“İçinizdeki ışığı söndürmeyin”

Mabel Matiz şarkısının şifrelerini açıkladı: “Hem kişisel hem de fotoğrafı geniş açıdan görüyor. ‘Dünya yıkılıyor, senin derdin ne?’ diyor. Bence aydınlığa çıkacağız. Işığınızı söndürmeyin”

27.08.2017 Pazar Güncelleme : 27.08.2017-2:30 Pazar
FIRAT KARADENİZ - firat.karadeniz@milliyet.com.tr

Rengarenk bir klip, Mabel Matiz diye bağıran bir şarkı... “Ya Bu İşler Ne” dillere pelesenk oldu. Gazeteye gelip masamdaki sayfalara “Ya bu işler ne?” diye bağırabilirim! Fakat bizim kullanım alanlarımız bir yana şarkının hikayesi bambaşka. Mabel Matiz kendisi anlattı. Yeni albümü ve sosyal medyada kendisi hakkında çıkan yorumların neler hissettirdiğini de...

- Yeni tekli “Ya Bu İşler Ne” dillere pelesenk oldu. Sizin için hikayesi nedir şarkının?

Şarkı hem kişisel bir hikaye anlatıyor hem de fotoğrafa daha geniş bir açıdan bakıyor. “Dünyayı başımıza yıkıyorlar, sen ne diyorsun?” diyor şarkı. Aslında kendi kendime söyleniyorum tabii. “Ya bu işler ne?” sorusunu da sıkça soruyorum son zamanlarda. Hem ülkemize hem de dünyaya baktığım zaman aklıma geliyor içten içe. Bana kalırsa bir dönemden geçiyoruz ve daha aydınlığa, iyiliğe ve hafifliğe bir geçiş bu.

- İyimser bir insansınız anladığım kadarıyla...

Evet.

- Ben kötüye gidiyoruz diye düşünüyorum. Siz gelecekten umutlusunuz...

Belki de. Daha iyicil bir yer var bu koridorun sonunda bence. Dünyanın her yerinde bir şeyler oluyor, terör her yerde. Bireysel olarak içimizdeki ışığı söndürmememiz gerekiyor bence. Bu sayede bir şeyler değişebilir. Şarkı da bununla ilgili.

“Klip, endüstriyel bir eleştiri”

- Gündemden etkilenen bir insan mısınız?

Çok değil. Galiba ruh halime bağlı. Kendimdeysem gündemde kaybolmuyorum. Ama düşmek için yer arayan bir ruh halindeysem gündem de bir tekme vuruyor.

- Şarkıyı “Daha iyicil bir yere giderken geçtiğimiz koridor” olarak tanımladınız ama klip rengarenk. Tezatlık var mı?

Klipte çok basit endüstriyel nesneler var. Para, muzlar, stres çarkları, heykeller var klipte. Bunlar ilk anlamlarıyla kullanıldı. Bunların arasında sıkışmış bir insanı anlatıyoruz. Bu tüketme çılgınlığında birbirimizi ne kadar ıskaladığımızı da... Endüstriyel bir eleştiri. Bu benim tarafımdan anlatılan. Her insanın farklı bir anlam çıkarması da beni sevindiriyor. Yorumları okumak çok hoşuma gitti. Videoyu benden daha iyi okuyanlar olmuş.

- Yorum demişken... Ben hiçbir müzisyen ya da sanatçı hakkında bu kadar farklı yorum okumadım. Bazıları sesinize bayılıyor, bazıları hiç sevmiyor. Bu tarzınız için de geçerli. Nasıl mümkün olabilir?

Bazen okuyorum yorumları. İnsanların tepkilerini görmek istiyorum.

- Sizi etkiliyor mu bu yorumlar?

Eskisi kadar değil. Çok can acıtıcı bir şey olursa, hani bilerek kötülük yapan insanların yorumları, o zaman kötü hissediyorum.

“O arkadaş pişman olmuş"

- Başkası adına utanmak gibi bir his, değil mi?

Evet, aynen öyle. Kişisel olarak bana söylenmese de bahsettiğim bir kötülük gördüğüm zaman hissettiğim de bu zaten. O yorumla ilgili değil de o yorumun yapılabilmiş olmasıyla ilgili bir kalp kırıklığı yaşıyorum ben.

- Birkaç ay önce hakkınızda çirkin bir yorum yapılmıştı. Verdiğiniz tepki çok övgü aldı, etkili oldu.

Çok fazla insandan destek ve sevgi mesajı aldım. O cümleyi sarf eden arkadaşımız da pişman olduğunu iletti.

- Daha önce söylemediniz bunu sanırım.
Neler konuşuldu?

Pişman ve üzgün olduğunu söyledi. Beni üzdüğü için de üzülmüş. “Konya’ya tekrar geldiğinizde görüşmek isterim” dedi.

- Kalbinizi yumuşatmıştır...

Tabii ki.

- Bir röportajınızda Konya ve Urfa’daki konserlerin çok iyi geçtiğini söylemiştiniz...

Evet, iki sevgilinin kavuşması gibiydi. Batman’daki konser de öyle.

- Turnede olmayı seviyor musunuz?

Seviyorum. Fakat stüdyo çalışmaları var. Öyle büyük bir turne seneye olabilir.

“Cover yok, sürpriz var”

- Yeni albüm yakında gelecek sanırım...

Çok güzel gidiyor. Kasımda başladık ama aralar oldu. Bir sürprizim olabilir, şimdi söylemeyeceğim onu. Cover yok bu sefer. Yani son anda gaza gelmezsem...

- Tarih verebiliyor musunuz?

Ekim diyebilirim. Olmadı kasım. Yüzde 65’i gibi tamamlandı. Eylül ayında bir yoğunlaşacağız. Ritimli bir albüm. “Gök Nerede” o zamanki halimi çok iyi anlatıyordu. Sanki böyle lacivert, koyu mavi renkli. Bu albüm, adı “Maya” olacak, daha sıcak: sarı, turuncu gibi...

- Yaz aylarına denk getirmeyi düşünmediniz mi?

Hayalim öyleydi. Her ay tarih attı ama. Umarım daha fazla ertelenmez. 17-18 şarkı olacak. Malzemeler hazır. Büyük bölümünü ben yazdım.

- Bir şarkı fabrikası durumunuz var ya... Son zamanlarda şarkılarınıza talip olanlar oldu mu?

Konuştuğum ve çok sevdiğim insanlar var. En son Ayşe Hatun Önal bir şeyler istedi.

- Heybeden çıkarıp verme durumu mu var yoksa baştan mı yazılıyor?

İkisi de oluyor. Ayşegül Aldinç’in şarkısı “Bir Tek Gördüğüm”ü sadece onun için yazmıştım mesela.  Sıla’yla yazdığımız şarkılar var. Harbiye Açıkhava konserinde söyledik “Muhbir”i, resmen yayınlanmadan hit oldu.

“Evimin salonunda çok mutluyum”

- Müzik yokken ne var hayatınızda? Stüdyoda değilseniz nerede olursunuz?

Evimde. Evimin salonunda hatta. Çok mutluyum orada. Orada olmaya bu aralar daha çok ihtiyacım oluyor. Bir şeyler okuyarak ya da internette gezerek vakit geçiriyorum. Etamin yapıyorum, bu aralar ara versem de... Arkadaş enerjisi iyi geliyor bana, onlarla görüşüyorum. Kısa tatillere gidip geliyorum.

- Nerede olmayı seviyorsunuz?

Deniz, doğa ve güneşin buluştuğu yerler. Kabak, Kaş, Akyaka...

- Diş hekimliğini bıraktıktan bu işlere girdikten sonra hiç pişman oldunuz mu?

Hayır ben gayet iyi hissediyorum. İyi ki yapmışım. İstediğimi yapar, istediğimi söyler hale gelmek mutlu ediyor beni.

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ