“Kendimi hiç tekrar etmiyorum”

“Bana Sevmeyi Anlat” dizisiyle ekrana dönmeye hazırlanan Seda Bakan: “Her zaman çok farklı işlerde oluyorum. Bir oyuncu için en büyük şans bu olsa gerek. Kendimi tekrar etmiyorum”

20.08.2016 Cumartesi Güncelleme : 20.08.2016-2:30 Cumartesi
Özge Tabak - ozge.tabak@milliyet.com.tr

Seda Bakan, başrollerini Mustafa Üstündağ ve Kadir Doğulu ile paylaştığı “Bana Sevmeyi Anlat” dizisiyle ekrana geri dönüyor. Dizide zorlu bir hayat yaşamış ama bebeği için her şeyi göze almış, güçlü bir kadını canlandırıyor Bakan. Polisiye ve komediden sonra şimdi “Pek çok rengi birden barındırıyor” dediği bir dramda yer almaktan memnun. İlk defa canlandırdığı anne rolü ise onu hiç zorlamamış, minik rol arkadaşıyla annelik provası yapmaktan mutlu. Seda Bakan’la yeni dizisini ve anneliği konuştuk.

- “Bana Sevmeyi Anlat” nasıl bir dizi, seyirci neler bulacak?

Farklı yerlerden gelen insanların hayatlarının kesiştiği bir noktada başlıyor dizi. O noktadan sonra da başlayan büyük bir aşk hikayesi var. Karakterim Leyla Almanya’da doğup büyümüş, küçük yaşta annesi tarafından terk edilmiş, sevgisiz büyümüş bir karakter. Genç yaşta anne olmuş, sonra boşanıp baba evine dönmüş. Bebeğiyle beraber üvey anne yanında sığıntı gibi yaşayan bir kız. Tüm zorluklara rağmen oğlu Rüzgar ve kendisi için hayatta bir çıkış yolu arıyor. Biz de Leyla ile hayatının bu noktasında tanışıyoruz.

“Birçok ülkede de olduğu gibi kadınlar eziliyor”

- Mücadelesini izleyeceğimiz Leyla nasıl bir kadın?

Ayaklarının üzerinde duran, eğitimli bir kadın. Hayat duygusunu ve umudunu hiç kaybetmiyor. Hayattaki tek zayıf noktası bebeği Rüzgar, onun hayatını güzelleştirmek için çabalıyor. Kalabalıklar içinde çocuğuyla biraz yalnız bir kadın. Türk kadınının Leyla’yı izlediğinde “Ben olsam bunu böyle yapmazdım” diyeceğini pek sanmıyorum. Ben Leyla’nın yaptıklarına dışarıdan baktığımda “Ben olsam öyle yapardım” diyorum. Türkiye’de doğup büyüyen bir kadın olarak şunu görüyorum ki, birçok ülkede de olduğu gibi, burada da kadınlar maalesef eziliyor. Ve kendini ezdirmemek için de hayatla bir mücadeleye giriyorsun. Bence çoğu kadın bu dizide kendinden bir şeyler bulacak.

- Karakterin önceki rollerinizden farklı olması etkili oldu mu seçiminizde?

“Behzat Ç.” polisiye, “Kardeş Payı” komediydi; bu daha dram. Her zaman çok farklı işlerde oluyorum şükürler olsun ki. Bir oyuncu için en büyük şans bu olsa gerek. Kendini hiç tekrar etmeyen işler yapıyorum. Bu proje de benim için onlardan biri oldu. Komedi dizisinden sonra yine bir komedi dizisi yapmayı biraz riskli görüyordum, dram olsun istiyordum. Allah gönlüme göre verdi.

- İlk bölümü Almanya, Freiburg’da çekmişsiniz.

Benim için en zor kısım o oldu. karakterim Almanca konuşuyor ve buna çalışmak için çok kısa bir zamanım vardı. Bir hocayla çalıştık. Daha çok kendimi bu yönde yorduğumu düşünüyorum.

“Bütün kadınlarda anne olma dürtüsü var”

- İlk defa bir anne rolündesiniz. Rol geldiğinde “Anne oynamak için gencim, anne rolleri mi gelecek artık?” gibi bir endişe yaşadınız mı?

Oyuncularda anneyi oynamak için çok gencim gibi bir durum vardır ya, bence hiç alakası yok. Çok genç yaşta da, geç yaşta da anne olabilirsiniz. Bu kadının kendi tercihi. Benim için anne oynamanın başka bir karakter oynamaktan bir farkı yok. Ama şöyle bir gerçek var maalesef; “Behzat Ç.”den sonra polis, “Kardeş Payı”ndan sonra komedi rolleri geldi. Tüm dünyada bu sektörde böyle sıkıntılar olabiliyor. Oyuncu dediğin çalıştıktan sonra her türlü rolü oynayabilir.

- Anne rolü için gözlem ya da başka bir hazırlık yaptınız mı?

Anne duygusunu nasıl yaşayabilirim sorusunu kendime sordum. Abimin kızı var, yeğenim; oradan yola çıktım. Çoluklu çocuklu bir ailenin içindeyim. Herhangi bir bebeği kucağınıza aldığınızda o hissiyat geliyor zaten. Kimin çocuğu olduğu hiç önemli değil. Çocukları çok sevdiğim için anne oynarken “Çocuğa sevgi dolu bakmalıyım” gibi bir noktadan yaklaşmıyorum. Zaten içgüdüsel bir şey, bütün kadınlarda anne olma dürtüsü var. 

- Dizide bebeğinizi oynayan minik rol arkadaşınızla aranız nasıl?

Birbirimizi keşfetmeye başladık. 1 yaşına yaklaştı, yakında yürümeye başlayacak. Hiç problemimiz olmadı. Zaten onu kucağıma aldığım zaman her şey değişiyor, resmen anne oluyorum. Öyle hissediyorum.

- Anne rolünde olmak sizde de anne olmaya yönelik bir istek yarattı mı?

Evet, çok istiyorum çocuk sahibi olmayı, sadece bunun için doğru bir zaman kovalamak gerekiyor. Şu an çok yoğun çalışıyorum o yüzden pek mümkün görünmüyor ama yapacağım, anne olmayı çok istiyorum.

- Alıştınız mı evliliğe, önerir misiniz?

Artık iki senelik evliyiz. Eşim başka bir sektörden, bana birçok konuda çok anlayışlı davranıyor. Çok güzel gidiyor her şey. Evlilik çok güzel bir şey bence, kesinlikle öneriyorum. Ben aileci biriyim. Evlilik, o evcimen hayat beni çok mutlu ediyor. Evimde çay kokusunu, kek kokusunu seven bir insanım. -

“Dramın izleyicisi her zaman olur”

- Yaz döneminde komediler yükselişte. Siz dramla ekranlara geliyorsunuz.

Komedi her zaman olsun zaten. Ama dramın da her zaman, dünyanın her yerinde izleyicisi vardır. Gerçekten farklı bir hikaye, sıradan bir dram değil dizimiz, içinde birçok şey barındırıyor. Ağlarken bir anda başka bir duyguya geçebileceğiniz bir iş. Bu işte çok farklı renkler var.

- Bir dramda yer almaktan hoşlandınız mı, beklediğiniz gibi mi?

Çok memnunum. Senaryoyu okuduğumda o kadar başarılı buldum ki... Dram denince aklınıza saf bakışmalar, ağlamalar gelmesin; temposu çok yüksek bir dizi.

- Yakında başka projeleriniz var mı?

Seneye yaz dönemi için bir sinema filmi planlıyoruz. Daha önce canlandırmadığım tarzda bir karakterde olacağım yine. “Yetenek Sizsiniz” de devam edecek sezonda. Şarkı söylemeyi çok seviyorum ama şu an öyle bir şey yok.

“Anlaşması kolay biriyim”

Anlaşması çok kolay bir insan olduğumu düşünüyorum. İnsanları hataları üzerinden değerlendirmem. Varsa hatalarımın da hoş görülmesini beklerim karşı taraftan. Set ortamımız çok profesyonel, yönetmenimizden yapımcımıza  herkes en iyi şekilde yapmaya çalışıyor işini; hepimiz canla başla sarıldık. Güzel bir iş ortaya çıkacak diye düşünüyorum.
 

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ