Soğukkanlı ve panik...

30 Ocak 2011

Galatasaray, son şampiyonu evinde baskı altına alma hedefi ve becerisiyle maça başladı.
Hayır, rakip kaleyi abluka altına almak gibi bir durumdan bahsetmek mümkün değil. Ancak Bursa’nın savunmada oyun kurmasını engelleyecek bir ön alan presinin ilk 30 dakika hiç de fena işlemediğini söylemeliyiz.
Bursaspor bu presi paslaşarak aşmaya çalıştı. Ancak hem çok pas hatası yaptılar, hem de geçen seneki pas hızına dahi yaklaşamadıkları için istedikleri oyunu oynayamadılar. Doğal olarak Kenny Miller’ı uzun toplarla görmek dışında çok fazla bir seçenek kalmadı.
Maçın bu devresi için Bursaspor’un övülebilecek tek yönü, paniğe kapılmamaları ve soğukkanlı olmalarıydı. Zaten yeşil-beyazlıları geçen sene şampiyonluğa ulaştıran da, bu yıl ağır Şampiyonlar Ligi yenilgilerine rağmen ayakta kalmalarını sağlayan da her şeyden önce bu sağlam ruh halleri. Yani yüksek bir moral seviyesi.
Peki Galatasaray böyle bir baskı yapabilirken, rakibi büyük oranda bozmayı başarmışken nasıl oluyor da neredeyse hiç hücum edemiyor?
Ekipte belli oranda bir yetenek eksikliği olduğu kuşkusuz. Buna bir kez daha girmeye gerek yok. Ancak bu eksiklik, onları ligin dibindeki takımların dahi gerisinde bir pozisyon

Yazının Devamı

UEFA’da Türk Telekom yok!

25 Ocak 2011

Arsenal’in stadının adı ne? Emirates mi? Bir süreliğine öyle. Bu süre bittiğinde muhtemelen başka bir adı olacak.
Galatasaray’ın yeni şahane stadının adı da 10 yıl için Türk Telekom Arena. İki tarafın, ülkenin belki de en iyi sponsorluk anlaşmalarından birine imza attığına kuşku yok. Bu sebeple Telekom’u da Galatasaray’ı da kutlamak lazım.
Hem maddi yönüyle... Hem de herkese hemen benimsetebildikleri için. Yani tam bir “Kazan! Kazan!” durumu.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir durum var.
Mesela:
15 Şubat’ta Arsenal evinde Barcelona’yı ağırlayacak. Peki UEFA’nın maçla ilgili belgelerinde stadın adı olarak ne geçiyor? Emirates değil, Arsenal Stadium.
8 Mart’ta Schalke - Valencia maçı yine UEFA’ya göre Auf Schalke Arena’da Veltins’de değil... Ve 15 Mart’ta Bayern - Inter maçı, Fussball Arena München’de oynanacak, Allianz’da değil.

Yazının Devamı

Galatasaray’ın yetenek sorunu

24 Ocak 2011

Stadın açılması psikolojik bir eşikti. Bu aşıldı. Hem de, her ne kadar hoş bir olaylar zinciriyle olmasa da taraftar ayağa kalktı, silkindi, başka bir halet-i ruhiyeye büründü.
Tüm bu ruh halini Telekom Arena’da, stadın çimleri üzerindeki oyuncularda, hemen herkeste görmek mümkündü.
Daha çalışkan, daha istekli, daha arzulu bir takım mıydı? Hiç kuşkusuz.
Ancak sıkıcı bir gerçek de orada öylece duruyor: Galatasaray’ın bir yetenek sorunu var. Bunu, “Hagi gibi oyuncular yok” olarak algılamayın. Daha averaj bir durumdan bahsediyorum. Bir büyük takımın ortalama bir oyuncusunun sahip olması gereken seviyesinden.
Bu transfer döneminde de görüldüğü üzere bu, kısa vadede çözülebilecek bir problem değil.
Ancak takım becerisini ve ortak aklı maksimumda kullanmak mümkün. Servet’le bulunan gol buna şık bir örnek.
Yakın, adam adama savunma yapan bir rakip. Topa sahip olan adamı rahatsız etmeye odaklanmış Sivasspor’u, bir ekstra adamı ceza sahası içine yollayarak aşmak mümkün oldu. Yanlış görmediysem akın sırasında Servet’i ileri çıkması yönünde ‘dolduran’ bizzat Hagi. İki hızlı pas, boşa kale içine kaçan Servet... Ufak bir kaleci hatası ve gol...

Yazının Devamı

Nihayet Aykut Kocaman

23 Ocak 2011

Bir kez daha: Fenerbahçe, Semih-Alex-Niang üçlüsünü birlikte oynatmak zorunda. Çünkü her birini daha etkin kullanmanın yolu diğerlerinin sahada olması. Yalnızlıklarını ancak böyle giderebilirler. Pas seçeneğini ancak böyle artırmak mümkün olabilir.
Bu sadece Niang’la alakalı da değil. Eğer Fenerbahçe’nin hocaları bu derdin peşine düşse, ne Güiza ne Kezman ne Semih bu kadar bunalıma girerdi!
Fenerbahçe teknik direktörlüğünün temel problematiği bu üçlü organizasyonu taşıyacak yapıyı kurmaktan geçiyor. Transferde ve tabii antrenmanda.
Fenerbahçe’nin iki savunma kanadı (özellikle maçın yıldızı Gökhan) hücum gücü uluslararası anlamda kuvvetli milli oyuncular. Dolayısıyla 3-5-2’nin kanatları stratejisiyle önde oynayabiliyorlar. Bu orta sahanın kanadını çiftleme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor ve ilerideki 3’lüyü taşıma yönünde büyük avantaj sağlıyor.
Dünkü gibi Selçuk ve Topuz tarzı fiziki gücü yerinde iki orta saha oyuncusunu kullanarak bu yapıyı defansif anlamda sağlamlaştırmak da mümkün.
Dün Aykut Kocaman’ın denediği yapı bu bağlamda, fizik açıdan bu lige zayıf gelen Dia Stoch ikilisini sahaya sürmekten çok daha mantıklı bir yol.
Bu sistemin şahane işlediğini söyleyecek

Yazının Devamı

Arena!

18 Ocak 2011

Bu mesleğe başlarken ‘Kendime küfür ettirmeyeceğim’ demiştim.
Beceremedim.
Henüz çok başlarda kendi taraftarı olduğum, büyüdüğüm tribünlerden yedim küfrü.
Sonra zaman zaman ülkenin çeşitli yerlerindeki statlara gidip gelirken sorun yaşamaya başladım. Yolum kesildi, hesap soruldu vs.
Sağolsunlar taktir edenler çok daha fazlaydı, ama beğenmeyen, sevmeyen, nefret edenler de vardı doğal olarak. Ve en açık ifadesiyle tepkilerini ortaya koydular statlarda. Tribünlerde her zaman olduğu gibi... Doğasına uygun bir şekilde...
Zaman zaman internet dünyası biraz kulaktan kulağa oyunu etkisi yaptı. Bazen söylemediğim şeyler, yazmadığım yazılar için bile büyük tepki aldım.

Yazının Devamı

Tam zamanı şimdi!

12 Ocak 2011

Bu stadı, bu mahalleyi terk etmek için bundan daha uygun zaman, daha uygun bir durum olabilir miydi bilmiyorum!
Yoksa zor buradan gitmek... Herkes için zor!
Neuchatel mucizesi... Manchester United başkaldırısı... Milan geridönüşü... Leeds zaferi... Real Madrid ayaklanması... Cennete ulaştıran 16 dakikalık sırat köprüsü...
Bu stadı şahane yapan bunlar ve daha bir dolu büyük galibiyettir evet...
Ve kahramanları tabii!
Tugay’dan, Hasan Şaş’a, Hakan Şükür’e, Arda’ya onlarca evlat...
Prekazi’den, Rotariu’ya, Hagi’ye, Taffarel’e, Jardel’e birçok sevgili...

Yazının Devamı

Kazım Kazım’a ne lazım?

11 Ocak 2011

Kazım’ı, Trabzonspor alsaydı bu kadar büyük yangın olur muydu? Hiç sanmıyorum.
Engin’i, Burak’ı vs. gördükten sonra, asla...
Çünkü Trabzonspor gün itibarıyla kadrosuna kattıklarını kendisine benzeten, büyüten geliştiren, tamir eden, hemen hepsinden en yüksek performansı alabilen bir grup.
Peki neden Galatasaray alınca, hem medyada hem de tribünde kıyamet kopuyor?
Çünkü orada durum tam tersi! Onca zamandır, problemsiz olanların bile gelip problem kaynağına dönüştüklerini görüyorlar. Hemen yittiklerini...
Durum buyken problemli etiketini çoktan alnına yemiş Kazım’a mı umut bağlayacaklar? Misimoviç’i, Lincoln’ü, Elano’yu gördükten sonra hem de...
Yani mesele gelende değil, alandadır aslında...

Yazının Devamı

Aziz Yıldırım haklı mı?

4 Ocak 2011

Fenerbahçe’nin 2000-2001 şampiyonluğunun son maçında kadroda olan 18 oyuncudan hiçbiri bugün Fenerbahçe’de değil.
Tamam, kabul! Aradan 10 yıl geçmiş. Uzun zaman...
2003-2004 sezonunda şampiyon olan takımın son maçından bugüne kalan tek oyuncu ise Volkan Demirel. Evet, 6 yıl da az zaman değil.
Peki ya 2006-2007 sezonu da çok mu uzak? Fenerbahçe’nin şampiyonluk maçına, o ünlü ‘sulu derbiye’ çıktığı 18 kişilik kadroya bakın:
Serdar, Ümit Özat, Edu, Lugano, Önder Tümer, Tuncay, Deniz Barış, Mehmet Aurelio, Serkan, Kezman
Yedekler: Volkan, Yozgatlı, Can Arat, Semih, Uğur Boral, Kemal Aslan, Deivid De Souza...

Yazının Devamı