Songül Hatısaru

Songül Hatısaru

songul.hatisaru@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Tatil yaklaşıyor. Önümüzde koca bir yaz var. Yaz boyunca her çocuk biraz daha büyüyecek. Fiziksel gelişmeyi zihinsel ve sosyal gelişmeyle desteklemek gerek. Giderek daha fazla ebeveyn bilgisayar ve telefon ekranına hapsolmuş çocuklar için kampların doğru adres olduğunu düşünüyor.

Geleceğin CEO’ları kamplarda

Yapılan bir çok araştırma çocukluğunda kampa gitmiş çocukların iş hayatında çok daha başarılı olduğunu gösteriyor. Tanımadığı yaşıtlarıyla kamp ortamında kurulan iletişim, kazanılan sosyal beceriler liderlik özelliklerini de ister istemez geliştiriyor. Çocuklar her şeyden önce iletişim kurmayı, sorun çözmeyi öğreniyor. Rusya lideri Putin, Disney’in eski CEO’su Michael Eisner mesela kamplarda yetişmiş liderlerden.

Haberin Devamı

Türkiye’de artık dağcılık, yabancı dil, sanat, dans, futbol, sinema ve multi aktivite kampları gibi birçok kamp var.

Geleceğin CEO’ları kamplarda

Son yıllarda popülerleşmeye başlayan kampçılık türlerinden birisi de yelken kampı. Ana Yelken Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Özmen Datça’daki yelken kamplarına artan ilginin de bunu teyit ettiğini söylüyor.

Yelkende bilirkişi

Uluslararası Kamplar Birliği üyesi olan Ana Yelken yaz boyunca 7 ve 14 günlük kamplar düzenliyor.

İstanbul Yelken Kulübü ve Yeşilyurt Spor Kulübü’nün tüm alt yapı ve yarış operasyonlarını yönetiyor. Yelken sporcusu yetiştiriyorlar. Bir yandan da özel sektörden kurum ve şirketlere danışmanlık yapıyorlar. Yelken bölümü açmak isteyen kulüplerle yakın işbirliği içindeler. Bu konudaki deneyimleri Türkiye sınırlarını aşmış. Rus Yelken Federasyonu’nun da danışmanlığını onlar yapıyor. Ana Yelken’in kurucuları Fatih Özmen ve Tolga Rangavis sorularımı yanıtladı.

Kampta herkes eşit

Kampların çocukların hayatındaki önemi ne?

Kamplar çocukların kişisel gelişiminin bir parçası. Çocukların aileden uzakta, sosyal bir ortamda arkadaşlarının haklarına saygı duyarak hayatta kalma becerilerini geliştiriyoruz. Tabii ki çok iyi bir yelken eğitim programı sunuyoruz ama yaptığımız şey temelde bu.

Doğayla başa çıkmayı öğreniyorlar. Özellikle ailesinden ilk kez ayrılan çocuklar sosyal bir ortamda ve yaşıtları ile birlikte olduklarında bireyselleşmeyi, sorumluluk almayı öğreniyor.

Haberin Devamı

Yelkende ve kampçılıkta din, dil, ırk, politik görüş, statü farklılıklarının önemi yoktur. Herkes eşittir. Hangi sosyal kesimden olursa olsun herkes kurallara uymak zorunda. Bunu anlamak hayatlarında çok önemli farklılıklar yaratabiliyor. Tabii çoğu şey oyunla öğretiyoruz.

Çocuklar bazen çok acımasız olabiliyor, başkasının hakkına saygı duymayabiliyor. Onlara kendisine karşı bir hak ihlali yapıldığında bununla nasıl mücadele etmesi gerektiğini öğretiyoruz.

Ne tür oyunları kullanıyorsunuz?

Bizde oyun sanki boş zamanda yapılan bir şeymiş gibi düşünülür hep. Ama dünyada oyun bir öğrenme biçimi. Buz kırıcı denilen çocukların birbirini sevmesi, tanımasını sağlayan oyunlardan tutun, enerjilerini yükselten yüzlerce aktiviteye kadar çok farklı oyunlar oynatıyoruz. Yapılan bir hatanın başkalarını nasıl etkilediğini anlamalarına yönelik grup çalışmalarımız oluyor.

Z kuşağı farklı

Uyguladığınız başka modeller var mı?

Haberin Devamı

Z jenerasyonu onlara çocuk gibi davranılmasından hoşlanmıyor. Kural, hak, hukuk meselesini çok net ortaya koyuyoruz. Yetişkin gibi karşımıza alıyor, aldığımız kararların sebeplerini açıklıyoruz. Bu da özellikle özgürlüğüne düşkün bu jenerasyonda çok iyi sonuçlar veriyor. Amacımız kamplarda; doğayla barışık, zorluklarla mücadele etmeyi bilen, kurallara uyan, temiz, disiplinli ahlaklı, gençler yetiştirmek.

Doğayla barışıyorlar

Kas gücü gerektiren bir spor…

Fiziksel üstünlüğünüz olabilir ama yelkende bu yeterli değil. Üstünlüğünüzü göstermeye hazırlandığınız bir yarışta çok hafif bir rüzgara da denk gelebilirsiniz. Orada strateji konuşur. Maalesef günümüz çocukları deniz, doğa, rüzgar, meteoroloji konularında pek bilgili değiller. Her geçen gün daha fazla çocuk doğal yaşamın ne olduğunu deneyimlemeden büyüyor. Çocukların ve gençlerin sağlıklı gelişimleri için doğada daha fazla zaman geçirmesi gerekiyor.

Araştırmalar, tabiatta geçirilen zamanın ileride karşılaşılabilecek ruhsal sorunları önlemede en etkin yöntem olduğunu ortaya koyuyor. Şehirde yaşayan çocukların yüzde 74’ü günde bir saatten az fiziksel aktivite yapıyor. Günlük hayatında fiziksel aktiviteye yer veren çocukların daha yüksek özsaygı, daha az depresyon ve kaygı yaşıyor.

Kamp turizmi gelişiyor

Biz neden ülke olarak kampçılık turizmi yapmıyoruz, eşsiz bir doğamız var…

Aslında yapmaya başlamıştık. Kamplara gelen epeyce yabancı öğrenci vardı. Bireysel gelişler de başlamıştı. Türkiye doğası ile zaten popüler.

Bizim Datça’daki kampın çevresinde Fransızlar yıllarca kalmışlar, İngilizler gelip yelken yapmışlar. Datça kumuyla, doğası ile dünyada bilinen bir yer. Amerika, Kanada, Dubai, Rusya’dan gelen çok çocuk misafirimiz oldu. Ancak artan terör olayları başta olmak üzere son iki yılda bu gelişler adeta durdu.

Büyük gruplar ağırlamaya hazırlanıyorduk. Önemli bir altyapı hazırlığı yapmıştık. 15 Temmuz sonrasında bu rezervasyonların hepsi iptal oldu. Söz konusu çocukları olunca aileler çok daha dikkatli oluyor haliyle. Oysa Türkiye yelken sporu turizmi başta olmak üzere, kayak, dağcılık, alanında önemli sayıda çocuk turist çekebilir.

Denizin keyfi 5 bin liraya da çıkabilir

Yelken sporu pahalı değil mi peki?

Gidip pahalı teknelere bakarsanız öyle. Oysa bizim yaptığımız gibi küçük bir tekne alıp arabanızın üstüne koyup durduğunuz her sahilde keyifle dolaşabilirsiniz. İngiltere’de böyledir mesela. Fransa’da pahalı tekneye sahip insan sayısı çok azdır. Orada küçük tekneler çok fazladır. Bu nedenle her üç kişiye bir tekne düşer Fransa’da. Avrupa’da yelken mili spor gibidir, herkes denize çıkıyor, yelken yapıyor. Kimse bunun için 400 bin TL’lik tekne almıyor. 5 bin TL’ye küçük bir yelken alıp denizin keyfini çok güzel çıkarabilirsiniz. Biz de öyle bir anlayış gelişti ki sanki ancak yelkenli yatla denize çıkabilirsin! İki metrelik tekne ile de yelken yapabilirsiniz sonuçta.

Ankaralılar denize koşuyor

En çok başvuru nereden geliyor?

Ankara’dan… Ankaralı yetişkinler güneyde tekne grupları kuruyorlar. Yatçılığı öğrenmek için bize de çok talep geliyor. Çocuklar da yelkene çok meraklılar. Datça Yelken kampında 20 Haziran’dan eylül başına kadar bir haftalık ve 15 günlük yelken kamplar yapıyoruz. 7-17 yaş arası çocuklar katılabiliyor. Kalamış’ta İstanbul Yelken ve Yeşilyurt Yelken Okulu’nda ise hafta sonu eğitimleri kış boyunca sürüyor.

Yabancı dilleri de gelişiyor

Kamp denildiğinde çocuğun dil öğrenmesi için hemen yurt dışı akla geliyor…

Türkiye’de belli bir varlık seviyesinin üstünde olan, çocuklarını her zaman yurt dışına gönderen belirli bir kitle vardı. Ama artık yurt içi kamplar da çok ilgi görüyor. Öte yandan bizim gibi kamplara birçok ülkeden zaten yabancı çocuklar da geliyor. Doğal olarak kampçı çocuklarımızın dilleri de gelişiyor.

Kamplarda koçluk yapanlar arasında da yabancılar var. Bu arada siyaset ve büyük şirketlerin tepesinde oturan insanların öz geçmişlerine bakarsanız yoğun kampçılık eğitimleri görürsünüz. Disney’in eski CEO’su mesela kamp koçluğundan gelmedir. Röportajlarında koçluk yapmanın bütün kariyerini değiştirdiğini anlatır. Rus üst düzey yöneticilerinin hepsi kampçılıktan geçmiştir.

Kamplar çocukların hamur gibi şekil aldığı yerler. Dünyada gelişmiş ülkelerde sadece okul eğitimi yetersiz görülmekte, kampçılık ve kamp koçluğu iş yerinde yönetici pozisyonlarına gelmek isteyen insanlar için önemli bir seçilme kriteri olarak değerlendirilmekte.

Özgüven ve zekayı artırıyor

Kamplara ilgi nasıl?

Özellikle yurt dışında yelken çok popüler. Çocukların gelişimine olan katkısı görüldüğü için bizde de yaygınlaşıyor. Kamp sürecinde çocuklar üzerinde ailelerin fark edebileceği değişiklikler oluyor. Büyük bir özgüven artışı görüyoruz çocuklarda. Bir şey yaparken o işi nasıl yapacaklarına dair daha araştırmacı oluyorlar. Yelkende bütün kas grupları çalıştığından sağlıklı, güçlü çocuklar oluyorlar.

Dedenin kampı!

Yurt dışında kampçılık nasıl?

Amerika’da mesela 16 yaşına gelmeden her çocuk 6-7 defa kampa gitmiş olur. Büyük dedesinin gittiği kampa giden çocuk var Amerika’da. Rusya’da her sene 55 bin kampa 8 milyon çocuk katılır.

Bizde sayı 50 bini bulmuyor! Çocukla ilgili her program referans sistemiyle çalışır. Bir mutlu çocuk üç mutlu çocuk getirir. Ama bir mutsuz çocuk da beş çocuğu götürür. Eskiden sponsor bulamazdık. Şimdi mesela biz kendi adımıza Toksöz grup ile anlaştık, üçüncü yılımıza girdik ve karşılıklı olarak çok iyi ilişkilerimiz var. Zumosol markası ile ana sponsorumuz pozisyonundalar.

Geleceğin CEO’ları kamplarda

Komşulara kamp ihraç ediyor

Başka neler yapıyorsunuz?

Yelken okulları ve Datça kampımız var. Profesyonel altyapı hizmeti sunuyoruz. Bunu yaparken de İstanbul Yelken Kulübü ve Yeşilyurt Spor Kulübü’nün eğitim faaliyetlerini de biz yürütüyoruz. Bir de danışmanlık şirketi kurduk.

Yakın coğrafyada su sporları merkezleri ve otellere anahtar teslim projeler yapıyoruz. İki su sporu merkezini yeni teslim ettik mesela. Devletler, federasyonlar, özel sektör için projeler yürütüyor anahtar teslim tesisler yapıyoruz.

Eğitim programlarını da hazırlayıp işletme sürecinde de isterlerse hizmet vermeye devam ediyoruz. Rus Yelken Federasyonu’na danışmanlık yapıyoruz. Tataristan başta olmak üzere Orta Asya ülkelerinde danışmanlık yapıyoruz. Orta Asya ve Doğu Avrupa’dan büyük talep var. Doğu Avrupa özellikle bu işin turizmine de aday.