Haftanın yenileri

07.08.2018 Salı

The Internet-High Hives

Los Angeles’lı rap, blues, caz temelli müzik yapan The Internet’in dördüncü albümü tam kıvamında olmuş. Yumuşak bir blues, caz temelinde yükselen yumuşak vokaller çok güzel. Arkada sürekli düşük tonda çalan ve bıktırmayan albümler vardır ya High Hives tam bu havada.

Ruelle-Emerge

Dizi ve bilgisayar oyunlarında kullanılan parçalarıyla ünlenen, Ruelle sahne adını kullanan Nashville kökenli Maggie Eckford, yeni albümüyle hemen radarıma takıldı. Elektropop bazlı parçalarında etkileyici sesiyle (seksi de diyebiliriz) atmosfer yaratmayı başaran bir vokalist kendisi. Leftlovers, The Originals, Gotham gibi dizilerde şarkıları kullanılmış Ruelle, bu albümündeki her parçasıyla bir diziye veya filme tekrar yazılabilir diyorum. Parçalarının duygusaldan hareketli bölümlere geçişleri, dramatik ve epik bir yapıda. Tanışın pişman olmazsınız. Eski parçası “War Of Hearts” da lütfen dikkate alınsın.

Twenty One Pilots-Jumpsuit

Single pek yazmam da, Twenty One Pilots çıkarınca farz oldu. Onların “Heatens” şarkısını dinlemekten 2 yıldır vazgeçe-miyorum. 2 yeni parçaları var “Jumpsuit” ve “Nico and The Niners”. İlki tam onların tarzı, hareketli ve kanı kaynatan cinsten. İkinci parçada aynı coşku olmasa da, ortalamayı yakalar.

Imagine Dragons fırtınası İstanbul’a geliyor

2012’de ilk albümleri “Night Visions” ile dikkat çektiler. Albümden “Radioaktive” o yıl, en iyi Rock şarkısı dalında Grammy ödülü kazandı. Imagine Dragons yaklaşık iki yıl boyunca tutkulu bir şekilde yeni bir alt-rock markasını, dünyanın dört bir yanındaki arenalara taşıdı. Dünya çapında 130 konser ve 50 festivali içeren bir turne programı içinde koşuşturup durdular. İlk albümleri enerjik bir sound içinde, indie rock markasının alametifarikası unsurlarını derleyip, toparlamıştı. Yer yer bir Afrika filminin müziklerini anımsatıyordu bana, ritmik vurmalılar ve yükselen/inen vokaller hoş bir harman içindeydi. Las Vegas kökenli dörtlü, gitarist Wayne Sermon, basçı Ben McKee ve davulcu Daniel Platzman’la karizmatik Frontman solist Dan Reynolds, “Bu kadar çabuk yükselmek korkutucuydu, bir çeşit istikrarı hissetmenin tek yolu yazmaktı, yaratmaktı” diyor. Reynolds, “Yeni şarkılar üzerinde çalışmak için konserler sonrası otel odama gitmekten başka çarem yoktu, her gece kapanıp bestelerle uğraşmak bir süre sonra ayinsel bir alışkanlığa dönüştü. O anları sabırsızlıkla bekler oldum” diye ekliyor. “Yan odadaki kişiler sabaha karşı 4:00’te duvara vurduğunda ve birkaç gün sonunda biraz olsun uyumaya çalıştıklarında, ben de orada yazdığım bir şarkının mutluluğu içindeydim”

2015 albümü “Smoke + Mirrors” müzikleri yaşamın gerginliklerinden, hem de yoğun kırılganlıklarından beslenen enerjik parçalarla doluydu.

Imagine Dragons’un 3.9 milyondan fazla albüm satışına ve dünya çapında 24 milyon parça satışa ulaşmasını sağlayan “Night Visions”ta olduğu gibi, grup ritmik yapısını korurken rock müzikal görkeminde hazırlanmış vokaller ve dinleyeni enerjisiyle sarmalayan şarkılar vardı. Pop, elektronik, hip hop, rock, etnik ritmler parçaların hamurunu karmış, hoş lezzetler sunmuştu. İlk dinlediğimde David Bowie’nin 1977-82 arası yaptığı parçaların ritmini ve ruhunu buldum. Sonuçta müzikte her şey yapıldı, benzeşme kaçınılmaz, benim de bunu yakalamam normal. Grup, bu albümü kurdukları bir ev stüdyosunda kaydeder. Reynolds, “Kiralanan bir stüdyoda çalışmak genellikle yaratıcı sürecin bir şekilde aceleye getirilmesiyle sonuçlanıyor, bu yüzden kendi hızımızda bir şeyler yapmanın en iyi yolu buydu” diye açıklıyor.

Albümdeki vokallerin çoğunu Reynolds dizüstü bilgisayarına ya da otel odasında ucuz bir USB mikrofona kaydetmiş. “Bunlar şarkı yazıldığı anın ruhuna sahipti” diyor Reynolds.

Derken bu yıl fırtına gibi listeleri savuran son albümleri “Evolve” geldi. Şu anda Bilboards Rock listesinde ilk 4 şarkı Imagine Dragons arkadaşlardan; “Thunder”, “Whatever It Takes”, “Beliver”, “Natural”. Dijital kanallarda “Thunder” ve “Beliver” şarkılarının tıklanma oranları 2 milyar civarında. Artık Indie semalarından popülerliğin geniş sınırlı semalarına geçiş yapmış durumdalar.

Daha akılda kalıcı, bol nakaratlı şarkılar yapıyorlar. Son albümlerinde çalıştıkları İsveçli prodüktör katkısını es geçemeyiz. Pop müziğin en yaratıcı isimleri oradan çıkıyor, malum.

Sahne performansları çok enerjik. Brezilya’da 80 bin kişiye verdikleri stadyum konserini unutamıyorlar. 2 Eylül İstanbul konserleri Küçükçiftlik’te. 

Yazarın Önceki Yazıları