"Futbol gibi siyaset de takım oyunudur"

2. Futbol Zirvesi'ne katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasetin temelde futbol ile birçok ortak noktası bulunduğunu söyledi.

21.03.2017 Salı
Güncellenme: 21.03.2017 Salı
FOTOĞRAFLAR: ÖNDER GÜLEN

BİLAL MEŞE

Erdoğan, “Spor gibi siyasetin de özü rekabettir, yarıştır. Tıpkı futbol gibi siyaset de takım oyunudur, yani sağlam bir kadro gerektirir. Plansızca oynayan, taktiği ve stratejisi olmayan bir takımın kupayı kaldırma ihtimali nasıl yoksa, milletine söyleyecek sözü olmayan siyasetçilerin, siyasi partilerin de başarı şansı yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kulüpler Birliği Vakfı tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2. Futbol Zirvesi’nde konuştu. Erdoğan, sporun, özellikle futbolun kaynaştıran, farklı kimlikleri, karakterleri, hikayeleri bir araya getiren yönünün iyi bilindiğini, günümüzde futbolun, herhangi bir spor dalı olmanın çok ötesinde anlamlara sahip olduğunu dile getirdi.

Güçlü yönetim

Futbolun özünde rekabetle birlikte fedakârlık, centilmenlik, dostluk ve dayanışma bulunduğuna işaret eden Erdoğan, “Bu oyunda kazanmak için sahaya çıkan oyuncuların bireysel yetenekleri yanında arkalarında güçlü bir yönetim desteğine, teknik desteğe, hep birlikte sergileyecekleri uyuma ihtiyaç vardır. Bu, yöneticisinden sahadaki futbolcusuna, hakeme, teknik kadrolara varıncaya  kadar birlikte oluşan dayanışma, tribünlere de aynı zevki, heyecanı şüphesiz ki  verecektir. Hakem, bitiş düdüğünü çalana kadar pes etmemeyi gerektiren bir oyunda ümitsizliğe asla yer yoktur. Son zamanlarda açık ara mağlup olan dünya futbolunun marka takımlarının rövanşta nasıl elediğini görerek, bir şeyi açıkça ispat ettiklerine şahit olduk. Futbol tarihi, hezimetin kıyısından koparılmış muhteşem zaferlerle doludur” diye konuştu.

Meydan okuma

Erdoğan, futbolun bir direniş, bir meydan okuma olduğunu belirterek, “Burada Afrika çöllerinden Brezilya gecekondularına kadar dünyanın her yerinde itilip kakılan kenar mahalle çocuklarının kurtuluş umudu olan bir oyundan söz ediyorum. Bu aynı zamanda bizim çocukluğumuzun da hikayesidir. Mahalle arasında yazın toz toprak, kışın çamur zibil içinde top peşinde koşturan tüm çocuklar için futbol, parlak bir geleceğe çıkan yolun adıdır. Bugün bir Beşiktaş’ın Vodafone’nu  düşünüyorum, bir de Beşiktaş’ın Şeref Stadı’nı düşünüyorum, nereden nereye... Bir Fenerbahçe’nin şu andaki stadyumunu düşünüyorum, bir de Dereağzı’ndaki  hazırlıkların yapıldığı yeri düşünüyorum, nereden nereye... Bu imkanların hiçbirine sahip olmayan kulüplerimizin olduğunu da biliyorum. Ama Türkiye nereden  nereye geldi, bu gerçekleri görmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Topu yiyeceksin

Erdoğan, çocukluktan itibaren futbola gönül veren biri olarak, bunun insana neler kazandırabildiğini çok iyi bildiğini ifade ederek, “Hayatımın her aşamasında futbol oynarken edindiğim disiplinden, takım çalışmasından, vefadan, bu oyunun bana kazandırdığı tüm vasıflardan çok istifade ettim. Özellikle siyasetin temelde futbol ile bir çok ortak yönü olduğuna inanıyorum. Spor gibi  siyasetin de özü rekabettir, yarıştır. Tıpkı futbol gibi siyaset de takım oyunudur, yani sağlam bir kadro gerektirir. Plansızca oynayan, taktiği ve stratejisi olmayan bir takımın  kupayı kaldırma ihtimali nasıl yoksa, milletine söyleyecek sözü olmayan siyasetçilerin, siyasi partilerin de başarı şansı yoktur. Futbol gibi siyaset de  tutku, aşk, adanmışlık olmayınca sürdürülecek bir iş değildir. Kendini o işe adayacak, yani futbolun da bir inadı vardır. Hocam bana ‘Oğlum topu yiyeceksin’ derdi. Top yenir mi? İşte orada hırsı anlatıyor, inadı anlatıyor” dedi.

Türkiye üç kat büyüdü

Erdoğan, 14 yılda Türkiye’yi 3 kat büyüttüklerini anlatarak, en büyük yatırım yapılan alanlardan birinin spor olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Cumhuriyet tarihinde 2002’ye kadar yapılan toplam spor tesisi sayısı 1575 iken, buna 14 yılda 1924 yeni tesis ilave ettik. Genelleme yapıyorum, sadece 12 tane olan atletizm pistlerinin sayısını 52’ye çıkardık. Ayrıca 10 atletizm pistiyle ilgili çalışmalar da sürüyor. Gençlerimizin futbola olan ilgisinde çok önemli bir yere sahip halı saha sayısını 578’den aldık, 1924 mahalle tipi ve 736 standart saha ilavesiyle 3 bin 238’e çıkardık. Ülkemizde 48 yarı olimpik veya olimpik havuz varken 14 yılda biz buna 78 adet yeni havuz ilave ettik. Spor salonu sayısını 372’den 825’e çıkardık. Özellikle 27 şehrimize yapmakta olduğumuz 30 stadyumun her biri birer spor ve sanat şaheseridir. Hamdolsun bunlardan 9 adedi tamamlandı, hizmete girdi. Bu statların toplam seyirci kapasitesi 720 bindir.”

‘Holiganlardan kurtuluyoruz’

Sporun içine şiddet ve saldırganlık girince centilmenlik ruhunun kaybolması gibi siyasetin içine yalan, iftira ve çarpıtma girince aynı sonucun  ortaya çıktığını anlatan Erdoğan, “Siyasetin kalitesi yükseldikçe iktidarı sandık yoluyla değil de şikeyle, hileyle, darbeyle, tehditle, yıkıcı siyasetle elde edebileceğini sananlar, bizim milletimiz tarafından tasfiye edilmiştir. Buna rağmen son anayasa değişikliğinde olduğu gibi hâlâ nasıl futbolun, inşallah  onlardan kurtuluyoruz, holiganları varsa, hâlâ holigan siyasetiyle netice almaya çalışanların bulunduğunu da görüyoruz. Fikirlerinin gücüne güvenemeyenler, yalana, iftiraya, hatta şiddete başvurmaktan çekinmediler. Anayasa değişikliğini, içindeki maddeleriyle tartışmak yerine Meclisin kapatılacağından, ülkenin  bölüneceğine kadar akla hayale sığmayacak yalanlarla milletimizin kafasını bulandırmaya çalıştılar. Böyle bir şey yok. Meclisin fesih yetkisi asla  cumhurbaşkanına ait değildir. Böyle bir şey de yok. Bütün bunların hepsinin kararı millettedir ve millet bir seçim kararı alındığı zaman cumhurbaşkanı ve  parlamento seçimini beraber yapar, asla biri bir diğerini götüremez” dedi.

‘Bunların jübile zamanı gelmiş’

Erdoğan, muhalefetin her seçim döneminde oy almak için kollarına girdikleri gençlere, seçilme hakkı verilmesine dahi tahammülü olmadığını söyledi, “Milletten korkan, gençlerden çekinen bir anlayışla Türkiye’nin geleceği inşa edilebilir mi? Aslında bunların siyasette jübile zamanı çoktan gelmiş ama hâlâ direniyorlar. Onun için de çıktıkları tüm maçlarda yeniliyorlar. Daha önce 7 defa yenilmişlerdi. İnşallah 16 Nisan’da 8. defa yenilecekler. İnşallah bu defa mesajı alırlar” diye konuştu.

‘Rüştümüzü ispat ettik’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize henüz olimpiyatları getirememiş olabiliriz ama burada dönen dolapları da biliyorsunuz. Bizzat yaşadım, maalesef çok ciddi dolaplar dönüyor. Hakkımız olduğu halde bize olimpiyatları vermediler. Bir kere olimpiyat yapmış olanlara, ikinci kez olimpiyatlar verdiler. Oralarda dönen dolaplara da bizzat şahit oldum, gördüm, biliyorum. Fakat olimpiyatlar için sporcu hazırlama ve altyapı konusunda ciddi mesafe kaydettik. 2003’ten beri ev sahipliği yaptığımız 659 uluslararası spor  organizasyonu ile bu alanda aslında biz rüştümüzü ispat ettik” diye konuştu.

Desailly’e penaltı attı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan programda yaptığı konuşmanın ardından kongre merkezinde bulunan fuaye alnındaki halı sahada penaltı atışı yaptı. Erdoğan’ın penaltı atışında kaleye Chelsea’nin efsane oyuncu Fransız Marcel Desailly geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Desailly’in koruduğu kaleye kullandığı penaltı atışını gol ile sonuçlandırdı. Öte yandan bir dönem Beşiktaş forması da giyen İngiliz forvet Les Ferdinand, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 10 numara ve üstte Erdoğan yazan Chelsea forması hediye etti.

Ankara müjdesi

Erdoğan, başkent Ankara’nın stadyum konusunda bir mahrumiyet yaşadığını ifade ederek, Ankara 19 Mayıs Stadyumunun yıkılacağını, onun yerine 35 ila 40 bin seyirci kapasiteli bir stadyum yapmayı planladıklarını, proje çalışmalarının bittiğini, ihale aşamasının da süratle tamamlanıp yeni stadyumu  futbolun hizmetine sunacaklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede Türkiye’nin önde gelen teknik adamları ile de hatıra fotoğrafı çektirdi.

MANŞETLER

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ