmek zorunda.

Girişimciler bu tip majör döviz kuru değişikliklerine karşı ne yapmalı?

Öncelikle ilk yapılması gereken tabi ki girişimlerin en büyük maliyetleri TL cinsinden yerli ve milli benzerlerinden alması gerekiyor. Kendi girişimime baktığımda en büyük maliyetler sunucu barındırma, kod barındırma, ve eposta hizmeti olarak gözüme çarpıyor. Bu işleri yapan Türk girişimler bulmak şu an benim de ilk önceliklerim arasında.

Peki “dövizle yaptığımız harcamaları Türk Lirası cinsinden maliyetlere mi dökmektir?” derseniz tabi ki değil. Bir girişimcinin yapması ya da planlaması gereken ilk iş globale açılmak. “Yerel startup” diye bir kavram yok. Tüm girişimcilerin bunu duvarlarına asması gerekiyor. Startup kelimesi doğası gereği ölçeklenebilir bir iş olmayı içeriyor. İlk günden hatta ürünü geliştirme aşamasında bu ürünü Brezilya’daki, Japonya’daki, Estonya’da biri de nasıl kullanır, aynı ihtiyacı var mı diye düşünmek gerekiyor. Şu andaki girişimcilerin çoğu “Türkiye’de biraz büyüyeyim, kendimi ispatlayım, biraz para biriktireyim, sonra yurt dışına açılırız bir süre sonra” diyor fakat o “bir süre sonra” asla gelmiyor veya gelene kadar girişim batıyor.

Globale açılmak için nereden başlamak lazım ?

Girişiminizin çözdüğü problem başka ülkelerde de yaşanıyor mu ? Oradaki rekabet durumu nasıl, o problem o ülkelerde nasıl çözülmüş gibi bir çok soruyu öncelikle kendinize sormanız ve bu konuda araştırma yapmanız gerekiyor. Burada da girişiminizin yapısal formatı sizi çok etkileyecektir. Örneğin girişiminiz tamamen dijital bir ürünse ve dijital reklam ile kendini çevirebiliyorsa yurt dışı seyahatleri yapmanıza, yurt dışındaki hızlandırma programlarına başvurmanıza gerek yok. Peak Games, Gram Games gibi örnekler bu formata en uygun örnekler. Bu girişimler yurt dışındaki müşterilerine satış yapmak için elde çanta ülke ülke gezmiyorlar. Eğer donanım bazlı iş yapıyorsanız yurt dışı pazarlardaki potansiyeli görmek için Kickstarter gibi platformlarda talebin nereden geldiğini görmek çok işinize yarayacaktır. Globale açılmak için birileri elimden tutsun, yol göstersin diyorsanız gidebileceğiniz programlardan bazılarını aşağıda sıralamaya çalıştım.

3S Landing Pad

Starcamp, Startupbootcamp ve StartersHub işbirliğiyle kurulan 6 aylık bir program. Bu programa seçilirseniz 40 bin dolar destek alıyorsunuz ve 6 ay Silikon Vadisinde hızlandırma programına katılıyorsunuz. Burada Starcamp’in mekanını kullanıyorsunuz ve ilk satışlarınızı yapmanız için her türlü desteği alıyorsunuz. (Starcamp ve diğer programlarla ilgili ayrıca daha detaylı bir yazı yazacağım) İlk satışlar her zaman çok zordur, bu nedenle bu tip bir program vasıtasıyla ilk satışınızı yapmak işlerinizi biraz da olsa kolaylaştıracaktır.

Cyberpark Accelerator Program (CAP)

Cyberpark desteği ile kurulan ve 12 hafta süren uluslararası hızlandırma programı CAP ile girişiminizi Silikon Vadisinin en bilinen merkezlerinden Plug And Play Teknoloji Merkezine taşıyıp bir eğitimden geçiyorsunuz. Burada mentorluk hizmeti de alıp yurt dışı pazarlara açılma konusunda kendinizi ve girişiminizi test ediyorsunuz.

Entrepreneurs Roundtable Accelerator

Murat Aktihanoğlu’nun kurucuları arasında olduğu hızlandırma programı girişiminizi New York’daki yatırımcılarla buluşturuyor. Buradaki yoğun hızlandırma programı sonrası Amerika pazarına satılabilecek bir kıvama gelirseniz yatırımcılar için de cazip hale geliyorsunuz.

Growth Circuit

ODTÜ Teknokent desteğiyle kurulan merkezin yatırım yapmak için fonu da var. San Francisco’nun en işlek caddesindeki ofisini kullanabiliyorsunuz, burada satış yapmanız için her türlü olanak sağlanıyor. Yatırımcı ve mentorlarla da tanıştırılıyor.

Innogate

İstanbul Kalkınma Ajansı ve Kalkınma Bakanlığı’nın desteklediği program ile girişimciler, teknolojilerini ihraç etmek ve dünya markası olmak için İTÜ ARI Teknokent’in San Francisco, New York Galvanize ve Chicago 1871 ofislerinde gereken her türlü desteği alıyorlar.

Sente

Serhat Çiçekoğlu’nun kurduğu Sente girişiminizi Şikago başta olmak üzere dünyanın bir çok şehrindeki programlarına dahil edip global olmanız için size destek oluyor.

Özetlersek, döviz kurundan etkilenmemek için yapmanız gereken ilk iş globalleşmek ve teknoloji ve servis ihraç etmek. Bunun için de sizlere destek olabilecek yukarıda da saydığım bir sürü program var (Unuttuklarım olduysa şimdiden özür diliyorum) Bu programları mutlaka inceleyin, başvurun. Girişimciler için global olmak bir tercih değil zorunluluk. Yoksa her kur dalgalanmasında her makro ekonomik hareketlilikte girişiminiz çalkalanabilir. Maliyetleri düşürmek ve yerel girişimleri tercih etmek de sadece kurla ilgili değil aynı zamanda milli de bir mesele.

Yazarın Önceki Yazıları