GÜÇLÜ KADINLAR BÜYÜK AŞKLAR

12.02.2019 Salı
14 Şubat ‘a iki gün kaldığını görünce, bu haftanın konusu aşk olsun dedim ve vakti gelince kullanmak üzere kenara ayırdığım notlara daldım. Bir kez daha fark ettim ki, konu aşk olduğunda kadın önemli faktör... Ne kadar güçlü ve tutkuluysa kadın, aşk o kadar uzun ömürlü ve güçlü oluyor. Aksi durumdaysa hiç şansı yok aşkın. Madem kadın önemli aşkta,  ben de iki güçlü kadının aşkını konuk eyledim bu hafta...


Eren Hanım  ve Bedri Rahmi 
1911’de Trabzon Görele’de doğar Bedri Rahmi. Ernestine ise Romanya’nın Yaş şehrinde ondan dört sene önce doğmuştur. Takvimler 1930’u gösterdiğinde, yolları Paris’te Andre Lhote’nin atölyesinde birleşecek ve tüm zorluklara, sorunlara ve dahi Bedri Rahmi’ye rağmen bir daha da ayrılmayacaktır. Rumen Ernestine çok sever Bedri Rahmi’yi, adını Eren olarak değiştirecek, memleketini terk edip, İstanbul’a yerleşecek kadar. Bedri Rahmi derseniz, o da sever bu Rumen kızını, ailesini karşısına alacak kadar. 1936’a evlenirler ama Bedri Rahmi çok geçmeden gönlünü bir başkasına, öğrencisi esmer güzeli Ermeni Mari Gerekmezyan’a kaptırır. Bedri Rahmi’nin ünlü ‘Karadut’ şiirinin de kahramanı olan Mari, 1946’da terki diyar eğler bu dünyayı... Yıkılan sanatçıya kol kanat geren yine onu sabırla bekleyen eşi Eren Hanım olacaktır. Bedri Rahmi, Mari’yi; Eren Hanım ise ihaneti hiç unutamaz... Ama birbirlerine olan sevgi ve saygıları her şeyin üstündedir. Sanatla dolu bir yaşam sürerler Kalamış’ta bugün sanat merkezi olan evde 1974’te Bedri Rahmi vefat edene kadar. Eren Hanım, Bedri Rahmi’den sonra üretmeye devam eder, ta ki 1988’de ardında binlerce resim, desen, seramik bırakarak ölümsüzlüğe kanat açana kadar. Bedri Rahmi’nin “Ben sonradan olmayım, Eren, anadan doğma ressamdır” dediği Eren Hanım’a ait seramik, karakalem, yağlı boya, sulu boya, ve guaj boya eserlerin yanı sıra eskizler ve özel fotoğrafların da görülebileceği ‘Eren Eyüboğlu:  Yaşamı ve İşleri’ sergisi, 10 Mart’a kadar Ankara’daki CerModern Ana Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Çolpan İlhan ve Sadri Alışık 
Yeşilçam aşkları uzun sürmez diyenlere inat sonsuzluğa uzanan bir aşkın iki kahramanı onlar. 
1936 yılında İzmir’de doğar Çolpan İlhan. Ağabeyi ünlü şair Atilla İlhan, İstanbul’da yaşamaktadır. İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisi’nde iç mimari ve resim, Belediye Konservatuvarı’ndaysa oyunculuk eğitimi alır Çolpan. İlk filmi ‘Kamelyalı Kadın’da başroldedir ve yaşı daha 19’dur. 
İlk nişanlısı ünlü yönetmen Metin Erksan’dır. Ama sinemaya girmesine karşı çıkınca ayrılırlar. İleri de hayatının aşkı olacak Sadri Alışık’la ilk karşılaşması da bu döneme denk gelir. İkincisi ise Küçük Sahne’nin bir turnesinde ‘Çayhane’ adlı oyunda olacaktır.  Sonrasında ‘Yağmurcu’, ‘Soytarı’ gibi oyunlarda sahne alırlar. Alışık o yıllarda Neriman Esen’le evli ünlü bir oyuncu, Çolpan İlhan ise henüz akademide öğrencidir.
Önce iki iyi arkadaş olurlar. 1959’da, Karaköy köprüsündeki çekimleri 19 gün süren ‘Yalnızlar Rıhtımı’ filmi sırasındaysa ölümsüz aşkları başlar. İlhan doğru insanı bulduğundan o kadar emindir ki, hiç düşünmeden askerdeki nişanlısı Fikret Hakan’a bir mektupla her şeyi anlatır ve kendisini affetmesini ister. 
Aynı yıl evlendiklerinde, sinemanın zarif hanımefendisi Çolpan İlhan, 23 yaşında; romantik beyefendisi Alışık 34 yaşındadır. 
Yaşamları da aşkları da özeldir. Bırakın cep telefonunu, normal telefonun zor bulunduğu yıllardır ama bu Alışık’ın dağ başında kilometrelerce yürüyüp jandarmadan İlhan’ı aramasına engel değildir . Ya da telefonla konuştuktan sonra “Sana seni seviyorum demeyi unuttum da...” diye telgraf çekmesine. 
Bir ömür boyu sürer aşkları. 1995’te sonsuzluğa uğurladığı Sadri’sine 2014’te kavuşana dek, aşkının mezarı çiçeksiz kalmasın diye bagajında çiçeklerle gezer, her yılbaşında yeni yıla önce onunla girmek için Zincirlikuyu’ya gider Çolpan İlhan.
Ölümsüz aşkın en güzel örneğidir aşkları.   

 
Yazarın Önceki Yazıları