Serdar Kelleci

Serdar Kelleci

serdarke@windowslive.com

Tüm Yazıları

2006-2007 sezonunu ikinci tamamlayarak Süper Lig’e yükselen Başakşehir, bu süre içerisinde Abdullah Avcı önderliğinde müthiş bir istikrar yakaladı. Bu süre zarfında, Abdullah Avcı’nın Türk Futboluna kazandırdığı; izlettirme fırsatını verdiği oyuncular ise cabası…

Biraz hatırlamakta da fayda var. Mahmut Tekdemir, Enver Cenk Şahin, Doka, Visca, Webo, Volkan Babacan, Epureanu, Mossoro, Cikalleshi, Napoleoni, Çaiçara, Elia…
Bu başarı hikayesinin altında çok ciddi bir ekip var, yapılanma var. On seneyi aşmış bu hikayede gelişime açık bir teknik direktör var. Abdullah Avcı’nın bugün geldiği nokta, tüm bu unsurların istikrarla yakalandığının bir başka göstergesi…
Bu sezonu da dahil edersek, son 4 sezondur sürekli ilk dörtte yer alan bir Başakşehir izliyoruz. Geçtiğimiz sezon ikinci olan takım yine zirveyi bırakmıyor. Galatasaray’ ın ardından yine ikinci sırada.
Abdullah Hoca; sistem adamı diyerek geçiştirebileceğimiz bir futbol adamı değil. Evet oynattığı bir şablon var ancak bu şablon, zeka gerektiren bir çalışmanın ürünüdür. Gelin şimdi madde madde Abdullah Avcı’nın oyun anlayışlarını sıralayalım.

Haberin Devamı

- Her ne şartta olursa olsun takım boyu mesafesini çok önemsiyor. Bu mesafe uzadığı anda hemen müdahale ediyor. Takım boyunu 22-23 metrelere getirme hedefinde.
- Bloklar arasındaki iki oyuncu, Emre Belözoğlu ve Mossoro, belki de bu pas oyunun en kilit iki oyuncusu. Bu iki oyuncu, bloklar arasındaki mesafeyi ayarlayıp, oyuna genişlik kazandırmakta. Takım birinci ve ikinci bölgeden pas oyunu ile çıkarken, Emre Belözoğlu, tabiri caiz ise rakibe ‘’gel gel’’ yapmakta. Ön çizgideki oyuncular içe kat ederek beklerin önünü açmaktadır. Bu organizasyonla rakip savunmanın dengesini bozmak, ana hedeftir.
- Takım savunmasını ise daha da öne taşımayı hedeflemekte.
- Top bizdeykeni ve top rakipteykeni düşünürken; yıllardır unuttuğumuz bir noktayı, top hiç kimsedeyken neler yapılması gerektiğini öğretmeye gayret gösteren hoca. Bu noktada konsantrasyonun neler kazandıracağını; konsantrasyon eksikliğinin ise neler kaybettirebileceğini gayet iyi bilmekte.
- Hücum anlarında, geçiş oyununu oynarken kalecisini de bu oyunun bir parçası olarak düşünüyor ve topu bir an evvel rakip ceza sahasına götürmeyi hedefliyor. Topu kaybettiği anda da topun arkasına hızlıca geçip tüm oyuncularının pozisyon almasını bekliyor. Savunmadan, hücuma geçiş anlarında, top kapmanın, topu hızlı ve doğru kullanmakla önem kazanacağını çok iyi biliyor. Bu noktadaki tercih hatalarını minimuma indirmek için her geçen gün üzerine koyuyor.
- 4-4-2 dizilişinde ise geçiş oyununun sıkıntılarını hâlâ hissetmekte. Bugünlerde bu konuya ağırlık verdiğini, sürekli tekrar yaptırdığını düşünüyorum. Eğer şampiyonluk kelimesi telaffuz edilecekse maç içinde taktik dizilişlerin ani bir şekilde değişmesi gerektiğini, hoca çok iyi biliyor. Takımın Emre Belözoğlu olmadan da bu geçiş oyununa adapte olmasını istiyor. Son maçlarda Gökhan İnler ve İrfan Can opsiyonları her ne kadar zorunlu rotasyonlar gibi gözükse de, hocanın isteği, oyuncularının takım halinde bu oyuna adapte olmasını istemesinden kaynaklanıyor. Hoca eğer bunu başarabilirse Başakşehir şampiyonluk kelimesini kuvvetlice telaffuz edebilecektir. Bu noktada Emre Belözoğlu ve Mahmut Tekdemir’in çift ayaklı ve dinamik oyuncular olması, Gökhan İnler ve İrfan Can’ın işlerinin ne kadar zor olduğunu bizlere göstermekte. Neredeyse her maçı sıfır top kaybıyla oynayan Emre, kaos anlarında bile rakibi çok zor durumlara düşürebilmekte. Hocanın kafasındaki en büyük soru işaretininileriki yıllarda Emre Belözoğlu’nun yerini kiminle dolduracağı olduğunu düşünüyorum.

Haberin Devamı

- Kendi takımı hücuma kalktığı anda, rakip takımda en zayıf halka olarak gördüğü oyuncuyu seçip bu oyuncuların üstüne oyunu yönlendirirken, kendi takımı savunma pozisyonu aldığında ise, rakip takımın en zayıf halkası olarak gördüğü oyuncuyu serbest bırakıp, rakip takımın 8 ve 10 numaralı oyuncularla oyun kurmasına ya da etkili olduğukanattan oyun kurmasına müsaade etmemekte. (5-1 kazandığı Galatasaray maçında Latovlevici’nin 20-25 metre boş mesafede topla buluştuğunu defalarca izledik. Adam eksiltme özelliği sınırlı olan bu oyuncuyu, kendi birinci bölgesine kadar getirip tekrar geriye oynamasına müsaade etmesine defalarca tanık olduk.)
Ekranlarda ısrarla telaffuz edilmeye çalışan geçiş oyunu, savunmadan hücuma, hücumdan da savunmaya geçilen anlarda takım halinde hızlı ve doğru pozisyonlar alınarakbelki de en önemlisi, doğru tercihlerde bulunularak oynanan bir oyun modelidir. Bu oyun modelini ancak ve ancak zeki ve çalışmayı seven oyuncularla oynayabilirsiniz. Daha da oturtmak için, bir örnekle pekiştirelim. Elinizde, Rıdvan, Oğuz, Tugay, Sergen ve Şifo Mehmet tarzında oyuncular varsa, bu oyuncuları koşturmayı da başarabilirseniz geçiş oyununu öyle güzel oynarsınız ki… Tadından yenmez tadından! Bu oyunun adına bu dönemde geçiş oyunu denmekte. Siz siz olun her gördüğünüz oyuna geçiş oyunu demeyin! Geçiş oyunu dediğiniz oyun, 30-35 metrelerde değil 20-22 metrelerde, hızlı ve doğru tercihlerle oynanan bir oyun modelidir!

Haberin Devamı

Twitter: @serdarkellecii
serdarke@windowslive.com