VAKALAR KATLANARAK ARTIYOR

12.02.2018 Pazartesi

ABD’de meme kanseri konusunda araştırmalar yürüten Prof. Dr. Atilla Soran, “Türkiye’de her 12 kadından biri, hayatının bir döneminde meme kanserine yakalanıyor ve yaş ortalaması gençlere doğru kayıyor” dedi  

ABD Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi Meme Hastalıkları Klinik Araştırmalar Direktörü ve Amerikan Ulusal Meme Merkezi Konsorsiyum Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Atilla Soran, 2016’da ekibiyle birlikte duyurduğu ‘Türk Çalışması’ adlı araştırmasıyla bu alanda büyük bir fark yaratmıştı. Geçtiğimiz hafta seminer vermek üzere Türkiye’ye gelen Soran’la hastalığa dair son gelişmeleri ve tedavideki yenilikleri konuştuk.

- Meme kanseri vakalarının dünyada görülme sıklığı konusundaki son rakamlar nelerdir?

Son yıllarda meme kanseri görülen kadınlarda yaş ortalaması gençlere doğru kayıyor. ABD’de 50 yaşın altında meme kanseri görülme oranı yüzde 19’ken, ülkemizde bu oran yüzde 40’ın üzerinde. Yani iki katı fazla... Hastalık, dünyadaki kadınlar arasında en sık rastlanan kanser türü. Son 50 yılda dünya genelinde vaka sayısı iki mislinden fazla arttı. Her sekiz kadından biri, hayatının bir döneminde hastalığa yakalanıyor. ABD’de erken evre meme kanseri oranı yüzde 25’ken ama bizde yüzde 5. Buna karşılık tanı anında evre
4 (diğer organlara yayılmış) vakaları ABD’de yüzde 5’ken, Türkiye’de yüzde
11. Yani bizde daha çok ileri evre meme kanseri görülüyor.

- Bu kanser türüne Amerikalılar arasında ne kadar sık rastlanıyor?

2017 yılında yapılan araştırmaya göre, ABD’de beklenen erken evre tanı sayısı 63 binin üzerinde. Beklenen ölüm oranı ise 40 binden fazla.

- Bu alanda Amerika’da nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?

Amerika’da özellikle meme kanseri gen ve tümör gen çalışmaları yürütüyoruz. Ayrıca diğer organlara yayılmış meme kanserinde cerrahi dahil, girişimlerin
yaşam süresini arttırıp, artırmadığına bakıyoruz.

- Yaşam tarzımız ve beslenme şeklimiz meme kanserine yakalanma riskimizi ne kadar etkiliyor?

Batı tarzı dediğimiz fast food, karbonhidrattan ve yağdan zengin yiyeceklerle beslenmek, kilonun yüksek olması ve hareketsiz bir yaşam, meme kanseri riski arttırıyor. Örnek verecek olursak, menopoz sonrası şişmanlık veya her beş kilo alımı, meme kanserine yakalanma ihtimalini yüzde 11 oranında yükseltiyor. 30 dakika tempolu yürüyüş yapmaksa, riski yüzde 10-20 arasında azaltıyor. Yine alkol kullanımı ve uzun yıllar sigara içmek riskli. Kuzey Avrupa ve Amerika ülkelerinde meme kanseri riski, Akdeniz ülkelerine nazaran daha fazla. Bu da Akdeniz diyetinin etkin olduğu diyetlerde kanser riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanlara neler söylemek istersiniz?

Özellikle ailesinde genç yaşta (45’ten önce), birinci ve ikinci derece akrabasında meme kanserinin yanı sıra yumurtalık, pankreas, kolon ve melonom bulunan kişi yakından takip edilmeli. Bu kadınlarda meme kanseri olmuş yakınının yaşından 10 yıl öncesinde kontrollere başlanmalı. Örneğin annesi 40 yaşında tanı almışsa, 30 yaşında yakına takibe alınmalı. Kanser olan akrabasında kanser gen paneline bakarak, o ailede genetik yatkınlık var mı ortaya koymak önemlidir. Eğer gen panelinde patolojik bir gen bozukluğu varsa, kanser olmamış diğer bireyler de kontrolden geçirilerek, gen değişimi tespit edilirse cerrahi veya ilaçla korunma sağlanabilir.

- Tedavide yenilikler var mı?

En başında hedefe yönelik ilaç kullanımı, immünoterapi ve cerrahide gelişmeler oldu. İmmünoterapi sayesinde yaşam süresinde artışlar meydana geldi. Ayrıca tümör genetiğine bakarak, kimlerin kemoterapiden fayda göreceğini tespit edebiliyoruz. Böylece gerekli olan vakalar kemoterapi alırken, diğerleri gereksiz bir tedaviden korunuyor. Cerrahi alanda, mümkün olduğu kadar meme koruyucu yaklaşımlarda bulunuyoruz. Memesi alınması gereken kadınlarda plastik cerrahiyle birlikte yeni meme oluşturup, hastanın yaşam kalitesini artırabiliyoruz. Yine radyoterapide de yeni geliştirilen tekniklerle yalnızca tümöre yönelik, sınırlı radyoterapi verebiliyoruz. Amerika’da aşı çalışmaları da devam ediyor.

- Hastalığı önlemede ve tedavi sürecinde hasta uyumu ne kadar önemli?

Hastanın ve çevresinin uyumu tedavinin başarısı için en önemli faktörlerden biri. Hastanın mutlaka yakınlarıyla tedavi süresince birlikte olması gerekir. Eş, anne, baba ve kardeşten destek alan hastalar, bu dönemi daha rahat atlatabiliyor. Meme kanseri kronik bir hastalıktır ve ömür boyu takibi gerekir. Bu yüzden yakınların desteği de ömür boyu devam etmelidir. Psikolojik destek gerektiğinde, bir profesyonelden yakınlarıyla birlikte alması sağlanmalıdır.

- Tedavi gören hastalara neler söylemek istersiniz?

Meme kanseri ölümcül bir hastalık değildir. Tedavideki gelişmelerle yaşam süresi çok uzamıştır. Önemli olan, tedaviyi zamanında almak ve takipleri düzenli yaptırmaktır.

Prof. Soran’ın tavsiyeleri

- Günde en az 30 dakika tempolu yürüyün. 

- Diyete dikkat ederek, kilo almayın. Vücut kitle indeksini, 30’un altında tutmaya çalışın.

- Ailede meme kanseri öyküsü varsa, erken yaşta kontrollere başlayın.

- Doğum kontrol hapların çok uzun süre kullanmayın. 

- Menopoz şikayetlerini geçirmek için önerilen hormon ilaçlarının kullanım süresine dikkat edin. 

- Menopoz sonrası D vitamini ve kalsiyum eksikliği varsa, destek alın.

Yazarın Önceki Yazıları