Özel Harekât’ta hüzünlü tören

17.07.2017 Pazartesi
“15 Temmuz darbe girişimi sırasında bombalanan Gölbaşı’ndaki Özel Harekat ve Havacılık Dairesi’nde düzenlenen törende acı va gözyaşı vardı. Şehit aileleri, evlatlarının anılarıyla buluştu, şehitlerin küçük çocukları ne olduğunu bilmeksizin polis amcaları ve ablalarıyla oynadı...”



Başarısız darbe girişiminin organize edildiği Akıncı Hava Üssü’nden havalanan mühimmat yüklü F-16 savaş uçakları Ankara semalarında kin kustu o gece...
TBMM dahil pek çok stratejik nokta vardı hedefte. 
Bu noktalardan biri de darbe planında “A9” olarak tanımlanan Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Gölbaşı’ndaki stratejik tesisleriydi.
Emniyet teşkilatının “özel kuvvetleri” olarak bilinen ve yıllardır terörle mücadelede görev alan Özel Harekat Dairesi ile hava filosunun komuta merkezi Havacılık Dairesi Başkanlığı bu tesis içindeydi. 
17-25 Aralık süreci sonrasında her iki dairenin yönetimleri FETÖ’den arındırılmış, cemaat yapısı içinde olmayan polis amir ve müdürleri ile memurları buralarda görevlendirilmişti. 
Hem silahlı gücün, hem de hava desteğinin her an göreve hazır konuşlu bulunduğu bu birimlerde, “devletten emir alan” kadroların görevde olması FETÖ’nün darbe girişiminde söz konusu tesisi “stratejik nokta” olarak tanımlaması için yetti. 
***
15 Temmuz 2016 gecesi... 
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Gölbaşı yerleşkesinde de hareketlilik başlamıştı. Darbe girişimini FETÖ’nün organize ettiğinin anlaşılmasıyla birlikte Özel Harekat Dairesi’nin üst yönetimi, tüm personeli göreve çağırdı. 
Özel harekatçılar, kadın - erkek, amir/müdür/memur demeden bir saatte biraraya gelip göreve hazırlandı.


Şehit ailelerinin, vakur duruşları törene katılanları duygulandırdı

Darbecilerin kontrol altında tuttuğu Genelkurmay Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın kurtarılması ile diğer kentlerden gelebilecek ihtiyaç taleplerini karşılamak amacıyla silahlarını kuşandılar. 
Zırhlı araçlar hazırlandı. Silahlanan iki yüze yakın özel harekatçı, şehre sevkiyat için ana nizamiyede toplandı. 
Aynı dakikalarda, Özel Harekat Dairesi’nin bitişiğindeki Havacılık Dairesi’nde de hummalı bir çalışma vardı. 
Pilotlar ve teknisyenler kısa sürede merkezde toplanmış, helikopterleri ve pisti kullanıma hazır hale getiriyorlardı. Helikopterlerle Ankara içine ve dışına sevkiyat yapılabilecekti. Her iki daire koordinasyon halindeydi. 
Saatler 23.05’i gösterdiği sırada “kol faaliyeti” halindeki iki F-16, Gölbaşı semalarında gözüktü. Henüz ne olduğu anlaşılamamışken, F-16’lardan birisi heliportta yakıt doldurulan bir helikopter ile yakıt dolu tankeri hedef alan bir atış yaptı. 
Alçak uçuş nedeniyle meydana gelen yüksek ses içinde kaybolan bir ıslık sesi sonrasında pist alev topuna döndü. 
Helikopter ve yakıt tankeri infilak etti, 7 polis, patlama ve yanmanın etkisiyle şehit oldu. 
Atılan bombalar, havadan karaya serbest düşümlü patlayıcı ve parça tesirli, ağırlığı 227 kilo olan MK-82 ile aynı özelliklerde ancak tesisi yok etmek için kullanılan 908 kilo ağırlığındaki MK-84 bombasıydı. 
İkinci bombada hedef Özel Harekat Dairesi’nin nizamiyesiydi. 
F-16 ile nizamiye üzerine arka arkaya 3 MK-82 bombası gönderildiğinde saatler 23.58’i gösteriyordu. 
Görev için hazırlanan 44 özel harekatçı şehit düştü. 
Emniyet teşkilatı, darbe girişimi sırasında kaybettiği 66 personelinden 51’ini Gölbaşı’nda şehit verdi. 
Atılan MK-82 ve MK-84 bombaları, TSK tarafından Kandil’deki PKK kamplarına yapılan hava operasyonlarında kullanılıyordu. 
Darbeci pilotlar, heliporttaki ikinci helikopteri de hedef almıştı. 
Ancak, Akıncı’dan gelen talimatla pilotların önce Özel Harekat’a yönelmesiyle, Havacılık Dairesi, Sikorksy tipi helikopteri hangara çekmeyi başardı.  
***
“Babanız Süperman... O, kahramanlıklarını yapıp, eve Clark Kent olarak dönüyor” derdi Nur Baysan iki çocuğu Canberk ve Ilgın’a. 
18 yıllık hayat arkadaşı Özel Harekatçı Ufuk müdür için. 
16 yaşında tanışmıştı Ufuk’la. 



Eşi için, “Ömrümün çoğunu onunla geçirdim, ancak hasreti hep yüreğimdeydi” diyor Nur Baysan, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı özel anı kitabında. 
Ailesi için özlemdi zira iki kez Hâkkari’de, birçok kez geçici görevle yurtiçi ve yurtdışında bulunmuştu Ufuk Baysan. Son olarak PKK’nın sokak eylemleri sırasında Cizre’de görev yaptı. Ufuk’u çocukları üniforma ile sadece işyerinde görmüşlerdi. Nur Baysan, eşine başka bir emniyet biriminde çalışmasını istediğini hiç söyleyemedi. 
Her göreve çıktığında “çocuklar sana emanet, dik dur namerde güldürme” derdi eşine Ufuk müdür. Polis Akademisi’nden 1996’da mezun olduktan 8 yıl sonra özel harekatla tanıştı Ufuk müdür. 15 Temmuz günü günlük mesaiden sonra evine gitmeyi planladı. 
Saat 17.00 sıralarında eşini arayıp 19.00 gibi geleceğini söyledi. O sabah evinden son kez çıktığını bilmiyordu. İşleri uzadı, 19.00’da evine gidemedi. Jetlerin uçmaya başladığı sırada henüz dairedeydi. Olağanüstü bir durumun olduğun anlayıp 21.30’da evini aradı, “Işıkları kapatın ve polis olduklarını söyleseler dahi kimseye kapıyı açmayın” dedi. O gece 23.45’te bir kez daha aradı eşini. Çünkü, “devletten talimat alan” bir polis olarak FETÖ’nün hedefindeydi. Bu görüşme eşiyle son görüşmesiydi. 
Nur Baysan, eşinin cenazesini yakınlarıyla birlikte tüm hastaneleri dolaşarak buldu ertesi gün.
***
Bahadır Yüce, 1984’te Ankara’da doğdu. 



Hava Teknik Okullar Komutanlığı’ndaki askerlik görevi sonrasında bir arkadaşının tavsiyesine uyup polis oldu. Devre birincisiydi. Son görev yeri Havacılık Dairesi’ydi. 
Eşi Ayşe ile evlendi. 4 yıl sonunda iyi haber geldi, eşi hamileydi. 15 Temmuz’da çocuğunun doğmasına 1.5 ay vardı. Bebeklerine kendi ismini koymak istiyordu. 
15 Temmuz akşamı dairenin hemen yakınındaki lojmanlar çevresinde yürüyüşe çıktı Ayşe ve Yasin Bahadır Yüce. 
Eve döndüklerinde telefonu çaldı, hemen evden çıkıp daireye geçti. Eşini arayıp göreve gideceğini, valizini hazırlamasını söyledi. 
Ayşe Yüce, valizi hazırlarken işitti ilk bombanın sesini. 
Hemen eşini aradı ama ulaşılamıyordu. Kayınpederini arayıp durumu anlattı. Eve gelen kayınpeder Hasan Raşit Yüce, gelinini alıp Yenikent’e geçti. 
Sabah oluncaya haber alınamadı. Ayşe Yüce, 16 Temmuz sabahında öğrendi eşinin şehit düştüğünü. Yüce, 19 Ağustos’ta bir erkek çocuk sahibi oldu ve şehit eşinin adını koydu. Şehidin ismi, babasını sadece fotoğraflarda görecek oğlunda yaşayacak. 
***
Gölbaşı’ndan geriye hikâyeler kaldı. Çocukluk arkadaşları ikizler Ahmet ve Mehmet Oruç’la birlikte şehit olan polis Yunus Uğur gibi. 



Çocuğunu eşine bırakıp göreve koşan Zeynep Sağır, Demet Sezen gibi. Evlilik hazırlıklarını yaparken şehit olanlar gibi. 
***
15 Temmuz anması nedeniyle Gölbaşı’ndaki Özel Harekat ve Havacılık Dairesi’ndeydim. Özel Harekat Dairesi Başkanı Selami Türker ile Havacılık Dairesi Başkanı Uygar Elmastaşı, tüm şehit aileleriyle tek tek ilgilendiler. Şehit aileleri, evlatlarının anılarıyla buluştular, kader arkadaşlarıyla biraraya gelip anılarını tazelediler. 
Gözler yaşardı yeniden. 
Şehitlerin küçük çocukları ne olduğunu bilmeksizin polis amcaları ve ablalarıyla oynadı. 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da törende gözyaşlarını tutamadı. 
Şehit ailelerinin, evlat acısına rağmen vakur duruşları, gözleri yeniden yaşarttı. 
Havacılık Dairesi’nin pistinde, tanker ve helikopterden sadece küçük bir enkaz kaldı geriye. 
Bir de 6.5 metre çapında 2.5 metre derinliğinde koca bir çukur. 
Çukur sonradan kapatıldı ama yüreklerdeki derin izlerin kapatılması mümkün değil. 
Tıpkı Özel Harekat Dairesi’nde olduğu gibi. 
Aklını FETÖ’ye kiraya verenlerin gerçekleştimek istediği darbe girişimi başarısız oldu. 
Yeni bir darbe girişiminin yaşanmaması için, Atatürk’ün kurduğu çağdaş Türkiye’nin devamının sağlaması gerek ve şart koşuldur. 
Aksi halde, dün FETÖ, yarın başka bir yapı veya dış güç Türkiye’yi karıştırmayı tekrar deneyecektir. 

Yazarın Önceki Yazıları