Özgür Kaynar

Özgür Kaynar

ozgur.kaynar@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Üstü başı perişan, zavallı durumda... Hiç olmaması gereken halde. Sevimli yüzde emanet duruyor o acıklı hal...
Her halinden belli, çocukluğunun tüm doğallığı gizlenmiş baskıyla. Aslında o kadar tatlı ki ne ona biçilen rol engellemeye yetiyor şirinliğini ne darmadağın saçları ne de ayağındaki yırtık terlik, kırış kırış ve kir içindeki elbisesi...
Hiç suçu yok içinde olduğu bu durumdan. O seçmedi böyle bir yaşamı, kendini buldu çaresizliğin tam da orta göbeğinde.
Çaresizlik yapışmıştı daha doğduğu gün o çıplak bedenine. Ne yaptığının bile farkında değil ama çok iyi öğretilmiş tazecik zihnine görevi. Ne isteniyorsa onu yerine getirmeye çalışıyor, başka ne yapabilir ki?..
Bazen yağmur yağıyor, bazen soğuk oluyor hava, tir tir titretiyor... Bazen de güneş yakıyor küçücük bedenini. Amma ne soğuk ne de kavurucu sıcak durdurabiliyor, onu oraya atan zihniyeti...
Araçlara kırmızı ışık yandığında görüyoruz bize uzanan elini... Zaman zaman bir köşebaşında çıkıveriyor karşımıza. Bazen bir kafede ya da restoranda otururken yanıbaşımızda beliriveriyor.
“Bir ekmek parası”yla başlıyor sözleri, ona ezberletildiği gibi de geliyor gerisi. Üzülüyoruz haline, içimizden birşeyler cız ediyor.
Kimimiz üç-beş tutuşturuyoruz minicik avucuna. Kimimiz geri çeviriyoruz, onu buna zorlayanlara duyduğumuz kızgınlıkla.
Bebekliğini hiç yaşamamış, çocuk olduğunun bile farkına varamamış, dilenmek en güzel oyun olarak öğretilmiş burnumuzun dibindeki kayıp çocuklarımızdan söz ediyorum.
İnsanların duygularını sömürmeyi geçim kapısı gören vicdan fakiri anne ve babalar o kadar acımasız ki, hiç düşünmeden atıyor onları sokaklara. Aç-perişan yavrular; sadaka peşinde harcıyor hayatlarının en güzel günlerini habersizce!..
Yazık bu çocuklara. Onları her gördüğümde içim yanıyor, üzülüyorum...
Elimden yazmak geliyor, yazıyorum ve de soruyorum: Sadakaya kurban giden geleceğin hiç mi kıymeti yok?

Haberin Devamı

Yazık bu çocuklara

Kağıt üzerindeki yasanın kime, ne faydası var ki?
Kundağından aldığı bebeğini bile perişanlığa iten dilencilere göz yumularak nasıl bir suç işlendiğini hatırlatmamak olmaz. Çocuk Koruma Kanunu Madde 4: Bu kanun çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınmasını, çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesini amaçlar. Madde 5: Çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi halinde, çocuğun resmi veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesi sağlanır. Madde 8: Korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun menfaatleri bakımından kendisinin, ana, baba, vasisi veya birlikte yaşadığı kimselerin bulunduğu yerdeki çocuk hakimince alınır.
Ve son olarak... Yasa kağıt üzerinde böyle. Dilenciliğe zorlanan, sokağa mahkum edilen bebeklerle çocukların hali de ortada.
Onları her gördüğümde, bu yasanın kağıt üzerinde kaldığını da görüyorum...