YEDİ TEPELİ ŞEHİR İSTANBUL

12.03.2019 Salı

İlginç ve gizemli bir sayıdır yedi. Başka sayılara benzemez nedense... Geçmişten bugüne tüm kültürlerde, inanışlarda ve efsanelerde yer almış ama hep korumuştur sırrını ve gizemini... 


Üç vardır, 
13 vardır, 40 vardır ama yedinin yeri bir başkadır her daim. 
Sonsuzluğu, şan, şeref, başarıyı ifade eder, derler. Yedi ana renk, yedi nota, yüzümüzde dışa açılan yedi nokta , yedi kıta, haftanın yedi günü, antik dünyada yedi nehir, yedi şehir, yedi harika vardır.
Musa, Firavun’dan kaçtığında, çölde ona yedi çoban kız yardım eder, İrlandalılar yedi oğulun yedinci oğlunun sihirli güçlere sahip olduğuna inanır, çocukların yedi ayda süt dişlerini çıkar, yedi yaşında düşer,  yeedi yıl sonra da ergen olurlar.
Türkler ve İslamiyet’te yedi
Kâinat yedi safhada yaratılır, Fâtihâ, yedi ayettir, Kâbe’nin etrafı yedi kere tavaf edilir. Eski Türkler’de mesela, Tanrı Ülgen’e ulaşmak için yedi engeli aşmak gerekir, Ülgen’in yedi oğlu, yedi kızı vardır, akıl tanrısı Mergen göğün yedinci katında oturur, ay tutulması yedi başlı dev yüzündendir, Büyük Ayı takımyıldızının adı yedi bekçidir. 
Ve en önemlisi eski Türkler için yedi, dünyaya ait ateş, rüzgar, su ve toprakla insana ait olan can, canan ve çobandan oluşur, ki sayarsanız yedi tanedirler. 
Roma ve Konstantin
Dedik ya her inanış ve kültürde vardır bir anlamı. O yüzdendir ki pek çok şehir yedi tepe üzerine kurulduğunu, yani bir heptalophos polis olduğunu söyler her daim. Ama içlerinde iki tanesi, Roma ve Konstantinopolis açık ara önde giderler bu yarışta. İlki Roma İmparatorluğu’nun ilk başkenti, ikincisi yani bizim İstanbul ise son başkentidir.  
Her daim Şehr-i İstanbul’u bildiğini söyleyenlere soruyorum hemen şehrin yedi tepesini. Çamlıca, Esentepe, Gültepe ve dahi Fikirtepe’yi duydum ama en yükseği denizden yetmiş metre olan eski İstanbul’un hanımefendileri, bu yedi kız kardeşi sayabilen yok neredeyse...
Osmanlı bugünkü hoyrat sahiplerinin aksine nazik ve hassastır Şehr-i Konstantiniye’ye. Nakış gibi işler yavaş yavaş süsler her bir tepeyi yüzyıllar içinde ve taçlandırır her birini bir muhteşem camiyle. Haliç’ten Şehr-i İstanbul’a baktığınızda altısını görürsünüz ama yedincisi biraz utangaçtır, saklanır. Dolayısıyla ilk altısı Sarayburnu, Çemberlitaş, Süleymaniye, Fatih, Yavuz Selim ve Edirnekapı fark edilir hemen. Ama dedik ya biri utangaç diye. İşte o yüzden hemen göremezsiniz Kocamustafapaşa’yı...

Sarayburnu
Denizden yaklaşık 30 metre yüksekteki bu ilk tepede kurulur ilk şehir, Fatih sarayını burada inşa eder. Anıtsal yapılar için Sirkeci’den Kadırga’ya kadar uzanan bu tepe seçilir her daim. Ayasofya, Million, Hipodrom, Sultanahmet Cami, Topkapı ve  İbrahim Paşa Sarayları ve daha nice esere ev sahipliği yapar.

Süleymaniye
En göz alıcı olanıdır aralarında. Çemberlitaş’la aralarındaki vadiye sonraları Osmanlı Kapalıçarşı’yı inşa edecektir. 50 metreye varan yüksekliğiyle, Süleymaniye Külliyesi ve eski Harbiye Nezareti, şimdiki İstanbul Üniversitesi’ne ev sahipliği yapıyor.

Fatih
Bugün Fatih Külliyesi’nin süslediği, hafif bir meyille Haliç’e inen, üzerinde Bozdoğan Kemeri bulunan vadi ile Süleymaniye’den ayrılan tepede Roma zamanında külliyenin yerinde imparatorların gömüldüğü ünlü Havariyyun Kilisesi vardır.

Çemberlitaş
Nuruosmaniye Cami ve Konstantin Forumu’yla süslenmiş Çemberlitaşı birinci tepeden Babıâli’den Eminönü’ne uzanan derince bir vadi ayırır.

Edirnekapı
Mihrimah Sultan’ın ismi ile anılır Şehr-i Kontantiniye’nin bu en yüksek noktası ve bir ihtimal bu yüzden seçilmiştir Sinan tarafından Mihrimah Cami için... 

Kocamustafapaşa
Son tepedir burası ve dedik ya biraz utangaçtır diğerlerine göre... Sadrazam Cerrah Mehmed Paşa’nın Davud Ağa’ya yaptırdığı Cerrahpaşa Camii ile süslenir Osmanlı tarafından...

Yavuz Sultan Selim
Yavuz Sultan Selim Cami’yle süslenmiş bu tepede şehrin en önemli dini ve mimari eserlerinden Kariye ve Haliç kenarında Fener Rum Patrikhanesi de yer alır.

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler,
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu...
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından,
Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayı’ndan...
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar,
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Necip Fazıl



 

Yazarın Önceki Yazıları