Begüm Yaraş

Begüm Yaraş

begum.yaras@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Önceki yazılarımda da bahsetmiştim ilk köpeğim rahmetli Daisy’den. İnanılmaz bir köpekti, süper bir bekçi, haber verme köpeğiydi. Yani Daisy’i susturmak için ya onu öldürmeniz yada dostu olmanız gerekirdi ki, asla kimseyle dostluk kurmaz, kendi çapında özgür sahip kabul etmeyen bir canlıydı.
Bizim Çeşme’deki evimiz ikiz villa, geniş bir bahçesi var. Her yaz teyzemlerle bitişik aynı bahçe içerisinde oturuyoruz. Rahmetli Daisy bekçiliğini teyzemlerin rahmetlisi Cherie’ye öğretmişti, ikisi herkese havlar, geçen motorlara posta koyar, yoldan yürüyen masum vatandaşa bile kızarlardı.
Cherie bu geleneği sürdürdü ve her yaz ufak ufak bizim Efe’ye aktardı. Şu anda bu gelenk Efe ile devam ediyor.
Gelelim bizim Prince’e.
Kendini köpek ırkından saymayıp, üstün gören Prince bunu nasıl yapıyor diyeceksiniz. Kesinlikle yerde oturmayan, plastik mama tasından su vs içmeyip sadece porselen veya metal kap seçen, devamlı gururlu bakış atan, ismini oldukça benimsemiş bu Prince, Efe ile 2 hafta geçirince oldu mu size Pirinç. İsmini çok iyi bildiği için ben ona pirinç demeye başladım pi ve ri olayı tuttuktan sonra her isme bakıyor aslında.

New Yorklu Prince oldu Pirinç
Efe, Cherie’den aldığı bayrağı Pirince’e teslim etti. Bizim sosyetik Pirinç tam bir köpek oldu. Havuzdan su içmeler, Efe’nin mamasını çalmalar, Efe nerde oturuyorsa tam karşısına geçip yerlere serilmeler... Öyle sırnaşmayan kimseye beni sev beni sev yapmayan Prince, Pirinç olunca ben Efe’yi sevsem kıskanmaya onu ittirip kendini sevdirmeye falan başladı o derece.

Haberin Devamı

Ayrıca Pirinç ile Efe arasında da yıllardır tanışıyormuşçasına bir kankalık başladı. Sabah ritüelleri oluştu yani.
Efe de Çakıl’dan ayrı kalınca Pirinç’i pek benimsedi. Efe ve Çakıl ayrılmaz bir bütündüler. Çakıl olmayınca Efe tek yaşamaya alışkın değil yeni kankasıda Pirinç olunca tüm baş kaldırmalar beraber yapılmaya başlandı. Aslında görünen o ki, Efe Çakıl’ı fena sattı yerine de Pirinç’i koydu. Beraber bahçede koşturup sıcaklayınca havuzdan su içip, masadan yemek aşırıp en serin yere başbaşa uzanıp, gelen giden yabancıya on saat havlayıp günü bitiriyorlar.
Prince gibi asosyal diye satılan, sadece koltukta yatar, sadece şunu yemeli, yok midesi bozulur, yok bilmem ne diye bakılan, el üstünde tutulan, fazlaca şımartılan Prince, bizim evde kendini buldu. “Ulan ben köpekmişim ve bu çok eğlenceli” dedi bence. Dolayısıyla eğeriyi bir bekçi -fakat koruma demiyorum, o farklı bir şey- haber verme, alarm köpeği istiyorsanız bunun için ne kadar eğitmene götürseniz de olmaz, başka iyi bir bekçi köpekle başbaşa bırakın... Bırakın diğer bekçi köpeği köpeğinizi eğitsin.
Haftaya Pirinç’le olan 3. hikayemi yazacağım. Efe ile mutlu mesut yaşarken, Pirinç bir süre sonra beni sahiplerinden fazlaca benimseyip, benim Barney’i getirmem ile Prince’in bana küsmesi... Akıl almaz fakat Prince’in zekasının ne kadar yüksek ve köpeklerin dünyasının ne kadar ilginç olduğunu anlatan- bir hikaye olacak. İyi pazarlar.