Hakkı Öcal

Hakkı Öcal

hakki.ocal@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya’yı diplomatik ve hatta ekonomik oyun alanının dışına ittikçe, Türkiye Putin’i meşru aktörler sahnesine adeta iteleyerek çıkartıyor. İran da öyle. AB değilse bile ABD çoktan İran’ı yeniden yaptırım uygulama çizgisinde görüyor. Ancak Türkiye, İran’ın da Rusya ile birlikte uluslararası meşru oyuncular liginde olmasında ısrarlı.

Geride bıraktığımız üç günde Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin (ÜDİK) 7’nci zirvesini ve Suriye’de barışın sağlanması konulu, Putin ve Ruhani’nin katılımıyla 3’üncü Soçi Süreci üçlü zirvesini gerçekleştirdi.

Haberin Devamı

Bu zirve toplantıları liderler arasında sağladığı doğrudan görüşmeler sebebiyle bizatihi ne kadar önemli iseler de AB ve ABD’nin Rusya ve İran’a yönelik tutumları açısından ayrıca önem taşımaktadır. Amerika ile Rusya arasındaki diplomatik savaşın bitmek şöyle dursun, tersine, yoğunlaşma ihtimalinin arttığı bir sırada, Türkiye ile zirvede buluşmak, Putin için bir anlamda can simidi niteliğinde olsa gerek. Sonuçta, Türkiye bir Avrupa ülkesidir ve ABD’nin (giderek kâğıt üzerinde kalıyor gibi görünse de) bir müttefikidir.

Soçi süreci ise İran ve Rusya’yı girdikleri Beşar Esad bataklığından kurtarmanın adıdır. Biri mezhep dayanışmasının kör bağnazlığından, öteki Sovyetler’den miras kalan sıcak denizlere açılma siyasetinin çağ dışı bağlarından kurtuldukları anda, hem Suriye’deki (ve dolayısıyla Irak’tan Yemen’e bütün coğrafyada) masum kanı dökülmesine son verilmiş olacak hem de ABD’siyle, AB’siyle eski ve yeni sömürgeciler bölgede bulunma gerekçelerini kaybedeceklerdir.

Bu haftanın Türkiye için bir diğer önemi ise nihayet Türkiye’nin nükleer enerji alanına en büyük ilk adımını atmış olmasıdır. Bu satırları kaleme almak üzere masaya oturmadan birkaç saat önce North Anna Jenerator İstasyonu isimli nükleer tesisten geçtik. Virginia’nın başkenti Richmond’a giden yoldaki bu tesis, ABD’deki 104 nükleer enerji tesisinden biri. Eğer birisi söylemez veya akıllı telefonunuzdan harita programına bakmazsanız, bu tesisin sıradan bir karayolu dinlenme parkından farkını anlamanız mümkün değil. Güvenlik açısından da öyle. Yeni nesil nükleer enerji jeneratörleri bir barajdan daha tehlikeli değil.

Haberin Devamı

Nükleer enerjiyi düşmanlarından da dostlarından da korumak gerekiyor. Bu yatırıma karşı çıkacakların muhalefetlerini daha da şiddetlendirecekleri kesindir. Kilovat başına maliyet rakamları tek başına bu grupları etkisiz hale getirmeye yetmez. Güvenlikle ilgili ciddi güvencelerin açıklanması gerekir.

Nükleerin dostlarına gelince: Bu sadece bir enerji tesisidir ve Türkiye’nin bu tesisi kılıf gibi kullanarak, nükleer silah elde etmek gibi bir siyaseti yoktur. Heyecana kapılıp, yetkili yetkisiz niyet belirtmelerin ve içi boş tezahüratın gereği yoktur.

Türkiye’nin İran ve Rusya’yı uluslararası arenada tutma çabası zaten yeterince başını ağrıtıyor; amatör strateji uzmanlarının ileri geri açıklamaları dış basının husumet ortamında maalesef kolay müşteri buluyor.