Netanyahu için yolun sonu

27.12.2018 Perşembe

İsrail’de son dört seçimi ucu ucuna da olsa kazanan ve dokuz yıldır başbakanlık koltuğunda oturan Benyamin Netanyahu, hayatının kumarını oynadı ve erken seçim kararı aldı. Netanyahu’nun Mayıs 2015’ten beri işbaşında olan 6 partili koalisyonunda hiçbir üye erken seçim önerisine karşı çıkmadı, çünkü ortakları biliyor ki bugün yarın hakkında iddianame hazırlanacak olan bir başbakanla bir gün daha fazla devam etmek onlara pahalıya mal olabilir.

6 partinin 120 üyeli mecliste 61 sandalyesi var ve bu bir kişilik çoğunluk her an tersine dönebilir. Ayrıca İsrail anayasasına göre, başbakan veya bakanlar görevde iken de mahkemeye verilebiliyorlar.

Netanyahu hakkında yürütülen soruşturmada ele alınan iddialar üç grupta toplanıyor: Rüşvet, hükümet kaynaklarını kötüye kullanma, kendisi ve ailesi için harcama ve dolandırıcılık. Bugüne kadar iki rüşvet olayından soruşturma sürdürüldüğü zannedilirken, polis bir üçüncü dosyanın daha açıldığını bildirdi. Bu iddiaların soruşturulmasında vereceği ifade hayati önemde sayılan bir yardımcısının ne diyeceği ve kendi atadığı başsavcının polisin dosyasını inceledikten sonra dava açıp açmayacağı bilinmiyor. Birçok İsrail kaynağı polisin dava açılmasını tavsiye edeceğini bildiriyor.

Netanyahu’nun siyasetçi olarak bir tilki gibi maharetli olduğuna şüphe yok. 1993’te Likud Partisi’nin başkanı olan Netanyahu, 1996 seçimlerini kazandı ve İsrail’in en genç başbakanı oldu. 1999’da seçimleri kaybederek, özel sektördeki hayatına döndü, ancak 2009’daki seçimleri kazandı ve yeniden göreve geldi. İsrail Silahlı Kuvvetleri’nde göre yapmış, özel bir birlikte komando olarak çalışmış bir kişi. Ülkesinin BM temsilcisi olarak atanmadan önce özel “güvenlik enstitüsünde” çalıştığı belirtiliyorsa da hemen herkes bunun İsrail istihbarat örgütünde casusluk olduğundan emin.

Netanyahu, herhangi bir şekilde polis tarafından teröristlikle suçlanan Filistinlilerin ailelerinin oturduğu ve sahip olduğu bütün binaları yıkmak gibi suçların ve cezaların şahsiliği ilkesiyle bağdaşmayan kararlardan polise ve askere taş attığı iddia edilen kişilere yaşlarına bakılmaksızın yetişkin muamelesi yapılmasına, polis ve askerin kendisini tehdit halinde gördüğünü söylemesinin aşırı güç kullanılmasını meşru kılmaya yetmesi gibi kararlara kadar devlet terörünü günlük uygulama haline getiren yönetimiyle İsrail’i 9 yıldır dünyanın en huzursuz ülkesi haline getirmeyi başardı. Bu, bir taraftan sürekli pompalanan “Filistin terörü”, diğer taraftan “Araplar birleşecek ve bizi yok edecekler” söylemiyle oluşturulan paranoyaya çok uygun bir yönetim.

Belki de “yönetim idi” demek gerekiyor. Haaretz gazetesi, bu seçimin, Netanyahu’nun son seçimi olacağını tahmin ediyor. Tam tersine, bunun Netanyahu için “en kolay seçim” olacağını tahmin edenler de var. Kamuoyu yoklamaları ise geleneksel Likud taraftarlarının bile ülkedeki “sürekli savaş hali” psikozundan yorulduğunu gösteriyor.

Sonucun sandıkta değil, karakolda alınacağını söyleyenlerin sayısı da artıyor.

Yazarın Önceki Yazıları