“Hikayeme ve hayallerime inandım”

SosyalBen Vakfı’nın kurucusu Ece Çiftçi, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Gelecek Vadeden Genç Liderler Ödülü”nü almaya hak kazanan Türkiye’den ilk isim oldu. Genç girişimci, “14 yaşında hayal edemediklerim 24 yaşında gerçek oldu. Dünyayı çocuklarla değiştirebilir ve güzelleştirebiliriz” diye konuştu.

14.04.2018 Cumartesi Güncelleme : 14.04.2018-1:30 Cumartesi
ÖZLEM ÜLKÜ

Ece Çiftçi, 24 yaşında genç bir girişimci... Yaşıtlarının birçoğu kafasını telefondan kaldırmazken, o çocuklar için farkındalık yaratmanın peşinde. Geçtiğimiz yılki G-20 toplantısı öncesinde yapılan Genç Kadınlar Zirvesi’nde de Türkiye’yi temsil eden Ece Çiftçi, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın verdiği “Gelecek Vadeden Genç Liderler Ödülü”nün bu yılki kazananlarından oldu. SosyalBen Vakfı’nın kurucusu olan Çiftçi, ödülü kazanan 10 kişi arasındaki tek Türk!

Sürdürülebilir barışa katkı veren genç liderlere verilen ödülü 2 Mayıs’ta düzenlenecek törenle alacak Çiftçi’nin ofisine gittik ve hikayesini dinledik...

- Girişimci ruhunuzla başlayan başarı hikayeniz, tüm hızıyla devam ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Gelecek Vadeden Genç Liderler Ödülü”nün kazananlarından biri oldunuz. Neler hissediyorsunuz?

Büyük bir coşku duyuyorum. Bu çok büyük bir sorumluluk ve mutluluk. Üçüncü kez verilen ödülü alan ilk ve tek Türk olmak benim için gurur verici. Orada genç kadınları ve ülkemi temsil edecek olmaktan dolayı ayrıca çok heyecanlıyım.  

- Peki, sizi bu başarıya götüren yolculuğu anlatır mısınız? Hikayeniz nerede başlıyor? 

Kendimi bildim bileli fayda sağlamak adına bir şeyler yapıyorum. Enka Okulları’nda okudum. 9’uncu sınıftayken Nepal’deki sivil toplum kuruluşlarına destek veren Peter Daglish okulumuza gelmişti. Ondan yardım etmenin en profesyonel halini dinledim ve ben de çocuklara yardım etme kararı aldım.

- Sizin için her şeyin başlangıcı o toplantı o zaman...

Evet, hiçbir zaman sayısal başarısı yüksek biri olmadım. Ama keman çalabiliyordum. Bir gün okul gösterisinde sahneye çıktım. Kısa bir şovdu ama ben de matematikten ödül alan arkadaşımla aynı sahnede aynı özgüveni yaşıyor ve alkışlanıyordum. Bu yüzden herkes yeteneğini keşfedip, onun üzerine uzmanlaşmalı dedim.

- İlk çalışmanız nasıl oldu?

14 yaşındayken Şanlıurfa’daki bir gençlik merkezinde 250 öğrenciyle çalıştım. Resim, müzik, dans ve fotoğrafçılık gibi atölyeler düzenledik. Lise son sınıfa kadar her yaz o öğrencilerle bir araya geldim. Sosyoloji okumaya karar verdim. Üniversite zamanında da çalışmalara devam ettim. 

- Neden özellikle çocuklar? 

Çalışmalara başladığım zamanlarda ben de çocuk olduğum için yaşananlarla empati kurdum. Nesilleri oluşturan, onlar aslında. Ufak yaşlarda bazı şeyleri değiştirmenin daha sürdürülebilir olduğunu düşünüyorum. Dünyayı çocuklarla değiştirebilir ve güzelleştirebiliriz.

“Şimdiye kadar 18 bin öğrenciye ulaştık” 

- 2012 yılında “Bir Fikrin mi Var?” yarışmasında en iyi sosyal sorumluluk projesi ve sosyal girişimcilik ödülü aldınız. Yoluna vakıf olarak devam eden SosyalBen’i anlatır mısınız? 

SosyalBen, dezavantajlı bölgelerde yaşayan 7-13 yaş arası çocukların sosyal becerilerini ve benliklerini keşfetmelerini ve geliştirmelerini amaçlayan bir sivil toplum kuruluşu. Uluslararası arenada var olabilmek istediğimiz için dernekken vakıf olma kararı aldık. Türkiye’de 65 ilde, 6 temsilcilik ve 350 gönüllüyle, dünyada 10 farklı ülkede 18 bin öğrenciye ulaşmış durumdayız. 

- Ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Taşımalı eğitim sistemindeki okullarda atölye çalışmaları ve eğitim programları yapıyoruz. Resim, müzik, dans ve fotoğrafçılık gibi çocuğun yeteneğini geliştirmesine destek olacak farklı atölyeler kuruyoruz. Her gittiğimiz okulda, proje sonunda çocuklar mektup yazıp duygularını bizlerle paylaşmak istiyor. Bunlar çok kıymetli. Mesela bir tanesi, “SosyalBen’le yüz yüze tanışmadım ama bence çok iyi biri” diye yazmıştı. Vakfı, kendilerine bu kadar yakın görmeleri çok hoşuma gitmişti.

- Genç arkadaşlara önerileriniz neler?

Gece yastığa başını koyduklarında akıllarından geçen düşüncelerin peşinden gitsinler. Çünkü bunlar, onları diğerlerinden farklı kılıyor. Diğer yandan da hiçbir şeyi ertelemesinler. Bizi biz yapan özelliklere bakıp, hayatlarımıza yön vermeliyiz. Kendimizi tanıdıktan sonra yapamayacağımız hiçbir şey yok. Değişimin gücüne inansınlar. Herkes sosyal sorumluluk yapmak zorunda değil ama herkes inandığı şeyi yaptığı zaman tek başına dünyayı bile değiştirebilir.

- Okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir şey var mı?

Desteklerini esirgememelerini rica ediyorum. Artık dünya çok küçük, bir mesajla veya paylaşımla varlıklarını hissedebilmek çok özel. Mesela bir teyze, “Ece, senin için bir şey yapamam ama okuduğum duanın fotoğrafını yolluyorum” diyerek mesaj atmıştı. Bu, beni çok duygulandırmıştı, insanların sizin adınıza güzel dilekler temenni ediyor olması, sizi tanımadan sevdiğini söylemesi çok kıymetli.

“Benim dünyamda karamsarlık yok”

- Zorluklarla karşılaştığınız zamanlar oldu mu?

Tabii, zaman zaman tıkandığımızı düşündüğüm anlar oldu. Başarı kadar başarısızlığın da takım arkadaşımız olduğunu öğrendim. Benim dünyamda karamsarlığa yer yok. Hikayeme ve hayallerime inandım. 14 yaşında vakıf kurma hayalim yoktu. Bu kadarını beklemiyordum belki. Durmamak ve yılmamak çok önemli. 14 yaşında hayal bile edemeklerim, 24 yaşında gerçek oldu.  

- 20 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

Destek verdiğimiz çocukların, yetenekleriyle topluma mal olmuş bireyler olduğunu görmeyi hayal ediyorum. SosyalBen Vakfı’nın dokunduğu bir Fazıl Say, İdil Biret ve Aziz Sancar, neden olmasın? Ve aynı zamanda uluslararası alana Türkiye’den konuşabiliyor olmak. İleride eğer o güne kadar kimse konuşmamış olursa, Birleşmiş  Milletler üzerinden dünyaya sivil toplum ve gönüllük adına seslenerek alandaki fikir önderlerinden biri olmak istiyorum. 

 SosyalBen Vakfı’nın kurucusu Ece Çiftçi, ABD’de 2 Mayıs’ta yapılacak tören için hazırlıklara başladı. 

28 Nisan’da yola çıkacak olan genç girişimci, destek beklediğini söyledi: “Artık dünya çok küçük. Bir mesajla bile sevildiğini ve desteklendiğini duymak mutluluk verici.”

SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ